Diş
lahana hapı

Bonding (diş aralıklarını kapatmak) Nedir? Nasıl Yapılır?

Bonding (diş aralıklarını kapatmak) Nedir? Nasıl Yapılır?

Dişlerde varolan aralıkları , ufak tefek yüzey problemlerini veya kırıkları kısa süreli tek seanslık bir işlemle düzeltmek mümkündür.Bonding işleminde ,dişin rengi tespit edildikten sonra uygun renkteki kompozit reçinelerle dişe istenilen form verilir.Bu işlem sırasında dişin rengini alan ‘bukalemun’ özellikli kompozitler kullanılarak maksimum renk uyumu elde etmek mümkündür.

BONDİNG İŞLEMİNİN AVANTAJLARI

diş aralıklarını,yüzey problemlerini veya kırıkları kapatmak için uygulanır.
tek seanslık pratik bir işlemdir.
dişlerden madde kaldırmaya gerek yoktur.
orijinal diş renginde çalışmak mümkündür.
işlem sırasında anestezi yapmaya gerek yoktur.
bonding çıkartılmak istendiğinde diş eski formuna kavuşur.
ekonomiktir.

BONDİNG İŞLEMİNİN DEZAVANTAJLARI

+Kullanılan malzemenin ömrü 8-10 yılla sınırlıdır.
+Diş sıkan veya gıcırdatanlarda gece plağı uygulanması gerekir.Aksi takdirde kullanılan malzeme kırılabilir.

Çocuk Diş Sağlığı - Çocuklarda Süt Dişlerinin Önemi - Bebeklerde Diş Çürüğü (Biberon Çürüğü)

Çocuk Diş Sağlığı - Çocuklarda Süt Dişlerinin Önemi - Bebeklerde Diş Çürüğü (Biberon Çürüğü)

Çocuklarda genellikle ilk daimi diş 6 yaşında süren birinci büyük azı dişidir.6 yaş çocukların henüz ağız hijyenini çok iyi sağlayamadıkları bir yaştır,buna rağmen çocukların ağzında ömür boyu kullanacakları ilk daimi dişleri ağızdadır.
Peki bu durumda ne yapmalı ki çocuk birinci büyük azı dişini çürütmesin?

Bunun cevabı çocuklara daha önce de belirttiğimiz gibi diş fırçalama alışkanlığının kazandırılması,çürük oluşturucu besinlerden uzak durması önerilir.Bunun yanında diş hekimi tarafından koruyucu tedaviler uygulanarak çocukların daimi dişlerinin çürümesi önlenir.Düzenli olarak 6 ayda bir çocuk diş hekimine getirilirse,kliniğimizde de uygulamakta olduğumuz TOPİKAL FLUOR uygulaması ve FİSSÜR SEALANT uygulaması yapılabilir.Topikal fluor uygulaması çocuğun daimi dişlerini güçlendirir,daimi dişlerin çürüğe karşı daha dirençli olmasını sağlar.Fissür sealantlar ise büyük ve küçük azı dişlerin üzerinde bulunan girinti ve çıkıntıların örtülmesiyle şeker,çikolata vs.gibi çürük oluşturucu maddelerin dişin yüzeye tutunmasını ve o girintilerden girerek dişi çürütmesini önler,ayrıca içersinde bulunan fluorid sayesinde dişin diğer bölgelerinin de çürümemesine katkıda bulunur.

Çocuklarda Süt Dişlerinin Önemi

Süt dişleri geçici olduğu için ebeveynler tarafından genellikle nasıl olsa bu dişler değişecek denerek pek önemsenmez.Dolayısıyla bu tarz bir düşünce süt dişlerinin temizliğinin ihmaline ve çürümesine sebep olur.Unutlmamalıdır ki süt dişlerindeki çürükler hem çocuğun dişlerinin ağrımasına sebep olur,hem de daimi dişlerine zarar verir.
Süt dişleri ihmal edilip dolgu ile kurtarılamadığı zaman çekilmesi gerekir,erken süt dişi kaybı çocukların daimi dişlerinin çapraşık olmasının en önemli etkenlerinden birisidir.Erken süt dişi kaybı sonucunda ağızda bulunan dişler boşluğa doğru kayar ve daimi dişlerin süreceği yer kalmaz sonuç çapraşıklıktır.Dolayısıyla süt dişlerinin sağlığı çok önemlidir.Çocuklarda ağız hijyeni çocuğun ilk dişleri sürdüğü andan itibaren başlamalıdır.Henüz bebek iken yapılması gereken şey temiz bir bez parçasıyla bebeğin dişlerinin üzeri her emzirme veya mama yedilten sonra yapılmalıdır.Çocuğun yaşı biraz daha büyünce(2yaş) diş fırçası kullanılmaya başlanmalıdır.

