Dahiliye
lahana hapı

Addison Hastalığı Nedir? Belirtileri Nelerdir? Nasıl Tedavi Edilir?

Addison Hastalığı Nedir? Belirtileri Nelerdir? Nasıl Tedavi Edilir?

Böbrek üstü bezlerinin körelmesine ya da yıkılmasına yol açan bir hastalık. Bu hastalığı ilk olarak, Londralı hekim Thomas Addison tanımlamıştır.

Addison hastalığı, böbreküstü bezlerinin kabuk korteks bölümünün, otoimmun,verem ya da mantar enfeksiyonu nedeniyle zarar görmesine bağlıdır. Güçsüzlük, kansızlık, kilo yitimi, mide-bağırsak rahatsızlıkları, kan basıncı düşüklüğü, deride kararma, bazı hastalarda da aşırı sinirlilik ve aşırı duyarlılıkla gelişir. Eskiden ölümle sonuçlanabilirken, günümüzde sentetik hormonlarla kesin olarak tedavi edilmektedir.

Böbrek üstü bezleri, böbreklerin tepesinde yer alan, üçgen şekilli bir çift organdır. Addison hastalığının yaygın olmayışının nedeni, her iki bezin tüberküloz ve kanser tarafından yıkılma şansının pek az olmasıdır. Bu hastalık erkekte ve kadında eşit oranda görülür ve çoğu kez orta yaşlı ergin kişileri etkiler. Hastalığın belirtileri çok çeşitli olup böbrek üstü bezinin korteks bölümünün hormonlarının ortadan kaybolmalarının sebep olduğu değişimlerden ibarettir. Hasta, tedavi edilmediği takdirde üç yıldan fazla yaşamaz.

Addison hastalığının önde gelen belirtileri şunlardır:

• Güçsüzlük
• Aşırı yorgunluk, bitkinlik, kas güçsüzlüğü
• Kilo kaybı
• Mide bulantısı
• Kusma
• Tekrarlayan ishaller
• İştah kaybı
• Deride koyulaşma, lekeler
o Bazı bölgelerde deride anormal koyu renklenme
o Soluklaşmalar da olabilir
• El ve ayaklarda cilt döküntüleri ve lezyonları
• Ağızda yanak içlerinde renk değişiklikleri, pigmentasyon
• Yavaş, uyuşuk hareketler
• Kan basıncı ve kalp atımında değişiklikler
• Yüzde ve avuçlarda olağandışı ve aşırı terleme
• Baş ağrısı
• Pupillerde genişleme
• Kalp atışlarında hızlanma
• Hızlı ve ritmik titreme
• Ani krizler
• Hafıza bulanıklığı
• Göz kapaklarında istem dışı anormal hareketler
• Uyku bozukluğu
• Heyecanlanma
• İnişli çıkışlı ruh hali
• Dikkat dağınıklığı
• Hafıza kaybı (amnezi)
• Halusinasyonlar
• Bayılmalar

Addison hastalığının tedavisi,

Ömürboyu sürecek kortikosteroidle yerine koyma tedavisi belirtileri kontrol altına alır.Genellikle glukokortikoid (kortizon veya hidrokortizon) ve mineralokortikoid (fludrocortizon) kombinasyonları verilir.

İlaç tedavisi stresin arttığı durumlarda arttırılmalıdır.Enfeksiyonlar,yaralanmalar ve aşırı terleme adrenal krize sebep olabilir.Adrenal krizde damariçi veya kasiçi hidrokortizon hemen yapılmalıdır.Düşük kanbasıncı tedavisi de gereklidir.Birçok hasta stres anında kendikendilerine acilen yapmak üzere acil hidrokortizon enjeksiyonu yapmayı öğrenmiştir.Hastaların yanlarında acil durumlarda yapılacak ilaç ve dozlarının yazılı olduğu tanıtıcı bir sağlık kartını taşımaları çok önemlidir.

İlaç almayı asla aksatmamalıdır.Eğer şiddetli kusma dolayısı ile ilaç alımı aksıyorsa doktora bildirilmelidir. Aşırı kilo artışı ve vücutta ödem halinde mutlaka doktora bildirilmelidir.

Burun Kanaması Neden Olur? Nasıl Tedavi Edilir?

Burun Kanaması Neden Olur? Nasıl Tedavi Edilir?

Lokal veya genel nedenlerden veya ikisinin birleşiminden burun kanaması ileri gelebilir. Bazı hallerde hiçbir neden görülmemektedir.

Burun kanamasının bazı lokal nedenleri hangileridir ?
a. Buruna veya kafatasının alt kısmında herhangi bir yaralanma.
b. Burunda yabancı bir cismin bulunması.
c. Burun operasyonları.
d. Aşırı öksürükten, aksırmadan veya burun silinmesinden.
e. Burun karıştırılmasından.
f. Frengi veya verem gibi hastalıklardan ileri gelen yaralardan.
g. Burunda veya sinüslerde bulunan habis tümörlerden,
h. Burundaki sümük bezlerinde varisli damarlar bulunmasından, i. Alerji, sinüzit ve basit nezlede meydana gelebilen sümük bezlerinde akut bir cerahatlanmadan.

Burun kanamasının bazı genel nedenleri hangileridir ?
a. Yüksek kan basıncı.
b. Hemofili, anemi pernisyöz, purpura, iskorbüt illeti, lösemi ve sarılık gibi kan düzensizlikleri.
c. Atmosferik değişiklikler, dağcılık, dalıcılık veya denizin çok derinlerine inmek, gibi.

Genel veya lokal bir durumdan meydana gelen burun kanamaları arasında ayırım nasıl yapılabilinir ?
Eğer kanama yalnız bir burun deliğinden gelmekteyse bunun lokal bir kanama olduğu ihtimali fazladır. Ayrıca burun muayene edilince kanama noktası veya kanama nedeni tesbit edilmiş olabilecektir.

Burun kanamaları nasıl kontrol altına alınabilir ?
Aslında iki cins burun kanaması vardır. Bunların yüzde 90′ı burunun ön kısmındaki septumdan ve bazı nadir yakalarda etmoid kesimin ön tarafından gelir. Lokal anestezi altında dağlama «cauterisation» yapılmakla kanama noktası genellikle bulunabilinir ve kontrol altına alınır. Bu operasyon gümüş nitratı, asit kronik gibi kimyasal maddelerin kullanılmasıyla veya elektrikle pıhtılaşma usulüyle yapılır.

