Göğüs Hastalıkları
lahana hapı

Akciğer Kanseri Nedir? Belirtileri Nelerdir? Nasıl Tedavi Edilir?

Akciğer Kanseri Nedir? Belirtileri Nelerdir? Nasıl Tedavi Edilir?

Kanserler genellikle ilk ortaya çıktığı dokuya göre adlandırılır. Akciğer kanseri ilk önce akciğerde başlar. Küçük hücreli akciğer kanseri akciğer dokularında kanser (habis, kötü huylu) hücrelerinin bulunduğu bir hastalıktır. Akciğerler göğüs boşluğumuzun büyük kısmını dolduran koni şeklinde, süngerimsi yapıda bir çift organdır

Akciğerlerin başlıca görevi, vücut hücrelerinin artık maddesi olan karbondioksiti vücuttan atmak ve yaşam için temel gereksinim olan oksijeni vücuda almaktır. Akciğerler başlıca “bronş” denen hava içeren tüplerden, “alveol” denen hava keseciklerinden, kan ve akkan (lenf sıvısı) damarlarından oluşmuştur.

Erkeklerde en sık görülen kanser çeşidi olan akciğer kanseri, kadınlarda da sigara kullanımının artmasıyla beraber giderek daha sık görülmektedir.

Avrupa Birliği ülkelerindeki tüm kanser olguları içerisinde %21´lik paya sahip olan akciğer kanseri, aynı zamanda hastalığa bağlı yüksek ölüm oranı nedeniyle kansere bağlı ölümlerin %29´undan sorumludur. Amerika Birleşik Devletleri´nde 1991 yılı verilerine göre, kadın ve erkeklerde kansere bağlı ölümler arasında 1. sırada yer alan bu hastalık, kanser tedavisinde kaydedilen bütün gelişmelere rağmen önemini ve yerini korumaktadır.Erkeklerde en sık görülen kanser çeşidi olan akciğer kanseri, kadınlarda da sigara kullanımının artmasıyla beraber giderek daha sık görülmektedir.

En sık görülen kanser türlerinden biri olan akciğer kanseri, büyük oranda sigara kullanımına bağlı olarak geliştiğinden aynı zamanda önlenebilir tek kanser türü olarak tanımlanabilir. Yapılan bir çok araştırmada sigara kullanımındaki artışa paralel olarak sıklığını arttıran bu hastalığın, sigara karşıtı kampanyaların başarılı olduğu ülkelerde sigara kullanımındaki azalma ile birlikte insidansının azaldığı saptanmıştır.

Akciğer Kanseri Gelişimi İçin Risk Faktörleri

Akciğer kanseri ile ilişkili birçok risk faktörü tanımlanmış olmakla birlikte bunların en önemlisi sigara kullanımıdır. Akciğer kanseri olgularının yaklaşık %80-85´indeSigara sigara hastalıktan sorumlu tutulmaktadır. Özellikle squamous hücreli akciğer kanseri ve küçük hücreli akciğer kanseri ile sigara kullanımı arasındaki sebep - sonuç ilişkisi çok iyi tanımlanmıştır. Günlük tüketilen sigara miktarı ve tiryakilik süresi ile akciğer kanseri olasılığı arasında doğrusal ilişki bulunmaktadır. Yani daha fazla sigara içenlerde akciğer kanseri riski sigara içmeyenlere veya az sigara içenlere göre artmaktadır.

Sigara kullanımının dışında bazı metal ve kimyasal maddelere mesleksel maruziyet, asbest teması, radon gazı, genetik bazı faktörler, radyasyon, önceden geçirilmiş bazı akciğer hastalıkları ve beslenme alışkanlıkları da akciğer kanseri için risk faktörleri olarak sayılabilir. Örneğin ailesinde akciğer kanseri olan bireylerde akciğer kanseri görülme olasılığı biraz daha fazladır. Özellikle ailede akciğer kanseri öyküsü ile birlikte sigara kullanımı, riski daha da arttırmaktadır. Yine akciğer tüberkülozu, interstisyel fibrozis, büllöz amfizem ve doku harabiyeti ile seyreden diğer bazı akciğer hastalıklarında ortaya çıkan nedbe dokusu akciğer kanseri gelişimi için bir zemin oluşturabilir. için bilinen en önemli risk faktörü olan asbest maruziyeti, aynı zamanda akciğer kanseri riskini de arttırmaktadır.

Akciğer Kanserinin Hücre Tipine Göre Sınıflandırılması

Akciğer kanseri, hücre tipine göre küçük hücreli akciğer kanseri (small cell) ve küçük hücreli dışı akciğer kanseri (non-small cell) olmak üzere 2 temel grupta ele alınır. Küçük hücreli dışı akciğer kanseri, squamous, adeno ve büyük hücreli kanser alt gruplarından oluşur. Küçük hücreli ve küçük hücreli dışı akciğer kanserinin seyri ve tedavi yaklaşımı bazı farklılıklar gösterir (bkz. tedavi). Küçük hücreli akciğer kanserinin tüm akciğer kanserleri içindeki sıklığı yaklaşık %15-20 oranındadır. Küçük hücreli dışı akciğer kanserleri arasında yer alan squamous hücreli kanser ülkemizde en sık görülen tiptir ve büyük ölçüde sigara kullanımına bağlı olarak gelişir. Yine aynı grupta yer alan adeno kanser ise bizde daha seyrek görülmekle birlikte örneğin ABD´de en fazla görülen akciğer kanseri türüdür. Squamous hücreli kanser ve küçük hücreli kanser daha çok akciğerin santral bölümlerinde yani ana bronşlar ve lob bronşlarında yer alırken, adeno kanser çoğu kez periferik akciğer alanlarından başlar.