Bebeklerde Diş Çürüğü (Biberon Çürüğü)

Bebeğimin dişleri sürer sürmez çürüdü. Nedeni ne olabilir?
Bebeklerde bazen dişlerin üzerinde sürer sürmez kahverengi lekeler oluştuğu ya da bu dişlerin kırılıp döküldüğü gözlenir. Aslında bu lekeler diş çürükleridir ve dişler de çürük nedeniyle kırılır. Bu kadar erken bir dönemde çürük oluşmasının nedeni de biberon çürüğü adı verilen çürüklerdir. Bebek beslenmesinde en önemli besin olan anne sütü ya da inek sütü doğal olarak şeker içerir. Gece yatmadan önce yada uyku sırasında bebek anne sütü ya da biberon emerse süt ağızda birikerek mikropların dişleri çürütmesi için elverişli bir ortam oluşturur. Bu nedenle özellikle gece beslenmesi sonrası dişlerin temizliğine özen gösterilmelidir.

Biberon çürüğünden korunmak için ne yapmak gerekir?
Bebeklerde meydana gelen çürüklerin tedavisi çok güç olduğundan, koruyucu önlemlerin erken dönemde alınması gerekir.

Bunlar nelerdir?

Bebeğinizin gece ağzında biberonla uyuma alışkanlığını önleyin. Beslendikten sonra uyutmaya çalışın.
Biberondaki süte şeker, bal pekmez gibi tatlandırıcılar ilave etmeyin.
Bebek beslendikten sonra mutlaka su içirin.
İlk dişlerin sürmeye başlamasıyla gece ve sabah beslenmeleri sonrası temiz, ıslak bir tülbent ile dişlerini silerek temizleyin.
Biberon çürüğünün önemi nedir?

Biberon çürüğü görülen dişler tedavi edilmezse ağrı yapar ve iltihaplanır. İltihaplı ya da ağrıyan dişler bebeğin huzursuzlanmasına ve beslenme düzeninin bozulmasına neden olur. İltihap alttan gelecek kalıcı dişler de etkileyip şekillerinin bozuk olmasına yol açar. Bu dişler çekilmek zorunda kalırsa çocukta konuşma problemleri ortaya çıkabilir.

Biberon emmediği halde bebeğimin dişleri çürüdü neden olabilir?

Biberonun yanı sıra emziklerin ağlayan bebekleri susturmak amacıyla bal, pekmez, reçel gibi tatlandırıcılara batırılarak verilmesi de biberon çürüklerinin başka bir nedenidir. Bunun yanı sıra, dişler sürdükten sonra oyalanmak amacıyla bebeğin eline verilen karbohidratlı-şekerli gıdalar da diş çürüklerine neden olur. Çocuğu bu tür gıdaların yerine elma, havuç gibi besin değeri yüksek; diş temizliğine yardımcı gıdalara yönlendirmek gerekir.

Fluorid Uygulamaları:

Günümüzde diş hekimliğinde ve diğer tıp bilimlerinde koruyucu hekimlik önem kazanmıştır.Diş hekimliğinde de koruyucu hekimlik denilince akla dişlerin çürümesini önlemek gelir.Dişleri çürüğe karşı dirençli bir hale getirmek için kullanılandığımız madde FLUORİD dir.

Fluorid dişlerin çürümesini önleyen,dişlerin yapısını kuvvetlendiren bir elementtir.Fluorid diş macunlarının içinde bulunduğu gibi bazı besin maddelerinde de bulunur.Fakat çocuklar çoğu zaman dişlerini fırçalamayı ihmal ettikleri için dişlerinin çürüğe karşı direnç kazanabilmeleri için yeterli fluorid almamış olurlar.Bu durumu bertaraf edebilmek için kliniğimizde profesyonel TOPİKAL FLUORİD uygulamaları yapılmaktadır.