Burun kanamasında ilk yardım tedbiri olarak ne yapılmalıdır ?
Kanamaların büyük çoğunluğu burun septumunun ön kısmında meydana geldiği için kanayan burun tarafının devamlı tazyikle kapatılmasıyla kanama genellikle durdurulabilinir. Eğer burun damlası varsa bununla ıslatılan bir pamuğun burna sokulması, yoksa ufak bir parça pamuğun kanayan tarafa yerleştirilmesi yararlı olur. Bu pamukla yapılan baskı en azından on dakika sürdürülmelidir. Burundan gelen kanın boğaza akmaması için kanama olan kişi dik oturmalı ve başını öne doğru eğik tutmalıdır.

Burnun arka tarafından gelen bir kanamada ne yapılmalıdır ?
Bu tip kanama kendiliğinden kontrol altına alınamaz. Bu gibi hallerde kanama olan kişinin, ağız yoluyla burunun arka tarafının tamponlanması gerekeceğinden, hastaneye kaldırılması gerekli olacaktır.

Tampon ne kadar süre yerinde bırakılır ?
Arka tarafta bulunan tamponlar yaklaşık bir hafta yerinde kalacaktır. Ön tarafa yerleştirilen tamponlar ise dördüncü günde kısım kısım çıkarılmaya başlanacaktır.

Genel bir durumdan meydana gelen burun kanamasında ne gibi tedavi metotlarına başvurulur ?
Uzman doktora müracaat edilmesi gerekir. Doktor kanamaya neden olan hastalığın tedavisine girişecektir.

Anestezi nedir? Genel Anestezi Nedir? Lokal Anestezi Nedir? Hangi durumlarda yapılır? Tehlikelimidir?

Anestezi nedir? Hangi durumlarda yapılır? Tehlikelimidir?

Ameliyat olacak hastaların, anestezi ve anesteziye bağlı riskler hakkında bilgi eksiklikleri ve birtakım yanlış düşünceleri mevcut olabilir. Ameliyata alınacak birçok hasta “Anestezi” kelimesinin ne anlama geldiğini bilmemektedir. Hastaların çoğunluğu ameliyatın sadece cerrahlarca yapıldığını ve bütün sorumluluğun cerraha ait olduğunu düşünür. Cerrahını seçmekte son derece titiz davranan hasta, çoğu kez anestezi doktorunu tanımaz bile.

Genel Anestezi Nedir?

Anestezi, duyumsama yokluğudur. Genel Anestezi, geçici bilinç kaybı ile birlikte duyu fonksiyonlarının ortadan kalkmasıdır. Alman tıbbında ve Türkiye’de bazı insanlar arasında Genel Anestezi deyimi yerine “Narkoz” da denilmektedir. Narkoz, anestezi ile eş anlamlı gibi görülüyor olsa da, tam bilinç kaybı olmadan, duyarlılığın ileri derecede ortadan kalkmasıyla oluşan belirgin uyuşma halidir.

Genel Anestezinin alternatif formları da mevcuttur. Bunlar Bölgesel Anestezi, Lokal Anestezi ve Sedasyon şeklinde gruplandırılabilirler.

Bölgesel Anestezi: Vücudun bir parçasının duyusunun ortadan kaldırılmasıdır.Kişi ameliyat sırasında etrafında olan olaylardan haberdardır. Örneğin bir kolun ağrı duyusu bölgesel blok yapılarak ortadan kaldırılabilir. Yada epidural veya spinal anestezi uygulanarak, yani omurilikten çıkan sinirler lokal anestezik ilaçlarla bloke edilerek ameliyat olucak bölgedeki ağrı duyusu kaldırılabilir.

Hava yolunun korunmasını sağlama avantajindan dolayı bazı durumlarda bölgesel anestezi daha güvenilirdir. Örnegin hasta tok ise, veya solunumla ilgili problemleri mevcutsa daha avantajlı olur.

Ayrıca bölgesel anestezi uygulanan hastalarda ameliyat sonrası ağrı daha az olur.

Lokal Anestezi: Sadece vücudun küçük bir bölümünün ağrı duyusunu ortadan kaldırır. Örneğin cilt kesisi olduğunda dikiş atmak için yararlanılabilir.

Sedasyon: Hastayı rahatlatmak ve sakinleştirmek için kullanılır. Bilinç açıktır, geçici hafıza kaybı söz konusudur.Genellikle lokal ve bölgesel anesteziyi desteklemek amacıyla kullanılır.

Genel Anestezileri Kimler Uygular?

Kanada’da anestezi, bu dalda uzmanlığını almış doktorlar tarafından uygulanır. Hemşireler Kanada’da anestezi veremezler. Kanada ve İngiltere’de anestezi uygulayan doktorlara “Anestezist”, Amerika’da “Anesteziolojist” denilmektedir.

Türkiye’de Anestezi Uzmanlık Eğitimi “Anesteziyoloji ve Reanimasyon” adı altında TUS’da başarılı olduktan sonra enaz 4 yıllık eğitim sürecinden sonra gerçekleşmektedir. Günümüzde 30 Tıp Fakültesi, 22 Sağlık Bakanlığı ve SSK Eğitim Hastaneleri olmak üzere toplam 52 merkezde eğitim verilmektedir.

Amerika’da toplam hekim sayısına anesteziyolog oranı %3.3, İngiltere’de %6 iken Türkiye’de bu oran %1.7’dir. Bu nedenle gelişmiş ülkelerde anestezi uygulamalarının tamamı anesteziyologlar tarafından yapılırken Türkiye’de bu gerçekletememektedir.

Türkiye’de anestezi uzmanının bulunmadığı yerlerde anestezi, Anestezi Teknisyenleri tarafindan verilmektedir. Anestezi Teknisyenleri lise sonrası 2 yıllık Sağlık Meslek Yüksek Okulunun Anestezi bölümünden mezun olmuş kişilerdir. Tıp eğitimi almamış kişiler tarafından anestezi uygulanması çeşitli sakıncaları beraberinde getirmektedir. Türkiye’de hemşirelerin anestezi verme yetkileri yoktur.

PREMEDİKASYON NEDİR? AMACI NEDİR?

Halk arasında “Cesaret İğnesi de denilen premedikasyonun en önemli amacı ameliyata girecek hastanın endişesini, korkusunu azaltmak, hafif uyku hali oluşturmak, bulantı, kusma, kalp ritm bozukluklarını önlemek, tükrük ve üst solunum yollarının salgılarını azaltmaktır.