Akciğer Kanseri Belirtileri Nelerdir ?

Akciğer kanseri belirtileri lokal belirtiler ve akciğer dışı belirtiler olmak üzere 2 grupta incelenebilir :

Lokal belirtiler doğrudan akciğere yerleşen tümörün ve onun bölgesel lenf bezlerine metastazlarının ortaya çıkardığı öksürük, balgam çıkarma, nefes darlığı, göğüs, omuz, kol veya sırt ağrısı, kan tükürme, ses kısıklığı, yüz ve boyunda şişme, hışıltılı solunum gibi belirtilerdir. Ancak hastalığın başlangıç döneminde olguların büyük çoğunluğunda belirti yoktur. Birçok olguda ise öksürük erken bir belirti olmakla birlikte hastaların büyük çoğunluğu sigara kullandığından öksürüklerinin sigaraya bağlı olduğunu düşünerek hekime başvurmazlar. Bu nedenle uzun süren (3 haftadan uzun) öksürük varlığında veya önceden varolan öksürüğün karakterinde bir değişme ortaya çıktığında, örneğin öksürükle birlikte balgamla karışık kan gelmesi gibi durumlarda mutlaka kontrolden geçmek gerekir.

Akciğer kanserinin akciğer dışı belirtileri, tümörün diğer organlara metastazlarına bağlı olabildiği gibi tümörden salınan bazı immünolojik ve hormonal maddelere bağlı da olabilir.

Metastaz belirtileri organa özgü olup örneğin kemik metastazlarında ağrı, beyin metastazında bilinç bozukluğu, kasılmalarla seyreden nöbet, görme bozuklukları olabilir.

Metastaz belirtilerinin dışında iştahsızlık, kilo kaybı, kuvvet kaybı, halsizlik, ateş gibi şikayetler olguların birçoğunda görülebilir. Ayrıca özellikle küçük hücreli akciğer kanserinde tümörden salınan bazı hormonal maddelere bağlı olarak parmaklarda çomaklaşma, deri lezyonları, nörolojik tablolar, kan tablosunda bozulma gibi bulgular olabilir.

Akciğer Kanserinde Tanı ve Evreleme

Yukarıdaki belirti ve bulgularla hekime başvuran hastalarda ayrıntılı bir öykü ve fizik muayenenin ardından tanı için atılacak ilk adım standart akciğer grafisi (2 yönlü) çekilmesidir. Birçok olguda bu görüntüleme yöntemi ile tümör ya da tümörün oluşturduğu enfeksiyon, plörezi, atelektazi (akciğerin çökmesi) gibi tablolar saptanabilir. Akciğer grafisinde tümör ya da tümör ile ilişkili olabilecek diğer görünümlerin saptanması halinde atılacak 2. adım genellikle akciğerin bilgisayarlı tomografisinin çekilmesidir. Bilgisayarlı tomografi görülen lezyon hakkında detaylı bilgi verdiği gibi standart akciğer grafisinde görülemeyecek kadar küçük olan diğer lezyonların görülmesine de olanak sağlar. Standart akciğer grafisi ve bilgisayarlı tomografilerin incelenmesinden sonra hastalığın bölgesel yayılımı ve lokalizasyonu ortaya çıkar. Hekim bu noktada artık kesin tanı için gerekli olacak biyopsi yönteminin ne olacağına karar verebilir. Örneğin cerrahi müdahale düşünülen olgularda ve santral bölgede yer alan tümörlerde bronkoskopi yapılması hem evreleme hem de tanı için gerekli iken, bronkoskopi ile ulaşılamayacak periferik bölgelerde yer alan tümörlerde bilgisayarlı tomografi rehberliğinde iğne biyopsisi tercih edilebilir. Yine bu ilk incelemelerin sonucunda tümöre cerrahi bir girişim düşünülmüyorsa tanı için ilk aşamada balgam muayenesi istenebilir. Bu tür hastalarda balgamın sitolojik incelemesi sonucunda tanıya ulaşılamaz ise diğer yöntemlere başvurulur.

Akciğer grafisi ve bilgisayarlı tomografi ile görüntülenen tümörde balgam, plevra sıvısı sitolojisi, bronkoskopi veya iğne biyopsisi gibi yöntemlerle hücre tipi tanısı da konulduktan sonra elde edilen sonuca göre evreleme çalışmalarına başlanmalıdır. Kanserde evreleme hastalığın seyri ve uygulanacak tedavi yönteminin akciğer kanseribelirlenmesi açısından son derece önemlidir ve mutlaka yapılması gerekir.