Profesyonel Topikal fluorid tatbiki sadece diş hekimleri tarafından uygulanılabilen bir yöntemidir.Topikal fluorid uygulaması özellikle dişleri çürümeye meyilli çocuklarda uygulanır. Bu sayede yeterli miktarda fluorid dişler üzerine depolanır ve dişlerin yapısı güçlendirilerek çürüğe karşı dirençli olur.Topikal fluorid uygulaması her 6 ayda bir yapılırsa ancak etkili olabilir.Bunun için çocuklarınızı her 6 ayda bir düzenli olarak diş hekimine getiriniz…

Çarpık Dişler Nasıl Düzeltilir? (ortodonti)

Çarpık Dişler Nasıl Düzeltilir? (ortodonti)

DÜZGÜN DİŞLER İÇİN ORTODONTİK TEDAVİ

İnsanın içini ısıtan güzel bir gülüşün sırrı dişlerde saklıdır. Bunun önemini bilen pekçok kişi dişlerindeki bozuklukları düzeltmede protetik yaklaşımlara başvurmaktadır. oysa doğal dişlerinizi koruyarak da güzel bir gülüşe sahip olabilirsiniz. Diş hekimliğinin son yıllarda geliştirdiği yöntemler sayesinde inci gibi dişler sizi bekliyor. Diş hekimliğinin bir uzmanlık dalı olan ortodonti, diş, çene ve yüz kompleksini normal yapı ve gelişim, anomaliler ve anomalilerin tedavisi yönünden ele alan bilim dalıdır. Önceleri estetik amaçla işe başlanmış zaman içerisinde sınırları genişletilip, bugünkü konumuna ulaşılmıştır. Günümüzde ortodontinin hitab ettiği kitle oldukça genişlemiş ve uygulama alanı da aynı oranda artmıştır. Son yıllarda yapılan araştırmaların sonuçlarına göre tüm dünyada koruyucu diş hekimliğinin önem kazanması, daha bilinçli bir kitle yaratmış ve diş çürüğü vakalarında gözle görülür bir azalma meydana gelmiştir, buna bağlı olarak da katılım, gelişim yetersizlikleri, çeşitli yanlış alışkanlıklar (parmak emme, uzun süre yalancı meme ve biberon kullanma, dudak ısırma) gibi faktörler sebebiyle oluşan rahatsızlıklar sonucu ortodontiye duyulan ilgi de artmıştır.

Ortodontinin sınırları

Süt dişlenme dönemi olarak adlandırılan okul öncesi yıllarda parmak emme, dudak yeme, ağıza yabancı cisim sokma gibi alışkanlıklara bağlı olarak ortaya çıkan sorunların mümkün olduğu kadar azaltılmasına yönelik uygulamalardır. Bu alışkanlıklar süt dişlenme döneminde ortadan kaldırılırsa iskelet yapıda kalıcı bir bozukluk oluşmadan iyileşme sağlanır. Bunun içinde birtakım ağız içi veya ağız dışı aygıtlardan yararlanılır.

Karışık dişlenme dönemidir. Bu dönem ilkokul çağı çocuklarını kapsar, ağızda hem daimi hem de süt dişlerinin bulunduğu dönemdir. bu dönemde zamanından önce veya sonra süt dişlerinin kaybedilmesi alttan gelen daimi dişlere rehberlik edememesi sonucunda birtakım çene içinde yer darlığı problemleri oluşabilir. Oluşan çapraşıklığın giderilmesi ortodontinin ilgi alanına girer. Yine bu dönemde başlayıp ergenlik çağının sonuna kadar devam eden çeneler arası uyumsuzlukların giderilmesi de ortodontinin konusudur.

Daimi dişlenme döneminde diş dizlerindeki bozukluklar diş çekimi yapılarak veya yapılmadan sabit veya hareketli aygıtlarla düzeltilebilir.

Diş eti hastalıklarına bağlı olarak meydana gelen diş düzensizlikleri veya diş kaybına bağlı olarak meydana gelen düzensizliklerin tedavileri de ortodontinin konusudur.

YAŞ SORUN MUDUR ?

Dişsel düzeltmelerde yaş sorun değildir. Hasta kaç yaşında olursa olsun tedavi mümkündür. Eğer bireyin kemik yapısında bir düzensizlik söz konusu ise (iskeletsel) yaş önemlidir. BU durumda fonksiyonel tedaviye gereksinim vardır ki bu tedavi de ergenlik çağına kadar olan sürede yapılır.

Çocuğumuzun Diş Sağlığını Nasıl Koruruz?

Çocuğumuzun Diş Sağlığını Nasıl Koruruz?

Çocuklarda diş çürümesinin sepeplerinden bazıları şunlardır :

Süt dişleri normal dişlere oranla daha fazla organik madde içerirler. Bu nedenle sürekli dişlere oranla daha kolay çürürler.

Çocuklar ağız bakımına yetişkinler kadar dikkat edemezler. Onları ağız bakımına özendirmek için, anne ve babaların dişlerini günde en az iki kere, onların göreceği şekilde fırçalamalarında fayda vardır.