ANESTEZİSTLER GENEL ANESTEZİYİ NASIL UYGULAR?

Anestezistler hastanın hangi ameliyatı olacağını, özgeçmişi ve soygeçmişini bilmelidir. Özellikle anesteziklerle ilgili geçmişini iyi sorgulamalıdır.

Anestezist, hasta ameliyat masasına geldiğinde ilk önce hastanın kalp atımları, kan basıncı (tansiyon), kan oksijen düzeyi ve vücut ısısını saptamaya yarayan ölçümleri yapar.

Genel Anestezi sırasında uyku, bilinç kaybı, ağrı yokluğu, hareket yokluğu oluşmaktadır. Genelde ilacın damar içine enjeksiyonu ile anesteziye başlanır, bilinç kaybını takiben kaslar kas gevşetici ilaç ile felç haline sokulur. Ameliyat sırasında hastanın solunumu kontrol altında tutulmalıdır ve anestezinin devamı için anestezik gazlar kullanılır. Bu nedenle hastanın soluk borusuna “Endotrakeal Tüp” denilen bir tüp yerleştirilip bunun aracılığıyla hasta anestezi makinasına bağlanır. Son yıllarda ‘Laringeal maske’de aynı amaç ile kullanılmaktadır’ bkz. Şekil. Makine aracılığıyla hastaya oksijen, hava ve anestezik gaz karışımı verilir. Hastanın ameliyat boyunca tüm yaşamsal fonksiyonları ( Solunum, Kan Basıncı, Kalp Ritmi vb ) ve kanamalar, verilecek sıvılar anestezist tarafından izlenir ve yukarıda belirtilen fonksiyonların devamı sağlanır.

ANESTEZİDEN NASIL UYANILIR?

Uyanma kullanılan anestezik ilacın tipi, ameliyatın süresi gibi birçok faktöre bağlıdır. Ameliyat bittiğinde anestezik ilaçlar kesilir. Hastada kas gevşetici ilaçların etkinliği ortadan kalktığında ve solunum yeterli olduğunda soluk borusundaki tüp çıkarılır. Hastanın sözlü uyaranlara yanıtı olduğu zaman uyanma odasına alınır. Tamamen uyanana kadar orada tutulur. Yapılan cerrahi girişim ne kadar kısa da olsa genel anestezi alan her hasta 24 saat kadar yoğun dikkat ve refleks gerektiren işleri, örneğin otomobil kullanmak gibi yapmamalıdır.

GENEL ANESTEZİ NE KADAR GÜVENLİDİR?

Modern monitörler, daha iyi ilaçlar ve en önemlisi bunları kullanabilecek anestezi uzmanlarının varlığı anesteziyi gün geçtikçe daha güvenilir hale getirmektedir. 1982’ de anesteziye bağlı ölümler 1/10.000 iken günümüzde bu oran 1/200.000 dir.

GENEL ANESTEZİNİN YAN ETKİLERİ NELERDİR?

En belirgin etkiler, kusma ve mide bulantısı %10, boğaz ağrısı % 10, düşük kan basıncı %3, ameliyat sonrası solunum desteği gereksinimi %3, anormal kalp ritmi %1, yüksek tansiyon %1, uzun dönem oryantasyon bozukluğu ve şuur bulanıklığı %0.5 dir.

GENEL ANESTEZİYİ DAHA GÜVENİLİR KILMANIN YOLLARI

1-Ameliyat öncesi muayene: Hasta mutlaka ameliyatdan önce anestezi doktoru tarafından muayene edilmeli ve sorgulanmalıdır. Muayenede, eşlik eden kalp, akciğer ve sistemik hastalıkları araştırılmalıdır. Hastanın hergün mutlaka içtiği ilaç olup olmadığı, ilaç allerjisi varlığı, daha önceden genel anestezi alıp almadığı, eğer daha önce genel anestezi almışsa bununla ilgili öykü dikkatli bir şekilde sorgulanmalıdır.

2-Sigarayı bırakmak: Sigara ameliyat sonrası solunum problemlerinin nedeni olarak gösterilmektedir. Hasta sigarayı bıraktığında akciğerlerdeki düzelmenin tam olarak görülebilmesi 1 hafta ile 6 ay arasında zaman almaktadır.

3-Şişmanlık: Şişman insanlarda ameliyat sonrası problemler daha sık gözlenmektedir.

4-Midenin Boş Olması: Yaşa göre değişmekle birlikte erişkin hastalar için genel anestezi öncesinde enaz 8 saatlik açlık döneminin bulunmasi gereklidir. Çünkü tokluğa bağlı kusma, mide içeriğinin akciğerlere kaçışı gibi problemler anestezi sırasında ve sonrasında çok önemli sorunlara yol açabilir. Bu nedenle hasta, acil olmayan ameliyatlar için aç kalma konusunda anestezi doktorunun söylediklerini dikkatli bir şekilde uygulamalıdır.

ÇOCUĞUN GENEL ANESTEZİSİ İLE ERİŞKİN ARASINDA FARK VAR MIDIR?

Normal şartlarda genel anesteziye damar yolu açılarak başlanılır. Çocuklar korku ve endişe duyduklarından dolayı genelde damar yolu açılmasına izin vermezler. Bu nedenle çocuklarda anesteziye maske ile anestezik gazların solutulmasıyla veya anestezik madde katılmış meyve suyu içirilmesi veya kas içine yapılan anesteziklerle başlanır. Ardından damar yolu açılıp yukarıda belirtilen tekilde anestezi verilir.

Çocuklar oksijensizliğe, solunum yolu ile ilgili problemlere daha duyarlıdır. Bu nedenle çocuklara anestezi verilirken daha dikkatli davranılmalıdır.

ANESTEZİSTLERİN AMELİYATHANE DIŞINDA ÇALIŞMA ALANLARI

Anestezistler ameliyathane dışında Reanimasyon (Yeniden Canlandırma) adı verilen yoğun bakım ünitelerinde, ağrı tedavi ünitesinde ve akupunktur ünitesinde çalışır.

Reanimasyon Ünitesinde, her türlü zehirlenmeler (mantar, ilaç, kimyasal madde, zehirli gazlar), intihar giritiminde bulunan hastalar, trafik kazaları, travmalar, solunum sisteminin de etkilendiği sinir-kas hastalıkları, enfeksiyon kaynaklı solunum hastalıkları anestezistler tarafından tedavi edilmektedir.