Küçük hücreli akciğer kanseri sınırlı ve yaygın evre olmak üzere 2 evrede incelenir. Sınırlı evrede hastalık göğsün tek bir tarafı ile sınırlıdır, karşı akciğere veya diğer oraganlara yayılım yoktur. Yaygın evre küçük hücreli akciğer kanserinde hastalık, akciğer dışı diğer organlara ya da karşı akciğere metastaz yapmıştır. Sınırlı ve yaygın evrelerde tedavi farklılık gösterdiğinden küçük hücreli akciğer kanseri tanısı konulan olgularda en azından beyin tomografisi ya da MR´ı, kemik sintigrafisi ve üst batın tomografisi veya ultrasonografisi ile uzak organ metastazları araştırılmalıdır.

Küçük hücreli dışı akciğer kanserinin erken evrelerinde cerrahi tedavi sağkalım üzerine en etkili tedavi modalitesi olduğundan bu hastalıkta evreleme çalışmaları küçük hücreli akciğer kanserine göre daha detaylı incelemeleri gerektirir. Küçük hücreli dışı akciğer kanserinde evreleme TNM sistemine göre yapılır. Bu sistemde T ile tümör boyutu, tümörün komşu doku ve organlarla ilişkisi, tümörün bronkoskopik görünümü gibi birçok özelliği tanımlanırken, N tümöre ait bölgesel veya uzak lenf bezlerindeki metastaz varlığını yada yokluğunu tanımlar. M uzak organ metastazları ile ilişkili olup, M1 olarak tanımlanan olgular yani uzak organ metastazı saptanan olgular doğrudan başka bir incelemeye gerek olmaksızın evre IV olarak sınıflandırılır. TNM sistemine göre akciğer kanseri olguları evre I, evre II, evre III ve evre IV olarak dört grupta ele alınır. Evre I ve II, erken evre akciğer kanseri olarak tanımlanır ve bu tür olgularda mutlaka cerrahi tedavi olanakları araştırılmalıdır.

Akciğer Kanseri Tedavisi

Akciğer kanseri tedavisi multidispliner bir yaklaşım gerektirir. Yani akciğer kanserinin tedavisi ve takibi Göğüs Hastalıkları, Onkoloji ve Göğüs Cerrahisi uzmanlarının işbirliği ile kararlaştırılmalı ve yapılmalıdır.

Küçük Hücreli Akciğer Kanserinde Tedavi

Küçük hücreli akciğer kanserinde seçilecek tedavi yöntemi cerrahi dışı yaklaşımlar yani kemoterapi ve radyoterapi uygulamalarıdır. Bu tür kanserin kombine kemoterapi ve radyoterapiye yanıtı genellikle çok iyidir ve kısa sürede tümör ve metastazlarının boyutlarında gerileme ya da radyolojik olarak silinme olduğu görülür. Sınırlı evre küçük hücreli akciğer kanseri olgularında kemoterapi ile birlikte uygulanan radyoterapi, sadece kemoterapi uygulanmasına göre daha iyi sonuç vermektedir. Yine sınırlı evredeki hastalıkta beyne koruyucu radyoterapi uygulanması da tedavi yöntemleri arasında yer alır. Yaygın evrede ise seçilecek tedavi yöntemi kombine kemoterapidir ancak beyin metastazı varlığında buraya radyoterapi uygulanmalır.

Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanserinde Tedavi

Küçük hücreli dışı akciğer kanseri tanısı konulan ve evre I, II ve bazı seçilmiş evre III olgularda tercih edilecek tedavi yöntemi cerrahi girişim olmalıdır. Bu tür olgularda cerrahi sonrası gerekli görülürse kemoterapi yada radyoterapi uygulamaları da yapılabilir. İleri evre küçük hücreli dışı akciğer kanserinde ise kemoterapi ve akciğer dışı beyin, kemik gibi organ metastazları varlığında buraya yönelik radyoterapi uygulanılır.

Akciğer Kanserinden Korunma ve Erken Tanı

Akciğer kanserinden korunmanın en etkin yolu sigarayı bırakmaktır. Bunun dışında endüstride kullanılan bazı metal ve kimyasal maddelere karşı tedbir alınması, hava kirliliği ile mücadele, radyasyon maruziyetinden kaçınma, korunma önlemleri olarak sayılabilir.

Akciğer kanserinde erken tanının önemine ilişkin çok büyük hasta gruplarını içeren çalışmalar yapılmış ve bu çalışmalarda balgam sitolojisi, akciğer grafisi gibi tanı yöntemleri tarama testi olarak kullanılmıştır. Bu çalışmaların sonuçları incelendiğinde ne yazık ki kansere bağlı ölüm oranlarında tarama testi uygulanan hasta grupları ile uygulanmayan gruplar arasında önemli bir farklılık görülmediği saptanmıştır. Bununla birlikte sigara içen 40 yaş üzerindeki bireylerde en azından yılda 1 kez akciğer grafisi çekilmesi erken tanı için önerilebilir.

Akciğer Embolisi Nedir? Belirtileri Nelerdir? Nasıl Tedavi Edilir?

Akciğer Embolisi Nedir? Belirtileri Nelerdir? Nasıl Tedavi Edilir?