Çocuklar büyüklere nazaran daha sık şekerli yiyecekler tüketirler. Şeker çocukların hem zeka hem de vücut gelişiminde rol oynayan önemli bir üründür ve tüketimini tamamen engellemek pratikte imkansızdır. Ancak dişler üzerine olan zararlı etkilerini en aza indirgemek için, çocuklara şekeri yemek aralarında değil, mümkünse yemeklerden hemen sonra vermelidir.

Özellikle kaçınılması gereken şey, emzik ya da biberonu şeker, bal ve reçel gıdalara batırarak çocuklara vermeniz ve bunu alışkanlık haline getirmenizdir. Yine geceleri uyku arasında verilen şekerli süt, meyve suyu, şerbet gibi gıdalar çürük oluşturabilecek etmenlerin başında gelir.

Çocuklar çürüğün erken döneminde görülebilen soğuk sıcak hassasiyeti, hafif ağrı gibi sinyalleri zamanında yorumlayamazlar.Kendileri olayı ancak dayanılamayacak kadarf ağrı olması durumunda farkederler ki, bu durumda çok geç kalınmış olabilir.

Çürük oluşumu engellenebilir mi ?

Çürük oluşumunu tamamen engelleyebilecek aşı ya da ilaç henüz geliştirilemedi. Ancak çürük sayısını azaltmaya yönelik bazı malzemeler günümğzde kullanılmaktadır. Bunlardan birisi, fissur örtücü (fissure sealant) dediğimiz malzemedir. Diş çürükleri genellikle azı ve küçük azı dişlerinin çiğneyici yüzeylerinde bulunan ve ‘Fissür’ adı verilen oluklarda başlar.(Resim 1)

Fissür örtücü çok ince yapısı ile oluğun üzerini kapatıp o bölgenin mikrop, yemek artığı vs gibi dış etmenlerden korunmasına, dolayısı ile bu bölgeden çürük başlamasına engel olur. Oldukça başarılı olan bu metod maalesef 2 diş arasında başlayan çürüklere etkili değildir. Fissür örtücü genellikle 6 yaşından itibaren çıkan, kalıcı azı ve küçük azı dişlerine uygulanır. Fissür örtücü uygulanırken dikkat edilecek bir başka nokta ise ilgili dişte çürük ya da dolgu bulunmasıdır.

Çürüğü engellemenin başka yolu var mıdır ?

Evet. Flourür dişlerin çürüğe karşı direncini arttıran bir maddedir. Modern eğilim, dişlere yüzeysel florür tatbiki ile direnç kazandırılmasıdır. Bu işlem hasta için oldukça zahmetsiz ve basit olmasına rağmen çürük oranını düşürmek açısından oldukça başarılıdır. Özellikle fissür örtücü ve yüzeysel flourürün birlikte uygulanmasının, çürüğü engellemede en iyi sonucu verdiğine dair araştırmalar vardır. Ayrıca çocuğunuz dişlerini kendisi fırçalayacak yaşa gelinceye kadar temiz bir gazlı bez ile dişlerinin üstündeki birikintiler temizlenmelidir.

Unutmayın ki çürük oluşumunu engellemeye yönelik koruyucu hekimlik en kolay, en ucuz ve en sağlıklı tedavi şeklidir.

Çürük oluşumunu engellemek için çocuğuma flour tableti vermeli miyim ?

Tablet şeklinde sistemik flour uygulaması pek çok değişken gözönüne alınarak yapılmalıdır. Vücuda aşırı dozda flourür alımı da zararlı olabileceğinden, ve alınan flourür alımı da zararlı olabileceğinden, ce alınan flourür miktarının kontrolü güç olduğundan, günümğzde tablet şeklinde flourür alımı yavaş yavaş ortadan kalkmaktadır. (daha fazla bilgi için lütfen diş hekiminizle görüşünüz.)

Çocuğumun süt dişlerindeki çürükler tedavi edilmeli mi nasıl olsa düşecek ?

Süt dişlerinin bakımı en az sürekli dişler kadar önemlidir.Çürük süt dişleri çocuğunuza ağrının yanısıra, çiğneme zorluğu ve çirkin görüntü de verir. BU durum çocuğun sadece beslenme düzenini bozmaz aynı zamanda arkadaşları arasında alay konusu olmasına da neden olabilir.