Başta kanser ağrısı olmak üzere çeşitli ağrı tedavilerinde, ağrısız doğumda anestezistler görev alırlar. Anestezistler ayrıca hastanın ameliyat sonrası ağrısının ortadan kaldırılmasında da görev alırlar. Yeni geliştirilen Hasta Kontrollu Analjezi tekniğiyle hasta anestezi doktorunun verdiği ve kullanımını anlattığı makine ile kendi ilacını kendisi ağrı duyduğunda verebilmektedir.

Apandisit hastalığı nedir? Apandisit neden ileri gelir? Tedavisi Varmıdır?

Apandisit hastalığı nedir? Apandisit neden ileri gelir? Tedavisi Varmıdır?

Apandisit vücudumuzun neresindedir ?
Apandisit körbağırsağın solucana benzeyen uzantısıdır. 7.5 cm. ile 12,5 cm. kadar uzunlukta, kalın bağırsak başlangıcının altında, karnın sağ kısmındadır. Normal zamanlarda bir kurşun kalem kalınlığındadır.

Fonksiyonu nedir ?
İnsanlarda hiçbir fonksiyonu yoktur ve hayvanlardan insanlara kalmış bir organ olduğu tahmin edilir.

Apandisit hastalığı nedir ?
Apandisit, apandisitin etrafının iltihabıdır. Etrafına yayılan ilti­haplanma bütü jtı bünyeye bulaşır. Kötü iltihaplanma hallerinde apandisit iltihapla dolabilir. İltihaplanma, apandisit duvarının dı­şına yayıldığı zaman kangrenli olmaya yüz tutabilir ve apandisiti patlatabilir.

Apandisit neden ileri gelir ?
Apandisit bakterilerden ileri gelen iltihapları veya sertleşmiş bir cerahat parçasının apandisite kan akımını durdurmasından ve bu­radaki kan damarlarınım tıkanmasından ileri gelebilir.

Apandisit hastalığı ne kadar yaygındır ?
Antibiyotik çağından önce karın bölgesindeki ameliyatların en yaygın olanlarından biri apandisitti. Bugün apandisit halleri çok da­ha az görülmektedir. Apandisite genellikle 20, 30 ve 40 yaşlarında­ki kişilerde rastlanılır. Çocuklarda ve gençlerde de apandisit görüle­bilir. Üç yaşından daha ufak çocuklarda ise bu hastalığa pek nadi­ren rastlanılmaktadır.

Apandisit vakaları azalmakta mıdır ?
Evet. Açıklaması mümkün olmayan nedenlerden günümüzde, yir­mi otuz yıl öncesine göre apandisit vakalarına çok daha az rastlanmaktadır.

Apandisit meyve çekirdekleri veya çiklet gibi cisimlerin yutulmasın­dan ileri gelebilir mi ?
Hayır.

Apandisit bir aile hastalığı olabilir mi veya kalıtımla geçebilir mi ?
Hayır.

Hangi tür apandisitler vardır ?
a. Had apandisit. Bu tür apandisit genellikle karın krampları, baş dönmesi veya kusma, karının sağ alt kısmında hissedilen bir sancı ile kendisini gösterir. Bu belirtiler aniden ortaya çıkabilir veya birkaç saat içerisinde yavaş yavaş oluşabilir.
b. Tekrarlanan apandisit. Bu hafif apandisit belirtileri ile kendisi­ni gösterir, derhal ortadan kaybolur ve birkaç ay veya birkaç yıl sonra yeniden meydana gelebilir.

Bir insan kendisinde apandisit olabileceğini nasıl anlayabilir ?
Karındaki kramplardan, baş dönmesi ve kusma hallerinden ve kar­nın sağ alt kısmında duyulan sancıdan bir kişi apandisitten şüphelenmelidir. Bu belirtiler birkaç defa devam edebilir ve gittikçe şid­detlenebilir. Nabız artışında artış ve hafif ateş de olabilir. İştahsızlık ve kabızlıkta çok kez apandisit belirtilerindendir.

Karın ağrıları için müshil ne zaman verilmeli ?
Hiçbir zaman. Yapılabilecek en tehlikeli şey müshil vermektir. Bu, apandisitin patlamasına neden olabilir.

Karın ağrıları başlarsa lavman yapılmalı mıdır ?
Hayır. Ancak doktor hastayı muayene ettikten sonra bunun yapıl­masının gerektiğini bildirdiği takdirde lavman yapılabilir.

Apandisit teşhisi yapıldıktan sonra ameliyat yapılması derhal gerekli midir ?
Evet, had apandisit çok az vakada kendi kendiliğinden geçer ve çok kez iltihaplanma hali patlamaya veya «peritonit» e neden olabilir.

Apandisiti önlemek için bir çare var mıdır ?
Hayır.

Apandisit fazla yemek yemekten ileri gelebilir mi ?
Hayır.

Apandisit teşhisi için ne gibi laboratuar testleri yapılır ?
Kan tahlili yapılır. Had apandisit hallerinde beyaz han hücreleri (lökositler) genellikle normalin üzerinde bulunur.

Apandisit hali görüldü mü ne kadar bir süre içerisinde hasta ameliyat edilmelidir ?
Birkaç saat içerisinde.

Apandisit patladığı zaman ne meydana gelir ?
Apandisitten fışkıran cerahat karın boşluğuna dolar ve peritonite sebep olur. Bu çok tehlikeli bir durumdur.

Bir had apandisit hali buz keseleri kullanılmasıyla tedavi edilebilir mi ?
Hayır. Ancak bazı hafif vakalar hiçbir tedavi görmeden iyileşebilir.

Hafif bir vaka kendi kendine iyileştiği takdirde daha sonra yeni bir krizin gelmesi için, bir meyil var mıdır ?
Evet. Sonradan gelecek olan halin ilkinden çok daha ciddî olması mümkündür.

Apandisit ameliyatsız tedavi usulüyle iyileşebilir mi ?
Bazı nadir vakalarda apandisit büyük dozlarda antibiyotik ilâçla­rın verilmesiyle tedavi edilebilir. Ancak bu iyi bir tedavi usulü ola­rak görülmeyip ameliyattan daha büyük tehlikeler taşır.

Apandisitin en iyi tedavi yolu nedir ?
Apandisitin ameliyat yoluyla çıkarılması.