Emboli, ilk oluştuğu yerden ayrılmış bir kan pıhtısıdır. Damarlarda kan dolaşımı ile taşınarak, bir kan damarını tıkayabilir, bunun sonucunda söz konusu damarın beslediği bölgeye kan ulaşamaz.

Akciğer embolisi, akciğer atardamarı veya onun dallarından bir ya da birkaçının pıhtı, enfekte pıhtı, hava, kemik iliği, amniyotik sıvı, parazitler, yağ veya enjekte edilen çeşitli maddeler ile tıkanması sonucu ortaya çıkan klinik tablodur. Akciğer arteriel dolaşımına giren 15 mikrondan büyük materyaller pulmoner dolaşımda takılırlar ve takıldıkları damarı tıkarlar. Buna akciğer embolisi (pulmoner emboli) denir. Tıkanan damarın çapı ne kadar geniş olursa, akciğer embolisinin kliniği de o kadar ağır olur.

Akciğer Embolisi

Akciğer Embolisi Belirtileri

Akciğer embolisinin belirtileri, tıkanmanın yeri ve kansız kalan bölgenin boyutları dahil olmak üzere, birkaç etmene bağlı olarak gelişir. Akciğer embolisinin bazı olası belirtileri şunlardır:

* Görünür bir nedeni olmadan
* Ansızın soluksuz kalma hissi
* Soluk alırken göğüste ağrı
* Baygınlık hissi
* Öksürükle kanlı balgam çıkartma
* Nabızda hızlanma

Akciğer Embolisi Tanısı

Akciğer embolisi geçirdiğinizi düşünüyorsanız, derhal bir doktora başvurun. Acil tıbbi girişime ihtiyacınız olabilir. Pulmoner embolide erken tanı hayat kurtarıcıdır. Tanı için hastadan ayrıntılı bir hikaye alınması gerekir ayrıca hekim gerek hikaye alırken ve gerekse tetkikleri isterken pulmoner emboli olasılığını düşünmeli ve buna yönelik olarak hastada risk faktörü varlığını araştırmalıdır. Risk aktörlerinden bir veya birkaçının varlığı ile birlikte bir başka nedene bağlanamayan ani nefes darlığı ve arter kan gazı analizinde kandaki Oksijen miktarında düşme saptanması durumunda pulmoner emboli akla gelmelidir. Tanı için standart akciğer grafisi, arter kan gazı analizi, EKG, EKO kardiografi, bacak ve baldır toplardamarlarının Dopler ultrasonografisi, akciğer sintigrafileri ve spiral BT gibi yöntemlerden yararlanılır.

Akciğer Embolisi için Risk Oluşturan Durumlar

* Uzun süreli olarak yatakta hareketsiz kalmak (ameliyat sonrası dönemde v Aşırı pıhtılaşmaya neden olan genetik faktörler,eya yatalak hastalarda) Pelvik ven
* Pelvik venler, bacak ve baldır venlerinde kan akımında azalmaya yol açan gebelik; batın içi tümörler
* Kanser hastalığı, bazı böbrek hastalıkları, gebelik, bazı kan hastalıkları,barsak hastalıkları, doğum kontrol ilaçları gibi bazı ilaçlar
* Kalp yetersizliği
* Varisler
* İleri yaş
* Aşırı kilo


Öneriler

Aşağıdaki önlemler, akciğer embolisini ya da arterlerinizde başka tıkanmalar ya da daralmalara ilişkin tehlikeyi azaltmanızda yardımcı olabilir:

* Yağ içeriği düşük, liften zengin bir diyet uygulayın
* Düzenli olarak fizik egzersiz yapın
* Uzun süre oturmanız gerektiğinde, ayağa kalkın, yürüyün ya da bacaklarınızı hareket ettirin

Bronşiyal astım nedir? Belirtileri nelerdir? Nasıl tedavi edilir?

Bronşiyal astım nedir? Belirtileri nelerdir? Nasıl tedavi edilir?

Bronşlarda bir tıkanmayla birlikte görülen bu durum kuru bir ök­sürük ve zor nefes almakla kendisini belli eder. Çoğunlukla çocuk­lukta veya genç çağlarda meydana gelen kronik bir hastalıktır.

Astım bronşiyali neler meydana getirir ?
Her genel alerjik madde. Polen, mantar tozları, ev tozları, yemek­ler ve ilâçlar.

Astımatik krizler genellikle hangi saatlerde meydana gelir ?
Sabahın erken saatlerinde.

Astımın belirtileri nelerdir ?
Hırıltıyla solumak, boğulma hissi, kuru bir öksürük nefes vermek­te güçlük.

Astım belirtilerini ne gibi şeyler hızlandırır ?
Had solunum yolları enfeksiyonu veya alerjik maddelere karşı fazlasıyla açık kalmak.

Astımatik krizler anî gelir mi ?
Evet.

Astımatik krizde vücutta ne gibi şeyler meydana gelir ?
Bronş zarlarında ve ciğerlerin içerisindeki solunum borucuklarımda şişkinlik olur. Bu hava yolunu daraltmaya yol açar. Bronşlardaki tükürük bezleri normalden fazla tükürük çıkartmakla nefes darlığının artmasına neden olurlar.