Bunun dişında çürüğün aşırı ilerlemesi diş kökü ucunda iltihaba yol açabilir. Bu iltihap, çocuğun genel sağlığının bozulmasına neden olabileceği gibi süt dişi kökü altında bulunan sürekli dişe de zarar verebilir. Ayrıca çürük nedeniyle erken yaşta çekilen dişler sürekli dişlerin çarpık çıkmasına ve ileride ortodontik tedaviye gereksinim duyulmasına neden olabilir.

Çocuğum boks, judo güreş, buz pateni gibi kontakt sporlarını aktif olarak yapıyor. Diş sağlığını korumak için bir şey yapılabilir mi ?

Evet. Bu tip spor yapan çocuk ve yetişkinler kendi ağızlarına uygun hazırlanmış, yumuşak yapılı bir darbe koruyucudan faydalanabilirler.

Unutmayın ki bu tip sporları yapan kişilerin dişlerin zedelenmesine neden olabilecek şiddette bir darbe alması olasılığı her an vardır ve küçük yaşta hasar gören bir dişin tedavisi hasta için çok zahmetlidir.

Çene Eklemi Sorunları Nelerdir?

Çene Eklemi Sorunları Nelerdir?

Çene eklemi rahatsızlığı daha çok genç ve orta yaşlarda görülen bir rahatsızlıktır.Bu rahatsızlık baş, kulak, çene-yüz ağrıları, kulak çınlaması, çene ekleminden ses gelmesi, ağız açmada kısıtlılık, ağrı veya kaymalar şeklinde semptomlarla kendini gösterir. Kimi kez klinik belirti vermeden yıllarca devam ederken, kimi kez de insanları canından bezdiren bir rahatsızlık olarak sürer.

Nedenleri

Çene eklemi rahatsızlığının oluşmasında bir çok neden vardır. Farkında olmadan çene ekleminize ve yüz kaslarınıza aşırı yüklenmeye sebep olabilecek şekilde dişlerinizi sıkıyor veya gıcırdatıyor olabilirsiniz. Çene eklemi rahatsızlığına neden olabilecek fizyolojik olmayan bir diş kapanışına sahip olabilir veya daha önceleri çene yüz bölgesinde bir travmaya maruz kalmış olabilirsiniz.

Çözüm Yolları

Çene ekleminizdeki problemlerin düzeltilmesi için tek bir tedavi şekli yoktur. Çene-yüz kaslarındaki spazmın azaltılması, optimum bir kapanışın sağlanması veya çene eklemlerinin aşırı yüklerden kurtulması gibi çeşitli tedavi şekilleriyle çene-yüz bölgesinde harmoniniz sağlanır.Okluzyon uyumu (kapanış) tam olmayan dolgu,protez ve kuron köprüler gözden geçirilir.Kapanış hattınızı dengelemek ve aşırı çiğneme basınçlarını önlemek için özel bir aparat olan gece plağı yapılır.

Çene eklemi rahatsızlığı sizin için problem mi?

Baş ağrıları ve diş aşınmalarının çene ekleminizle ilgisi olabileceğini tahmin edemeyeceğinizden dolayı uzun bir süre farkında olmadan çene eklemi rahatsızlığı olabilir. Çene-yüz kasları ve dişlerinizin kapanışı çene ekleminizin fonksiyonunu etkiler. Aşağıdaki sorulara vereceğiniz cevaplarla çene eklemi rahatsızlığınız hakkında bir bilgiye sahip olabilirsiniz.

Kaslar

Dişlerinizi sıktığınız ya da gıcırdattığınızın farkında mısınız?
Sabahları uyandığınızda çene-yüz kaslarında ağrı hissediyor musunuz?
Sıklıkla baş-boyun ağrılarınız oluyor mu?
Dişlerinizi sıktığınızda ağrınız artıyor mu?
Stresli olduğunuzda dişlerinizi daha çok sıkıyor musunuz?
Dişlerinizde hassasiyet, aşınma var mı?

Dişler ve kapanış

Ağzınızı kapattığınızda dişleriniz birbirine temas ediyor mu?
Eksik dişleriniz fazla mı?
Zaman zaman kapanışınızın değiştiğini hissediyor musunuz?
Çiğneme sırasında zorluk çekiyor musunuz?

Çene eklemleri

Ağzınızı açtığınızda çene eklemlerinizden ses geliyor mu?
Ağzınızı açıp kapamada, yemek yemede veya esnemede zorluk çekiyor musunuz?
Bazen çenenizin kilitlendiğini hissediyor musunuz?
Baş-boyun bölgesine bir travma geldi mi?
Diğer eklemlerinizi de ilgilendiren artrit gibi bir rahatsızlığınız var mı?
Ağzınızı açmakta zorluk çekiyor musunuz?