Apandisit ameliyatı ne derece ciddî bir ameliyattır ?
Erken yapılan” bir apandisit ameliyatı hiçbir ciddiyet taşımaz. Eğer ameliyat patlayan bir apandisitten peritonit olan bir hastaya yapıl­maktaysa o zaman bu, ciddî bir ameliyat sayılır.

Apandisit ameliyatı ne kadar sürer ?
Komplikasyon olmayan bir hastaya yapılan ameliyat ancak beş-on dakika sürer. Komplikasyon göstermiş bir vakada, ameliyat bir iki saat kadar sürebilir.

Apandisit ameliyatından kurtuluş ihtimali nedir ?
Günümüzün ileri operasyon ve antibiyotik çağında apandisit ame­liyatından yaklaşık her ameliyat gören hastaneden sapasağlam çıkar.

Apandisitin ne gibi komplikasyonları olabilir ?
En büyük komplikasyon peritoniti meydana getiren apandisitin patlamasıdır. Bazı tedavi olmayan hallerde apandisitten çıkan ce­rahat karaciğere karışarak karaciğer apseleri meydana getirebilir­se de bu gibi olaylara çok az rastlanır.

Apandisite yapılan ameliyatta ne gibi anesteziler kullanılır ?
Ya omurilik anestezisi, solunum yoluyla verilen siklopropan veya diazot monoksit gibi gazlar.

Apandisit ameliyatında hastanede kalma süresi ne kadardır ?
Komplikasyon olmayan bir vakada yaklaşık bir hafta. Eğer apan­disit patlamışsa hastanın hastanede birkaç hafta kalması gerekebilir.

Apandisit ameliyatında ensizyon nereden yapılır ?
Karnın sağ alt kısmından. Ensizyonlar ya eğik ya da uzunluğuna yapılır. Bunların uzunluğu genellikle beş ile on santim arasında olur.

Ensizyonun uzunluğu önemli midir ?
Kesinlikle hayır. Bazı operatörler daha uzun ensizyonlardan çalışmayı tercih etmektedirler. Şurası bilinmeli ki ensizyonlar yandan yana iyileştiklerinden dolayı bunlar uzun da olsalar, kısa da, aynı zaman süresi içinde iyileşirler.

Operasyondan önce tedavilere ihtiyaç var mıdır ?
Komplikasyon olmayan hallerde hayır. Komplike vakalarda ise ameliyat öncesi damardan solüsyonlar ve büyük dozlarda antibiyo­tik verilmesi gerekebilir. Ayrıca burundan, bağırsaklara ameliya­ta engel olabilecek sıvı ve gazları bertaraf edebilmek için bir tüp indirilmesi de gerekli olabilir.

Ameliyattan sonra özel hemşireler gerekli midir ?
Genel apandisit vakaları için hayır.

Ameliyat sonrası dönemde aşırı sancı duyulur mu ?
Hayır.

Ameliyat sonrası ne gibi tedaviler gereklidir ?
Komplike olmayan vakalarda ameliyat sonrası herhangi bir tedavi usulü gerekli değildir. Ancak, patlamış bir apandisit ameliyatından sonra sıvıların ağızdan verilmesi doğru olmadığından bunlar enjeksiyon vasıtası ile damar yoluyla verilmelidir. Ayrıca, bağırsak bölgesini boş bırakmak ve yayılmaları önlemek için burun yoluyla mideye bir lâstik boru indirilmesi gerekli olabilir. Patlama olaylarında peritoniti önlemek için büyük dozlarda antibiyotik veril­mesi gerekebilir.

Apandisit ameliyatını müteakip hasta, ne kadar zaman sonra yatak­tan kalkabilir ?
Komplike olmayan ameliyatları müteakip hasta, ameliyattan bir gün sonra yataktan kalkabilir. Peritonit hallerinde hasta yataktan günlerce, bazen de haftalarca kalkamaz.

Ameliyat yarasının kapanması ne kadar sürer ?
Komplikasyon olmayan hallerde yara birkaç gün, en geç bir haf­ta içerisinde kapanır. Patlayan bir apandisitte dren kullanıldığı va­kalarda apandisit ameliyatı yarasının kapanması bazen haftalarca sürebilir.

Apandisit ameliyatı yarası sık sık enfeksiyona uğrar mı ?
Uğrayabilir! Çünkü enfekte olan bir organ (apandisit) bu yaradan çıkarılmış olduğundan karın duvarına çıkarıldığı sırada bulaşmış olabilmesi mümkündür.

Apandisit ameliyatından sonra yaralardan sızıntı olması tabii midir ?
Evet. Ameliyattan birkaç gün sonra pembemsi bir sıvının yarada toplanmış olduğu çok kez görülür. Operatör bunu bir kıskaçla ber­taraf eder. Bu tedavi fazla sancıya yol açmaz.

Apandisit ameliyatından sonra özel bakıma ihtiyaç var mıdır ?
Komplike olmayan vakalarda hayır.

Apandisit ameliyatından sonra sürekli yan tesirler kalır mı ?
Hayır.

Ameliyat yarası vücudu çirkinleştirir mi ?
Komplike olmayan vakalarda hayır. Ancak, enfeksiyonlu bir yaraya dren konduğu.takdirde karnın sağ alt kısmında çirkin bir yara izi kalabilir.

Apandisit çıkarıldıktan sonra bağırsak mekanizması eski fonksiyon­larını eksiksiz yapar mı ?
Evet.

Apandisit çıkarıldıktan sonra bunun tekrarlanması mümkün müdür ?
Apandisit çıkarıldığı takdirde hayır. Çok az vakalarda patlamış bir apandisite veya apandisit, operatörün erişemeyeceği bir yerdeyse ve operatör apandisiti temizlemekle yetinirse, o zaman apandisiti daha ileri bir tarihte çıkarma, lüzumu meydana gelebilir.

Apandisit ameliyatında neden bazen apandisit yerinde bırakılır ?
Çünkü bazı apandisitlerin çıkarıldığı takdirde cerahatin karın boş­luğuna yayılma tehlikesi artmaktadır. Özellikle lokal bir apse mey­dana gelen apandisit olaylarında, bu gibi durumlarda apandisit ap­sesi basit drenaj usulüyle temizlenir ve hastanın iyileşmesi temin edilir. Bu gibi hallerde hasta, sonradan kesinlikle ameliyat olmalı­dır. Çünkü apandisit içeride bırakıldığı zaman yeni apandisit cera­hati hallerinin olması devamlı bir tehlike olarak kalmaktadır.