Yaş ilerledikçe astım geçer mi ?
Hayır. Çocukların yaşı ilerledikçe astımın geçeceğine dair çok ge­nel, fakat tamamiyle yanlış bir inanış vardır.

Astım tedavisiz geçer mi ?
Hayır. Aksine, iyi ve gerekli tedaviyi görmediği takdirde kötüleş­meye yüz tutar.

Astım nasıl tedavi edilir ?
a.Astıma neden olan alerjiyi bulmak ve bundan sonra (hyposensitation) enjeksiyonları yaptırmak.
b.Steroid (kortizon) ilâçlarının verilmesi.
c.Akut nöbetleri hafifletmek için adrenalin veya (ephmephrine) enjeksiyonları yaptırmak.
d.Bronş spazmlarını hafifletmek için solunum yolu ile verilen ilâçlar çok kez akut nöbetleri rahatlatmaktadır.

Astım vakalarında hastayı hastaneye yatırmak gerekli olabilir mi ?
Evet. Büyük bir astımatik krizde hastanın boğulmamasını temin etmek için hastaneye yatırılması gerekli olabilir.

Astım vereme veya akciğerlerde kansere neden olabilir mi ?
Hayır.

Büyük bir astımatik kriz bile geçici olarak kontrol altına alınabilir mi ?
Evet. Büyük bir krizi esaslı bir şekilde hafifletebilecek ilâçlar var­dır.

Astım kalp hastalıklarına yol açabilir mi ?
Bazı kronik astım vakalarında sürekli krizler kalp hastalıklarına yol açabilir. Ancak bu durumun gelmesi çok uzun sürer ve az rast­lanan vakalardandır.

Astım ne gibi göğüs hastalıklarına neden olabilir ?
Amfizem, bronşiektazi ve başka akciğer hastalıkları astımdan do­layı ileri gelebilir.

İklim değişikliği astıma yararlı olabilir mi ?
Yeni taşınılacak bir yerde astım alerjisi nedenleri bulunmazsa bu değişiklik yararlı olabilir.

Toz hastalıkları nelerdir? (Silikoz, Byssinosis, Çiftçi ciğeri, Silo işçisi hastalığı)

Toz hastalıkları nelerdir? (Silikoz, Byssinosis, Çiftçi ciğeri, Silo işçisi hastalığı)

Toza maruz kalmak daima akciğer rahatsızlıklarına yol açar mı ?
Hayır. Uzun zamanlar birçok çeşit toz ve buharlar teneffüs edilse de bunların muhakkak surette bir akciğer hastalığına sebep ola­cağı söylenemez.

En az zararlı tozlar hangileridir ?
Demir kaynağı yapılırken çıkan tozlar, adî topraktan kalkan toz­lar ve kömür madeni işletmeciliğinde meydana gelen kömür tozla­rı.

Kömür tozu akciğerlere nasıl tesir eder ?
Kömür madenlerinde çalışanların, hattâ büyük kentlerde yaşayan­ların bile, akciğerleri kömür tozu tortularından siyahlaşmaya me­yil gösterse de, bu durum herhangi bir belirtiye neden olmamakta­dır.

En zararlı olan tozlar hangileridir ?
Silis (kuvars), asbestos, talk, şeker kamışı, pamuk fili ve berilyum (fluoresan lâmbalardan gelen tozlar) en zararlı olan tozlardır.

Tozdan ileri gelen en ağır hastalık hangisidir ?
Silikoz. Bu hastalık taşkömürü işletmelerinde, altın ve kurşun ma­denlerinde çalışanlarda, taş kesiminde ve toprak patlamalarında ve bazı yıprandırıcı madde yapımında çalışanlarda çoğunlukla rastlanır.
Bu tahriş edici maddelerle ne kadar süre temastan sonra silikoz ken­disini göstermeye başlar?
En az iki yıl.

Silikoz’un belirtileri nelerdir ?
Akciğer dokularında devamlı yayılma gösteren bir hasar yapar. Bu, zamanla akciğerlerin iltihaplanmasına yol açar. Çok kez bu hastalığın oluşturduğu zemine verem mikrobu da eklenebilir. Ha­fiften nefes tıkanıklığı, kronik öksürük ve akciğerin iyi işlememe­si bu hastalığın başlıca belirtileri arasındadır. Ciddî vakalarda işçi uzun zaman işinden uzaklaşmak zorunluğunda kalabilir.

Silikoz teşhisi nasıl yapılır ?
Söz konusu hastanın geçmiş hal durumu incelenir, çalıştığı yerde­ki toz numuneleri gözden geçirilir ve röntgen filmlerinde ciğerde görünen karaktetistik görüntüler dikkate alınır.

Silikoz önlenebilinir mi ?
Evet, sıhhî çalışma yeri şartları temin etmekle maske ve vakum püskürtücüleri gibi korunma cihazları kullanılmasıyla önlenebilir.

Silikozun tedavisi var mıdır ?
Hayır. Hastalık bir kez geldi mi ve akciğer sakatlandı mı meydana gelen durum artık geriye çevrilemez. Bu hastalığa yakalanmış olan­ların yeniden zarar veren tozla temasları önlenmeli, aksi takdirde hastanın daha ciddî şekilde akciğerinin harap olması kaçınılmaz ha­le gelir.