Çene eklemi rahatsızlığının anlaşılması

Çene-yüz kaslarınızdan, dişlerinizin kapanışından ve çene kemiklerinizden etkilenen çene ekleminiz kompleks bir yapıya sahiptir. Bu üç yapının her biri ekleminizin armonisi için çok önemlidir. Kaslarınız esnek ve dengeli olmalıdır. Dişleriniz eksiksiz fizyolojik ve biyolojik bir uyum içinde dengeli olup, düzenli bir kapanış vermelidir. Ağzını açma ve kapama haraketleri fizyolojik sınırlar içersinde olmalıdır.

Kaslar: Çene-yüz kaslarınızın gevşeme ve kasılması ile ağzınızı açma-kapama, konuşma ve çiğneme fonksiyonlarını yapabilirsiniz. Kaslarınız stres altında olmayıp rahat olduğu zaman, eklemlerinizle birlikte bir düzen oluştururlar.

Kapanış: Dişlerinizin anatomik şekli, çiğneme fonksiyonunuzu yapmanızı sağlar. Alt-üst çene kemikleriniz ve çene ekleminizle birlikte dişleriniz çene kapanışını oluşturur. Stabil bir kapanışınızın olması stabil bir ekleminizin olmasını sağlar.

Çene Eklemi: Çene eklemi alt ve üst çene kemiğinizdeki bağlantıyı sağlar. Bu durum ağzınızı açma-kapama, konuşma, ısırma ve çiğnemenizde büyük etki yapar.

Çene ekleminizdeki uyumun bozulması

Çene-yüz kasları, çene eklemleri ve alt-üst dişler arasındaki kapanış çene eklemlerinizi etkileyen üçlü bir mekanizma oluşturtur. Bu mekanizmayı oluşturan yapılardan birinde bozukluk olduğu zaman, çene eklemlerinizde uyum bozulmuş olur, Çene-yüz kaslarınızdaki spazm, çene eklemlerinizde ya da başınızda ağrılara neden olabilir, Kapanış problemleri eklemlerinizin pozisyonunu değiştirebilir. Diskin yerini değiştirmesi eklemlerinizden ses gelmesi veya eklemlerinizin kilitlenmesine neden olabilir.

Kas problemleri: Stres, dişlerin sıkılması ve yanlış duruş kaslarda spazma neden olur. Kasılan kaslar, alt ve üst çene kemiklerinizi birbirine yaklaştırarak eklemlerinizde istenmeyen yüklere ve bazen de dişlerinizde aşınmaya neden olur.

Kapanış problemleri: Alt ve üst çenenin birbirleriyle uyumsuz kapanışı, çene eklemlerinizde sorunlar yaratabilir.

Eklem problemleri: Çene eklemi sorunları dişlerinizi sıkmanızdan, o bölgeye gelen travma ya da artrit gibi eklem rahatsızlıklarınızdan meydana gelebilir. Bağların uzamasına neden olan eklem sorunları, diskin yerinden oynamasına ve hatta artrit gibi değişikliklere neden olur.

Diş hekimi Muayenesi: Çene eklemi rahatsızlığının nedenlerin anlaşılmasına yardım eden diş hekimi muayeneniz, tedavinizin ilk aşamasını oluşturur. Diş hekimi tarafından yapılan detaylı muayeneniz, sadece çene eklemi rahatsızlığıyla ilgili değil bütün genel sağlığınızla ilgilidir. Stres altında olup olmadığınız, dişlerinizi sıkıp sıkmadığınız, dişlerinizi gıcırdatıp gıcırdatmadığınız, ailenizde çene eklemiyle ilgili şikayetlerinizin olup olmadığına dair sorular sorulur. Sizden alınan cevaplar ve muayene sonuçlarıyla rahatsızlığınızın nedenleri anlaşılmaya çalışılır. Yine muayene sırasında kaslarınızı etkileyecek sinir sistemi veya ortopedik bir bozukluk olup olmadığı, çene-yüz ve boyun kaslarınızın uyum içinde çalışıp çalışmadığı anlaşılmaya çalışılır.Doktorunuz çene eklemlerinizi çene yüz kaslarınızı parmak uçlarıyla palpe ederek ağrı olup olmadığını, ağzınızı açıp kapatarak çene eklemlerinizde ağrı olup olmadığını ve çene eklemlerinizden ses gelip gelmediğini ve alt çenenizi açıp kapatma sırasında kayma yapıp yapmadığını ve maksimum ağız açıklığınızı ölçerek muayenenizi tamamlar.