Bu gibi hallerde apandisit yerinde bırakıldığı takdirde bu apandisitin sonradan çıkarılması gerekli midir ?
Evet. Esas krizden hasta kendine geldikten sonra en az altı ile on hafta arası apandisin çıkarılması için operatöre başvurması gereklidir.

Bir kadın apandisit ameliyatı olduktan sonra gebe kalmasında bir mahzur var mıdır ?
Hayır yoktur.

Apandisit ameliyatından sonra özel perhizler gerekli midir ?
Hayır.

Apandisit ameliyatından sonra yaranın sızlaması normal midir ?
Evet. Bu yarada sancının haftalarca duyulması normaldir.

Komplike olmayan bir apandisit ameliyatından sonra aşağıdaki şey­ler ne kadar süre içerisinde yapılabilir ?
Banyo => Yara kapanır kapanmaz.

Sokakta yürümek => Yedi ile on gün arası

Merdiven çıkıp inmek => Yedi ile on gün arası

Ev işleri yapmak => Üç ile dört hafta arası

Otomobil kullanmak => Üç ile dört hafta arası

Karı-kocalık ilişkileri => Üç ile dört hafta arası

Göreve dönmek => Üç ile dört hafta arası

Bütün normal fizikî faaliyetlere yeniden başlamak => Altı ile sekiz hafta arası

Gut artriti nedir? Tedavisi nasıl yapılır?

Gut artriti nedir? Tedavisi nasıl yapılır?

Vücudun kimyasal sisteminde bir bozukluk olan gut, büyük ölçüde fazlalık gösteren ürat üretiminin artmasına yol açar. Böylece bu üratlardan anormal derecede fazla miktarlar kıkırdaklarda, ke­miklerde, böbreklerde, deride, bursada ve başka dokularda topla­nır.

Bu fazla ürat toplandıkları dokulara zararlı mı olurlar ?
Evet.

Gut bir kol veya bacağın kaybına neden olur mu ?
Hayır.

Gut artriti nedir ?
Ayak parmaklarında, ayaklarda, ayak bileklerinde, ellerde ve el bileklerde şiddetli sancılarla kendisini gösteren bir hastalıktır. Has­talığın en klasik şekli ayakların başparmağında kendini gösterir.

Gut artriti esaslı bir şekilde tedavi edilebilir mi ?
Evet. Gut nöbetlerinin çoğunluğunu önleyebilecek ilâçlar vardır. Bunlardan en çok kullanılanı allopurinâl «Zyloprin» dir. Had nöbetlerini hafifleten ilâçlar arasında «Celchicine», «Butazolidin» ve «Benemid» vardır. Bu ilâçlarla hazırlanan karışımlar devamlı ola­rak alındığı zamanlar gut nöbetlerin büyük bir çoğunluğu önlene­bilinir.

Gut veya gut artritin zamanında tedavisiyle eklemlerin devamlı ola­rak tahrip edilmesi ve ayrıca tekrarlayan nöbetler önlenebilinir mi ?
Evet.

Gut bir ailevî hastalık olabilir mi ?
Evet.

Guta erkeklerde kadınlardan fazla oranda mı rastlanır ?
Evet. Yirmide bir oranında fazla rastlanır.

Had bir gut nöbetini ne gibi faktörler meydana getirir ?
Nöbetler genellikle ameliyatlardan sonra, aşırı derecede alkol alın­mış olmasından, aşırı derecede perhizlerden, duygusal sarsıntılar­dan ve fazla üşümekten ileri gelebilir. Bazı ilâçlar özellikle ağız­dan alınan ve idrarı artıran tipler, kandaki ürik asidi yükselterek had gut nöbetlerine neden olabilirler. Ancak yukarıda sayılan fak­törlerden hiçbiri olmadan da bir had gut nöbeti gelebilir.

Gut bir «zengin» hastalığı olduğu doğru mudur ?
Bu iddia doğru değildir. Hastalığa her gelir sınıfında rastlanabilinir.

Lokallize bir gutun fizikî görüntüleri nelerdir ?
Acı, kolayca incinmek ve bir eklem civarının şişmesi.

Tedavi görmeyen gut artriti ne gibi ilerlemeler gösterir ?
Had bir nöbet iki günden on dört güne kadar sürebilir. Bu gibi nö­betler birkaç ay arası veya yılda bir ve bazen de daha uzun süre aralıklarla gelebilir. Aradaki sürelerden hasta genellikle hiçbir hastalık belirtisi göstermez ve herhangi bir sancıya maruz kalmaz. Hasta tedavi görmediği takdirde bu nöbetlerin gelmesi sıklaşır, da­ha uzun sürer ve daha fazla devamlı sakatlıklara neden olur. En sonunda eklemler, özellikle el ve ayaklardaki eklemler çarpık bir halde kalırlar ve bunları artık tedavi etmek imkânı kalmamış ol­duğundan önemli sakatlıklara neden olabilirler.

Gut artritinin olup olmadığı nasıl anlaşılır ?
Kanda yüksek ölçüde ürik asit bulunmasiyle anlaşılır.

Karın hastalığı nedir? Nasıl oluşur? Tedavisi nasıl yapılır?

Karın hastalığı nedir? Nasıl oluşur? Tedavisi nasıl yapılır?

Özellikle nişastalı ve yağlı gıda maddelerinden ileri gelen ve hazım sistemini etkileyen bir rahatsızlıktır.

Hastalık ne gibi sebeplerden meydana gelir ?
Hazımla ilgili enzimlerin eksikliği veya iyi işlememeleri. Yağların absorbe edilememesi hali de hastalığa neden olabilmektedir. Son buluşların gösterdiğine göre glüten maddeleri özellikle gliadin proteinin hazmı mümkün olmayışı hastalığa neden olabilmektedir. Bu glüten maddeleri özellikle buğday ve çavdardan imâl edilen gıda maddelerinde bulunmaktadır.

Hastalığa yakalanma oranlan ne kadardır ?
Yaklaşık yüz çocuktan bir tanesinde bu hastalığa rastlanmaktadır.

Bu hastalığın aile hastalığı olma eğilimi var mıdır ?
Evet.

Hastalığın alerji ile bir ilişkisi var mıdır ?
Evet, Alerjik olan ailelerde bu hastalığa çok daha fazla rastlanmaktadır. Bu durumdaki çocuklarda daha sonraları alerjik belirtiler de görülmektedir.