Asbestos liflerinin solunum yoluyle vücuda girmesi ne gibi zararlar meydana getirebilir ?
Birka,ç yıl süreyle, büyük çapta asbestos liflerinin nefes alma yo­luyle vücuda girmesinin akciğer kanserine yol açtığı tesbit edilmiş­tir.

«Byssinosis» nedir ?
Yilmi yıl ve daha uzun süreler solunum yoluyla pamuk tozunun vü­cuda getirmesiyle meydana gelen bir hastalıktır. Alerjik bir du­rum olduğu zannedilmektedir ve belirtileri, bronşitte de olduğu gi­bi öksürme ve balgam çıkarmadır.

«Bagassosis» nedir ?
Uzun süreden beri balyalanmış ve depo edilmiş olan şeker kamı­şından çıkan tozlardan ileri geçen bir akciğer hastalığıdır. Küflü tozlardan gelen alerjik bir hastalık da olabilir.

Çiftçi ciğeri ne demektir ?
Küflenmiş saman veya kuru ot tozlarının, çiftçilerin solunum yoluyla akciğerlerine girmesinden meydana gelen akut bir akciğer hastalığıdır.

Silo işçisi hastalığı nedir ?
Silolarda niyojenli (azot) gazların bazı çiftçilerin solunum yoluyla akciğerlerine girmesinden meydana gelen bir hastalıktır.

Akciğer apsesi nedir? Tedavisi nasıl olur?

Akciğer apsesi nedir? Tedavisi nasıl olur?

Bir akciğer içerisinde bir kısmın cerahatlanmasıdır.

Akciğer apseleri neden olur ?
Bu apseler genellikle bir bronş borusunun tıkanmasından ileri ge­lir. Bu, tıkanma durumunu da aşan bir enfeksiyonun gelişmesine yol açar. Böyle bir apsenin olagelmesi genellikle burunda, boğaz­da veya ağızda yapılmakta olan bir ameliyat sırasında solunum yoluyla iltihaplanmış olan tükürük veya cerahatin nefes yoluyla ciğere girmesinden ileri gelmektedir.

Bir ameliyat olmadığı hallerde de akciğer apseleri meydana gelebilir mi ?
Evet, bir akciğer iltihaplandığı takdirde veya bir tümör dokusun­dan etkilenmiş olan alanın, dokunun lokalize şekilde ölmesiyle ile­ri gelebilmektedir.

Akciğer apsesi nasıl teşhis edilir ?
a.Hastanın öksürme yoluyla çıkardığı cerahat çok kötü kokar.
b.Hastalığın ilk günlerinde yüksek ateş, titreme, baş dönmesi mey­dana gelir.
c.Röntgen filmi çekildiği zaman, filmde hastalığın özellikleri ve apse boşluğu da belirli bir şekilde görülür.

Akciğer apsesi her zaman ameliyat gerektirir mi ?
Hayır. Bunların birçoğu, özellikle bundan önce meydana gelmiş olan bronş tıkanıklıkları ortadan kaldırıldığı taktirde, antibiyo­tiklerle tamamen tedavi edilebilir.

Pülmoner embolizm ve enfarktüs nedir? Tedavisi nasıl olur?

Pülmoner embolizm ve enfarktüs nedir? Tedavisi nasıl olur?

Pülmoner enfarktüs nedir ?
Akciğerin bir bölümüne gelen kan akımının tıkanması sonucu ak­ciğer dokularının bir kısmının harap olmasıdır.

Pülmoner enfarktüs neden ileri gelir ?
Genellikle bunun sebebi akciğerdeki bir kan damarına vücudun başka bir kısmından bir kan pıhtısının gelmiş olmasıdır. Kan da­marı bu pıhtı ile tıkanır ve bu tıkanıklığın ötesindeki doku hayati­yetini kaybeder.

Bu embolizmier veya kan pıhtıları genellikle neden ileri gelir ?
Ayaklarda veya «pelvis» deki derin damarlarda pıhtılaşmış olan kandan ileri gelir. Bu pıhtılar birçok hastalıkların seyri sırasında veya bir ameliyattan sonra meydana gelmiş olan bir komplikas-yondan meydana gelebilmektedir. Pıhtıdan kopan ve kan akımına karışan parçalar, embolizm olarak adlandırılır. Pülmoner emboliz-me neden olan pıhtı parçalarının yaklaşık % 50’si kalbin sağ tara­fındaki pıhtılardan meydana gelir.

Ayaklarda veya pelvis organlarındaki damarlarda meydana gelen pıhtı toplanması vakaları her zaman pülmoner enfarktüse sebep olur mu ?
Hayır. Genellikle ayaklarda veya pelvislerde meydana gelen pıh­tılar oldukları yerlerde kalırlar. Çok az vakalarda bunlar buradan koparak embolizmlere sebebiyet verirler.

Pülmoner enfarktüsün belirtileri nelerdir ?
Bunlar pıhtının büyüklüğü, tıkanan damarın büyüklüğü ve krizin başlangıcının ne kadar ânî olduğuna göre değişiklik gösterir. De­ğişik ölçüde göğüste sancı, nefes tıkanıklığı, öksürük, kanlı tükü­rük ve balgam çıkarılması ile ateş vuku bulur. Bazı vakalar ciddî bir şokla veya ölümle sonuçlanabilir.