Ağız Kuruluğu Nedenleri Nelerdir?

Ağız Kuruluğu Nedenleri Nelerdir?

Ağız kuruluğu diş hekimliğinde kserostomia olarak adlandırılır. Tükrük bezlerinin tükrük salgılama fonksiyonlarının azalması sonucunda, ağız kuruluğu ortaya çıkar.

Ağız Kuruluğunun Nedenleri Şunlardır:
* Ağız kuruluğu bazı ilaçların yan etkisi olarak ortaya çıkabilir. Ortalama 500 ün üstünde ilaç türü ağız kuruluğuna neden olmaktadır.
* Tükrük bezlerinde meydana gelen hastalıklar ve tükrük bezlerinin cerrahi olarak çıkartılması ağız kuruluğuna neden olur.
* Yaşla birlikte tükrük salgısı azalır.
* Bazı sistemik hastalıklarda (diabet, hormonal hastalıklar, siyogren sendromu, nörolojik bozukluklar) ağız kuruluğu görülmektedir.
* Radyoterapi, özellikle baş ve boyun radyoterapisi tükrük bezlerinde hasara neden olarak ağız kuruluğuna yol açar.
* Alkol ve kafein kullanımı ağız kuruluğuna neden olur.

Ağız Kuruluğu Meydana Geldiğinde
* Özellikle kuru yiyecekler için yeme zorluğu
* Dilde yanma, norma dışı his, sızlama
* Ağzı nemli tutacak şeyleri sık uygulama ihtiyacı
* Konuşma ve yutkunma zorluğu
* Sık susama
* Dudak kenarlarında kuruma ve çatlama
* Tat duyusunda azalma, anormal tat hissi
* Protez kullanımında zorluk
* Kötü ağız kokusu ortaya çıkar.

Tükrük ağız için önemli bir savunma mekanizmasıdır. Bu nedenle tükrük salgısının azalması ağız içinde çeşitli sorunlara yol açar

Bunlar;

* Tükrük salgısının azalmasıyla tükrüğün yıkama fonksiyonu da azalacağı için bakteri plağı ve yiyecek artıklarının birikimi kolaylaşır. Bu nedenle dişeti hastalıkları ve diş çürükleri oluşumu artar.
* Tükrük oksijen içerir. Tükrük salgısındaki azalma sonucu ağız içerisindeki oksijen miktarı da azalır. Oksijenin azalması oksijensiz ortamda yaşayan anaerop bakterilerin kolayca üremesine neden olur. Anaerop bakteriler dişeti hastalıklarına, diş çürüklerine ve ağız kokusuna neden olur.
* Tükrük yapısında bulunan çürük oluşumunu engelleyen mineraller de azalacağı için çürük oluşumu artar.

Tedavisi
* Eğer ağız kuruluğu kullanılan bir ilacın yan etkisi olarak ortaya çıkıyorsa ilaç değiştirilebilir.
* Sık sık ağzı ıslatmak için yudum yudum su içmek ve sulu gıdaların alımını arttırmak,
* Şekersiz sakız çiğnemek,
* Alkol, kafein, sigara ve şekerli yiyeceklerden uzak durmak,
* C vitamini almak,
* İçeriğinde alkol ve sodyum lauryl sülfat bulunan ağız bakım ürünlerini kullanmamak,
* Gerekirse yapay tükrük kullanmak,
* Yaşanan ortamın nemini arttırmak faydalı olabilir.

Tükrük ağız için önemli bir savunma mekanizmasıdır. Bu nedenle ağız kuruluğunu ihmal etmemek gerekir.

Ağız Kokusu Nedir? Nasıl Oluşur? Nasıl Yokedilir?

Ağız Kokusu Nedir? Nasıl Oluşur? Nasıl Yokedilir?

Ağız kokusunun çeşitli nedenleri vardır.
Çoğunlukla fena ağız kokusunun sebebi (%90 oranda) ağız içi kaynaklıdır. Diğer sebeb ise mide-barsak yada üst solunum yolu rahatsızlıklarıdır.Bunlara ilaveten özellikle çocuklarda barsak parazitlerine bağlı daha çok sabahleyin gözüken ağız kokusu oluşabilir.Bazı sistemik hastalıklardda da (diabet gibi) fena koku görülmektedir.