Karın hastalığı kendisini ne zaman gösterir ?
Özellikle çocuğun ilk yıllık yaşantısı içerisinde. Çocuk ilk aylarında gayet normal görünüp bu hastalığın belirtilerini altı ile on sekiz ay arasında gösterebilir.

Hastalık hangi belirtiler ile belli olur ?
Birbiri ardından gelen ishal ve kabızlık devreleriyle. Dışkılar büyük ve kaim olur ve gayet pis kokar. Çocuk iştahsız olur ve ara sıra kusma görülür. Ayrıca çocuk devamlı olarak nezle ve bronşite yakalanır, sürekli bir öksürükten kurtulamaz.

Karın hastalığında hafif ve ciddî vakalar olur mu ?
Evet. Bazı hafif vakalar belirti göstermediklerinden bunları teşhis etmek zor olmaktadır. Ciddî vakaların teşhisi ise çok kolaydır.

Olumlu teşhisler elde etmek için ne gibi testlere başvurulabilir ?
Dışkılarda hazmedilmemiş yağlar ve nişastalı maddeler testlerle aranır. Yine bu testlerde hazım enzimlerinden biri olan tripsin izleri aranır. Ayrıca mide ve duedonum’dan kana A vitamini jelatin ve glikozun ne derece absorbe edildiğini tespit eden testler de mevcuttur.

Bu durumun teşhisinde röntgen yararlı olabilir mi ?
Evet, bazen mide ve bağırsağın röntgenle tetkik edilmesi bu hastalığın teşhisinde yardımcı olur.

Karın hastalığının tedavisi nasıl yapılır ?
Hasta uzun süre perhize tâbi tutulup, genellikle enfeksiyonu kontrol altına alabilmek için antibiyotiklere başvurulur. Özel rejimde protein fazla, yağlar çok az olacaktır. Nişastalar ve meyvelerdeki tabi şekerler dışında şeker yasaktır. Buğdaydan veya çavdardan imâl edilmiş gıda maddeleri çocuğa verilmeyecektir. Hastalığın parlamasında bunlar en büyük nedenler olur.

Ne tip süt kullanılabilir ?
Genellikle proteini fazla yağı az süt kullanılır ve bu tür süt uzun bir süre hasta çocuğa verilir.
Karın hastalığından mustarip olan bir çocuğa ne gibi katı gıda maddeleri verilebilir?
Muz, çiğ meyveler, yağsız etler genellikle bu gibi hastalar tarafından kolayca hazmedilmektedir. Yağsız peynirlerin de genellikle zararı dokunmaz.

Bu hastalığa tutulmuş çocuğa normal vitaminler verilebilir mi ?
Hazım zorluğundan dolayı suda eritilen multivitamin (polivitamin) türleri normal miktarlardan çok daha fazla olarak verilmelidir.

Başka ne gibi değişiklikler yapılmalıdır ?
Çocuk yukarıda sayılı gıda maddelerini hazmetmeye başlayınca ve dışkılar normale dönmeye yüz tutunca, başka yiyecekler azar azar verilmeye başlanmalıdır. En son verilecek maddeler şunlardır: Nişastan maddeler, tahıl ürünleri, yağ ve krema ile kaymaklı süt.

Çocuk bu rejime ne kadar süre devam etmelidir ?
Altı aydan iki yıla kadar.

Karın hastalığında tamamen iyileşme görülür mü ?
Evet.

Bu hastalığa yakalanmış bir çocuk iyileştikten sonra normal bir rejime girebilir mi ?
Evet.

Tedavi sırasında bir gerileme meydana gelebilir mi ?
Evet. Herhangi bir enfeksiyon, diş çıkarma veya az verilmesi gereken bir gıda maddesinin fazla miktarda verilmesi tedaviye gerilemeye yol açabilir. Bazen bu nedenler de olmadan gerileme olabilir.

Bu özel rejim çocuğun huylarını ve davranışlarını nasıl etkiler ?
Bazı çocuklar özel rejime kendilerini kolaylıkla uydururlar, çok yemek yerler ve özel süt ile muzdan büyük miktarları kendilerine hiçbir zarar getirmeden yiyebilirler. Bazıları ise bu rejime bıkkınlık gösterirler. Bunların yeterli derecede gıda alabilmeleri için anne zekâsını kullanarak çocukların gereken gıdayı almasını temin için yollar bulmalıdır.

Karın hastalığı evde gerektiği şekilde tedavi edilebilir mi ?
Evet. Çocuğu hastaneye yatırmak ancak hastalığın başında veya inceleme ve teşhis bakımından kısa bir süre lüzumlu olabilir.

Çocuğun bu hastalıktan dolayı yatakta kalması gerekli midir ?
Hayır. Ancak hastalık çok ciddî ise o zaman belki yatakta kalması gerekli olabilir.

Karın hastalığı tedavisiz iyileşebilir mi ?
Hayır. Çocuk normal rejimde kalmaya devam ederse dışkıların durumu daha da kötüleşir, kilo kaybı olur ve ciddî enfeksiyonlara yakalanma ihtimali artar.

Karın hastalığı tekrarlar mı ?
Bazı hallerde devamlı değişikliğe tâbi tutulan rejimlere yıllarca devam etmek gerekir. Aksi takdirde tekerrürler veya kötüye gitmeler olabilir.

Rejimde kaç kez değişiklikler yapılması gereklidir ?
Genellikle doktorun çocuğu her ay görmesi gerekmektedir. Bu şekilde çocuğun tedavide elde ettiği ilerlemeyi tespit edecek ve rejimde yapılması gereken değişiklikleri kararlaştırabilecektir. Daha ileride hasta çocuk her iki veya üç ayda bir doktor kontrolünden geçirilmelidir.

Bu durumda pankreas zarar görür mü ?
Zarar görmediğine inanılmaktadır. Ancak doktorlar bu konu hakkında kesin bir şey söyleyememektedirler. Az oranda etkilenmiş olabilir.

Tedavide pankreas özü kullanılmakta mıdır ?
Bazı vakalarda pankreas özü iyi sonuçlar vermektedir. Bazılarında ise hiçbir tesiri olmamaktadır.

Kistik fibroz nedir? Tedavisi nasıl yapılır?

Kistik fibroz nedir? Tedavisi nasıl yapılır?

Belirtileriyle karin hastalığına benzeyen bir hastalıktır. Ancak bu hastalık daha vahim olup, ciğer enfeksiyonları gibi enfeksiyonlara sebebiyet vermektedir.

