Göz Hastalıkları
lahana hapı

Ablastemic Nedir?

Ablastemic Nedir?

Filizlenme ile ilgili olmayan.

Gözkapağı Şişliği nedir?

Gözkapağı Şişliği nedir?

Gözkapakları, çoğunlukla fazla ağlama sonucu şişer. Nezle veya kızamık sırasında da görülür. Bunlardan başka, kalp, böbrek, hastalıkları veya beze iltihaplanmasının da bir işareti olabilir. Bazı kimselerde de alerjiktir.

Göz Kaşıntısı nedir? Alerjik Göz hastalıkları

Özellikle bahar aylarında polenlerin etkisiyle oluşan bahar nezlesi (Vernal Konjontivit) nedeniyle gözlerin kaşınması, körlüğe kadar uzanan rahatsızlıklara neden olabiliyor

Allerjik göz hastalıkları

Temas göz allerjisi ilaçlara, ilaçların içindeki koruyucu maddelere veya makyaj ürünlerine karşı gelişebilir. İleri dönemlerinde göz yaşı kanalında tıkanıklık, konjunktivada skarlaşma ve korneada damarlanma meydana getirebilir.

Allerjik göz hastalıklarının tanısı hastadan alınacak hikaye üzerine inşa edilecek muayene ve laboratuvar incelemeleri ile konur. Kırmızı göz oluşturan pekçok durum göz allerjisini taklit edebilir ve doğru tanı için iyi bir göz muayenesi gerekir. Muayenede göz kapakları, göz yüzeyini örten konjunktiva isimli zar, bezlerin açıldığı bölümler, kirpikler ve kornea dikkatle incelenir. Bazen göz kapaklarının ters çevrilerek arka yüzeyinin incelenmesi gerekebilir.

Bazı mikrobik hastalıklar, sebebi bilinmeyen iltihabi durumlar, göz kapağı iltihapları, bazı cilt hastalıklarının göz bulguları, kuru göz hastalığı, gözün bağ ve damar tabakasının iltihabi hastalıkları, böcek ısırıkları, kirpik diplerine yerleşen bitler göz allerjisini taklit eden bir tablo meydana getirebilir. Tanısal test olarak allerjen maddenin bulunması, göz yaşında ve kanda bazı maddelere bakılması yardımcı olsa da en fazla bilgi muayeneden elde edilir.

Göz Kanlanması nedir, nedenleri ve oluşumları nelerdir, bitkisel tedavisi nasıl yapılır?

Göz Kanlanması nedir, nedenleri ve oluşumları nelerdir, bitkisel tedavisi nasıl yapılır?

Göz kanlanmasının bir çok nedeni olabilir tıpta Konjonktivitin denir

Konjonktivitin en belirgin özelliğinin gözlerin kızarması olduğunu söyleyen Sema Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Aydın Yıldırım, göz yaşarması, göz kapaklarının sabahları yaşarması ve göz akı tabakasının şişmesi en önemli belirtiler. Göz kapaklarında yanma, yapışma ve de çapak oluşabilir Virüslerin sebep olduğu enfeksiyon sadece bir gözde rahatsızlığa sebep olabileceği gibi ikisinde de rahatsızlıklara sebep olabilir dedi.

Göz temizliği çok önemli

Tedavinin en önemli ayağını temizlik oluşturuyor. Yüz için kullanılan tüm havluların yüksek ısıda yıkanması, Konjonktiviti olan kişinin havluları asla kullanılmaması tavsiye ediliyor. Gözlerin kesinlikle ovuşturulamaması gerekiyor, aksi takdirde iltihabın diğer göze de bulaşabiliyor. Uzmanlar göz kapaklarındaki herhangi bir akıntı ya da çapağın ılık su ile yıkanması gerektiğini söylüyor.

Başkasının makyaj malzemelerini kullanmayın

Göz makyajı için kullanılan makyaj malzemelerinin de göz enfeksiyonlarına davetiye çıkardığını söyleyen Dr. Aydın Yıldırım asla bir başkasının makyaj malzemelerinin kullanılmaması gerektiğini söyledi. Konjonktivit olan bayanların da tüm makyaj malzemelerini atmalarını ve enfeksiyon geçtikten sonra yenilerini alıp kullanmalarını tavsiye etti.