Ağız içi kaynaklı kokunun sebebleri başlıca;
1-kokulu yiyecekler
2-diş çürüğü
3-periodontal(dişeti ve çevre kemik dokusu)hastalıklar
4-sürekli ağız kuruluğu
5-tütün kullanma
6-yetersiz ağız hijyeni(kötü bakım)

Dişhekiminiz size ağız kokusunun sebebinin belirlenmesinde yardımcı olur eğer sebeb ağız içi kaynaklı ise bu sorununuzun giderilmesinde gerekli tedavi planlamasını yapar.
Kötü Kokuyu ne/ler yapar

Yediğimiz gıdalar solunumumuzu etkiler ,özellikle soğan sarımsak gibi yiyecekler kan dolaşımımıza geçerler,oradan akciğerlere transfer edilir ve nefesimizle dışarı atılır.
Diş fırçalama ,dişipi kullanımı ve ağız gargaraları ,sakız çiğneme kokuyu sadece geçici olarak maskeler.Vücut gıdayı elimine edene kadar koku kalır.Diet yapanlarda düzensiz yemek yemeğe bağlı olarak fena ağız kokusu olur.

Düzenli ağız bakımı olmazsa,gıda artıkları dişler arasında ,dilin ve dişetlerinin üstünde
birikerek ağızda kalır ,belli bir süre sonra kokuya sebeb olur.Protezlerinde iyi temizlenememesi fena kokuya sebeb olur .
Periodontal sağlığın bozulduğunun en önemli habercisi de fena ağız kokusudur.

Ağız Kanseri Nedir? Tedavisi Nasıl Yapılır?

Ağız Kanseri Nedir? Tedavisi Nasıl Yapılır?

Ağız kanserlerinin sıklığı ve ciddiyeti Ağız kanserlerinin çoğunluğu 45 yaşın üzerinde ortaya çıkar ve erkeklerde oluşma olasılığı kadınlara oranla 2 kat fazladır.

Ağız kanserlerinin oluştuğu bölgeler sıklıkla; dil, ağız tabanı, dil köküne yakın yumuşak damak alanları, dudaklar ve dişetleridir. Ağız kanserleri erken dönemde teşhis edilerek tedavi sağlanmazsa yayılarak sürekli ağrı, fonksiyon kaybı, tedavi sonrası düzeltilmesi mümkün olmayan yüz ve ağız deformiteleri, hatta ölümlere neden olabilir. Dişhekimine düzenli aralıklarla gidilmesi ağız kanserlerinin erken dönemde yakalanması açısından da önemlidir.

Ağız kanserlerinin nedenleri nelerdir? Ağız kanserlerinin kesin nedeni tam olarak bilinmez. Bununla beraber, tütün ürünleri, alkol ve bazı besinlerdeki karsinojen maddeler ve fazla güneş ışığına maruz kalınması gibi faktörlerin ağız kanseri riskini arttırdığı bulunmuştur. Genetik yatkınlık ta ağız kanserleri için risk faktörleri arasındadır.

Ağız kanserlerinin muhtemel belirtileri; Ağız içinde veya etrafında beyaz veya kırmızı renkli alanlar Ağız içinde hassas, tahriş olmuş, kabarık veya kalınlaşmış alanların olması Ağızda veya boğazda tekrarlayan kanamalar Seste boğukluk veya boğazda yutulamayan cisim hissi Çiğneme ve yutma güçlüğü Dil ve çene hareketlerinde zorlanma Dil veya ağızın diğer bölgelerinde his kaybı, uyuşukluk Alt veya üst çenede meydana gelen şişlikler ve bunun sonucu mevcut protez uyumunun bozulması Ağız kanseri lezyonları başlangıç döneminde ağrısızdır, kanser ilerleyerek sağlıklı ağız dokularında harabiyet oluşturdukça ağrı şikayeti de başlar. Kişinin kendinin ağız kanserini farketmesi güç olabilir. Bu nedenle düzenli dişhekimine gidilmesi son derece önemlidir.

Ağız kanseri riskinin azaltılması;

Sigara, sigar, pipo gibi tütün ürünlerinin kullanmayınız, tütün çiğnemeyiniz
Alkol kullanıyorsanız, aşırıya kaçmayınız
Hem alkol hem de tütün ürünlerini kullanan kişilerde ağız kanseri riski alkol ve tütün ürünlerini kullanmayan kişilere göre 15 kat artmıştır
Meyva ve sebzeden zengin diyetle besleniniz (araştırmalar bu tür diyetin ağız kanseri riskini azaltabileceğini ileri sürmektedir)
Düzenli olarak dişhekimine gitmeyi ihmal etmeyiniz.

3 Sayfa: [1] 2 3 »