Hastalığın çocuklarda oluş oranı nedir ?
Beşyüz ilâ altıyüz bebekten bir tanesinde rastlanmaktadır.

Ne zaman başlar ?
Karın hastalığından daha erken başlar, genellikle doğumdan sonra ilk altı ay arasında görülür.

Ailevî bir hastalık mıdır ?
Evet.

Bu hastalığa yakalanmış çocuklar ısıdan fâzla derecede etkilenirler mi ?
Evet. Ter dolayısıyla vücuttaki tuzdan büyük miktar kaybedilir.

Bâzı çocuklar kistik fibrozdan ölürler mi ?
Evet. Bazı çocuklar normalin çok üstünde sıcak hava olduğu zaman ölebilirler. Bazıları akciğer komplikasyonlarından, bir kısım çocuklar da yetersiz besin almaktan hayatlarını kaybedebilirler. Bu gibilerin yüzde 50’si beş yaşından önce ölmektedir.

Kistik fibrozun tedavisi nedir ?
Kârın hastalığında olduğu gibi sıkı perhiz, vücudun gereken miktarda tuz almasının sağlanması, büyük ölçüde vitaminlerin alınması, enfeksiyonları önlemek için devamlı antibiyotik verilmesi ve
pankreas özlerinin alınması.

Bu çocukların yaşatılması için tedavi ne kadar süre yapılmalıdır ?
Çok uzun süre, bazen gençlik çağında bile devam ettirilmelidir.

Kistik fibroz neden ileri gelmektedir ?
Esas nedeni bilinmemektedir. Fakat son yapılan bilimsel araştırmalar vücuttaki pankreas, karaciğer, akciğerler ve bağırsak zarlarının fonksiyonlarında temel bir eksiklikten ileri gelebileceğini göstermiştir. Birçok organın enzim ve tükürük üretiminde eksiklik göstermekte olduğu da bu son araştırmalarda tesbit edilmiştir.

Geçmişte kistik fibrozun sırf panreas ile ilgili bir hastalık olduğu sanıldığı doğru mudur ?
Evet. Ancak son yıllarda yukarıda bahsedilen organların da bu hastalıktan etkilendiği anlaşılınca bu yanlış teşhis artık geçerli değildir.

Kistik fibroz çok kez ciğerlerde ve bağırsak zarlarında aşırı derecede balgam üretimi ve fazla kalınlıkta olan balgamların bulunmasıyle bir ilgisi var mıdır ?
Evet. Bu kistik fibrozun en karakteristik belirtilerinden biridir.

Ailede bu hastalığa yakalanmış bir çocuk varsa o ailenin başka çocuk yapmayı tasarlaması doğru olur mü ?
Evet. Aile başka çocuk sahibi olabilir. Ancak şu hususa dikkat edilmelidir ki dünyaya gelecek dört çocuktan birinde bu hastalık muhakkak surette mevcut olacaktır.

Bu hastalık için belirli testler var mıdır ?
Testler bu durum için gerekli tuz birikimini tesbit etmek için yararlıdır. Son günlerde geliştirilen tükürük, tırnak ve tuz testleri de tuz artışını belirli bir şekilde göstermekte başarılı olmuştur.

Bu hastalığı karın hastalığından ayırdetmek imkânı var mıdır ?
Çok bariz vakalarda iki hastalık ayırdedilebilmektedir. Hafif vakalarda bu ayırım imkânları bulunamamaktadır.

Kistik fibroz olan bir çocuğun normal yaşama şansı nedir ?
Bilimsel araştırmalarda bu hastalığın nedeni hakkında yeni bilgilerin edinilmesi ile bu şans her gün artmaktadır; Ayrıca, üst solunum sistemlerinde devamlı olagelen enfeksiyonlara karşı yeni korunma imkânlarının bulunmasıyle ciğerlerin hayat boyunca kalacak sakatlıklara karşı korunma imkânları bir hayli artmış bulun-’¦ “maktadır. Üstelik, günümüzde bu hastalığı olan birçok çocuk çeşitli antibiyotiklerin- hem koruyucu olarak hem de enfeksiyonların tedavisinde kullanilmasıyle kurtulabilmektedirler.

Hirschsprung hastalığı nedir? Tedavisi nasıl yapılır?

Hirschsprung hastalığı nedir? Tedavisi nasıl yapılır?

Doğuşta mevcut olan ve kalınbağırsakta görülen bir hastalıktır. Kalınbağırsağın bir bölümünde büyük ölçüde bir genişleme ve büyüme meydana getirmektedir.

Hirschsprung hastalığı genel bir hastalıkmıdır ?
Nispeten az rastlanan bir hastalıktır. Çoğunlukla erkeklerde olan bu hastalık hastaneye yatırılan hastalarda onbinde bir oranında görülür.

Hirschsprung hastalığı neden ileri gelir ?
Tahmin edildiğine göre ana rahmi içindeki gelişmedeki bir hatadan ileri gelmektedir. Bu şekil bozukluğunda bağırsakların kasılmış bölümünde (sigmoid kolon) bazı sinir hücreleri eksik bulunmaktadır. Bu eksiklikler bu kısmın rahatlama ve genişleme olanaklarını önlemektedir. Böylece dışkıyı ileri itebilmek için, sıkışık kısmın üstündeki bağırsak bölgesi genişlemekte ve sıkışık kısmen ötesine dışkı ve gaz geçirilemediği için, üst kısımdaki bağırsak anormal derecede büyümektedir.

Hirschsprung hastalığı nasıl teşhis edilir ?
Hastaya bağırsakların durumunu röntgen filminde görülebilmesi için baryum verilir. Röntgen filmi genellikle hastalığı gösterir. Ayrıca, rektum adalesinden biyopsi yoluyla alınan ufak bir parçanın tetkikiyle sinir hücrelerinin eksikliği tespit edilebilir.

Bu hastalığın gelişimi ve tedavi usulleri nedir ?
Hafif vakalar yıllarca sürebilecek tıbbî müdahale ve tedavi ile iyileşme göstermektedirler. Ciddî vakalarda kalınbağırsaktaki kasılmış kısmın ameliyat yoluyla alınması gerekir.

Hirschsprung hastalığının tedavisinde cerrahî müdahale başarılı olmakta mıdır ?
Evet. Ameliyat sistemleri günümüzde çok ilerlemiş durumdadır ve bu durumlarda ameliyat tehlikesiz olup büyük oranda tam tedavi vaat etmektedir.

2 Sayfa: [1] 2 »