Pülmoner enfarktüs röntgen filminde görülebilir mi ?
Evet. Vakaların büyük bir çoğunluğunda «heparin» veya buna benzer pıhtı çözen ilâçların kullanılması tavsiye edilir. Bu gibi ilâçlar damardaki pıhtıları mümkün olduğu derecede ufak boylar­da kalmasını temin eder ve ayrıca bunların yayılmasını ve uzama­larını önler.

Pülmoner embolizmden iyileşme şansı oranları nedir ?
Vakaların büyük çoğunluğunda iyileşme şansı oranları yüksektir. Bundan önceki yıllarda bu hastalığa yakalananların % 85′i öldü­rücü olmayan embolizme yakalanırken, vakaların % 15′i ölümle sonuçlanmaktaydı. Kan pıhtılarını dağıtan ilâçların kullanılması­na başlandıktan sonra bu hastalıktan ölüm oranı % l’e düşmüş­tür.

Pülmoner enfarktüste yatakta istirahat etmek önemli midir ?
Çok önemlidir. Bir pıhtı bir kez meydana geldi mi, yeni pıhtıların meydana gelmesini önlemek için hasta tam bir istirahata tâbi tu­tulmalıdır. Böylece pıhtıdan parçalar kopma imkânları asgariye indirilmiş olur.

Akciğerlerin anatomisi ve fonksiyonları - Sigaranın ciğerlerimize zararları

Akciğerlerin anatomisi ve fonksiyonları - Sigaranın ciğerlerimize zararları

Akciğerlerin vücuttaki görevleri nedir ?
Akciğerler göğüs boşluğunda bulunan nefes alma organlarıdır. Sağ ciğer lop diye adlandırılan üç kısımdan oluşur. Sol ciğerin ise iki lop’u vardır. Ciğerler ağaçları andırır. Bronş tüplerini çevreleyen sünger benzeri dokulardan oluşmuştur. Ciğer dokusu, etrafı küçü­cük kan hücreleri ile ağ gibi çevrili yaklaşık 300 milyon hava torbacıklarından oluşmuştur.

Ciğerlerin fonksiyonu nedir ?
Ciğerler vücuda nefesle giren havadan oksijen çıkarırlar ve kan dolaşımı ile ciğerlere giren karbondioksiti serbest bırakırlar. İnsan nefesi dışarı verirken karbon dioksit ve bir miktar su, buhar ha­linde vücuttan çıkar.

Bir kişinin «zayıf ciğerleri var» deyimi doğru mudur ?
Hayır. Bu sözle, genellikle bir insanda verem veya bronşit gibi ciğerlerinde bir hastalık olduğu belirtilmek istenmektedir.

Ciğer hastalıkları ırsî olabilir mi ?
Hayır. Ciğer hastalıkları (genellikle verem) ailelerde bir kişiden fazlasında rastlanırsa da bu durum irsiyetten değil bulaşmadan ile­ri gelmiştir. Bir anne baba veya büyükbaba ya da büyükanne ken­disinin veremli olduğunu bilmezse bu hastalığı çocuğuna veya to­rununa bulaştırabilir.

Havanın temiz olmadığı kentlerde yaşamaktansa havanın temiz ol­duğu kır alanlarında yaşamak daha sıhhî midir ?
Genellikle evet. Burunda, boğazda ve bronş borularında nefes zor­lanmasına yol açan tahriş edici tozlar ve pis kokulu dumanlara kentlerde çok daha fazla rastlanır.

Temiz olmayan havayı teneffüs etmekle ne gibi durumlar meydana gelebilir ?
Havadaki duman, buhar, dumanlı sisler vb. zar astarlarını tahriş ederek bu dokuların, enfeksiyona (iltihaplanmaya) ve muhtemel tümör oluşumuna karşı korunma dirençlerini azaltırlar.

İnsanlar ciğerlerini ne kadar ara ile muayene ettirmelidirler ?
Yaklaşık yılda bir kere. Sıhhatli insanlar, eğer daha sık olmaları gereği görülmemişse, her yıl veya iki yılda bir, bir göğüs röntgeni aldırmalıdırlar.

Röntgen yoluyla ciğer hastalıkları her zaman teşhis edilebilir mi ?
Genellikle evet. Bazen kesin bir teşhis yapılabilmesi için, çeşitli zaviyelerden röntgen filmleri alınması gerekebilir. Ancak bunların tetkikinden sonra doktor kesin teşhisi koyabilecektir.

Sigara kullanmak ne gibi zararlar meydana getirebilir ?
Burun, hançere, bronş boruları ve ciğer dokularında yer yer tah­riş edici etkiler meydana getirebilir. Şüphesiz fazla tütün kullan­mak kronik bronşit (bronşiektazi), amfizem ve akciğer kanserinin gelişmesi için zemin hazırlayıcı nitelikler oluşturabilir.

Balgam çıkaran kronik öksürme neyi ifade eder ?
Hançere, soluk borusu veya bronş tüplerinde tahriş veya enfeksiyon belirtilerini ifade edebilir. Ayrıca doktora başvurmayı gerektirir.

Ağızda toplanan balgam çıkarılmalı veya yutulman mıdır ?
Yutulmaması gereklidir; çünkü hazım sistemini bozabilir. Ayrıca böyle bir balgamda verem mikropları bulunduğu takdirde bağır­saklarda enfeksiyona yol açabilir. Balgamlar bez veya kâğıt men­dillere ya da taslara çıkarılmalı, böylece mikropların yayılma im­kânları önlenmelidir.

Öksürükle kan çıkmasının en önemli anlamı nedir ?
Bir hasta kan tükürdüğü zaman onda verem veya ciğerinde tümör olup olmadığını tesbit etmek çok önemlidir. Bunlar kan tükürme­sini getiren eh önemli durumlardır. Ancak boğazda, gırtlakta veya bronş tüplerindeki bir kan damarında meydana gelen küçücük bir çatlama da, kan tükürülmesine neden olabilir. Bunun için böyle bir durum, muhakkak surette verem veya kanser olduğunun be­lirtisi değildir.

Fazlasıyla sıcak havanın solunum yoluyla ciğerlere girmesi, ciğerler için zararlı olabilir mi ?
Fazlasıyla sıcak buharın teneffüs edilmesiyle broş boruları ve ci­ğerlerin astarları, ciddî şekilde yanabilir. Bu özellikle endüstri yer­lerindeki kazalarda meydana gelir.

Çok soğuk havanın teneffüsü ciğerler için zararlı olabilir mi ?
Kutup bölgeleri veya çok yüksek irtifalarda fazlasıyla soğuk hava­nın derin nefes alınmasıyla vücuda girmesi nefes borusu ve bronş boruları astarlarında soğuk çatlakları meydana getirebilir ve bu durum zatürreeye sebebiyet verebilir.

Görevini yapamayan bir ciğerin ameliyatla çıkarılmasından sonra insan normal yaşantısını sürdürebilir mi ?
Kalan ciğer normal görevlerini yapmaktaysa evet. Hareket kısıt­lanmaları, kalan ciğerin zedelenme derecesine bağlıdır.

Atelektazi nedir? Tedavisi nasıl yapılır?

Atelektazi nedir? Tedavisi nasıl yapılır?

Atelektazi nedir ?
Ciğer dokularının çökmesi sonucu ciğerin havasız kalmasına yol açan bir durumdur.

Atelektazi nasıl meydana gelir ?
Bir bronş borusunun tıkanmasıyla.

Hangi tiplerde atelektazi’ler vardır ?
a.Doğum sırasında meydana gelen bronş borusunda bir tükürük parçasının tıkanmış olmasından âtelektazi veya doğuştan şekli bozuk olan ve dar kalmış bir boru yüzünden ileri gelen âtelek­tazi.
b.Daha ilerlemiş yaşta bu hastalık; balgam, cerahat veya kanın bir bronşu tıkamasıyle de ileri gelebilmektedir. Ayrıca, bir yer fıstığı, et ve başka gıda maddelerinin yanlış kanaldan geçmele­riyle bir bronş borusunu tıkayarak atelektaziye neden olabilirler. Bronşlarda bir tümörün gelişmiş olduğu, çok kez atelektaziden dolayı bir bronşun tıkanmış olmasının tesbit edilmesiyle mey­dana çıkar.

Yaygın âtelektazi nedir ?
Başlıca bronş borularının bir ameliyattan sonra herhangi bir ne­denle (balgam v.s.) büyük ölçüde tıkanmasıdır. Bu durum bir ciğe­rin tamamen çökmesine, sönmesine neden olabilir.

Yaygın atelektazi nasıl tedavi edilebilir ?
Soluk borusuna bir bronkoskop sokulur ve bir emme cihazı ile bal­gam dışarıya çıkarılır.

Yaygın ateletektaziye çok rastlanır mı ?
Anestezi metotlarının günümüzde son derece gelişmesinden son­ra fazla rastlanmamaktadır. Günümüzde anestezistler ameliyat ön­cesi boğazdan soluk borusuna yerleştirdikleri bir boru sayesinde, anesteziden önce ve sonra, emme yoluyla bronş kanallarını devam­lı olarak çalışır halde tutmaktadırlar.

Yaygın ateletektazi ciddî bir durum sayılır mı ?
Evet. Bu durumda hastanın ateşi fazlasıyla artar ve belirgin nefes darlığına neden olur. Bu durum yeni ameliyat olmuş bir hastanın iyileşmesini geciktirebilir.

Yaygın atelektaziye bugün yapılmakta olan tedavi usulü tesirli mi­dir ?
Evet. Balgam tıkanıklığının emme usulüyle ortadan kaldırılması ve antibiyotiklerin kullanmasıyla yaygın atelektazi olaylarının he­men hepsi tedavi edilebilmektedir.

Yaygın atelektazi tedavisinde bronkoskop’un her zaman kullanılma­sı gerekli midir ?
Hayır. Çok vakalarda hastanın öksürtülmesi temin edilir ve kendi­sine oksijen verilir. Böylece tıkanıklık, öksürme usulüyle balga­mın çıkarılması neticesinde giderilebilir.

2 Sayfa: [1] 2 »