Kontakt lens kullananların göz temizliği konusunda daha dikkatli olmaları gerekiyor. Bu kişiler Konjonktivit geçiriyorsa lens takmayı bırakmalı.

Bakteriyel konjonktiviti olan çocukları tedaviye başlayana kadar kreşe ya da okula göndermemekte yarar var. Viral konjonktiviti olan çocuklar genellikle bir kaç gün boyunca hastalığı bulaştırabiliyor. Çocuğunuzun diğer çocuklarla yakın temas içine girmesine engel olmaya çalışın.

Konjonktivitin tedavisi iltihaplanmaya sebep olan etkenin teşhisi ile mümkün oluyor. Konjonktivit şayet alerjik etkenler sebep oluyorsa alerjiye karşı damlamalar kullanılırken, bakterilerin sebep olduğu iltihaplanmaya karşı antibiyotik ilaçlar öneriliyor. Konjonktivite virüsler sebep oluyorsa, buna karşı immün sistemini kuvvetlendirici doğal ilaçlar kullanmakta yarar var.

Bitkisel Tedavi

Gözlere üçer damla papatya veya zeytinyağı damlatılır. Her gün tekrarlanır.

Göz Ağrısı nedir, nedenleri ve çeşitleri nelerdir, şeker hastalığı nedir, baş ağrısı nedir?

Göz Ağrısı nedir, nedenleri ve çeşitleri nelerdir, şeker hastalığı nedir, baş ağrısı nedir?

göz ağrısının nedenleri çeşitlidir. Az ışıkta çalışmak sonucu gözlerin yorulması, gözdeki herhangi bir kısmın iltihaplanmış olması, göze yabancı bir cisim kaçmış olması, sinüzit, yarım başağrısı, grip, nezle ve ateşli hastalıklar göz ağrısına neden olabilir. Önce hastalığın nedenini tespit etmek gerekir.

GÖRME DEĞERLENDİRMESİ
Görme değerlendirmesi göz muayene ve check-up’larının vazgeçilmez bir bölümünü oluşturur. Görme düzeyi sonraki yapılacak değerlendirmeler açısından önemli bir yer tutar. İnsanlar karşılaştırma şansına sahip olmadıkları takdirde dünyayı algıladıkları gibi zannederler ve kapasitelerinin boyutunu tasavvur edemezler. Normal gördüğünü zanneden pekçok kimse arkadaşlarının görebildiği şeyleri göremediği zaman derhal doktora müracaat eder.

Görme azlığı göz hastalıklarının meydana getirdiği şikayetler arasında ilk sırayı tutar. Muayenelerde özel büyüklükteki harflerle görme test edilir. On sıradan oluşan bu harflerden en az dokuz sırayı bilenler normal görmeye sahip olarak kabul edilir. Okullarda yapılan görme muayeneleri en basit düzeydeki check-up’a bir örnek olarak gösterilebilir. Bu şekilde eksik gördüğü tespit edilen çocuklar daha ileri muayeneye sevk edilerek tedavilerinin yapılması sağlanır.

Çok küçük çocuklarda görme muayenesi ayrı bir öneme sahiptir. 3 yaşın altındaki çocuklarda görme durumunun değerlendirilmesi için belli başlı testler mevcuttur. Ayrıca diğer yapılacak muayeneler de görme konusunda belli bir fikir verir. 3 yaşından büyük çocuklar genellikle E harfinin yönü öğretilerek görme muayenesine alınabilir. İleri düzeydeki görme bozuklukları anne-babanın da farkedebileceği bulgular meydana getirir. Orta düzeydeki görme bozuklukları ise yıllarca farkedilmeden kalabildiği gibi sebep olan hastalığın durumuna göre de ilerleme yapabilir.

GÖZ NUMARASININ BELİRLENMESİ
Az görmenin önemli nedenlerinden biri gözlerde miyop, hipermetrop veya astigmatizma gibi bir kusurun bulunuşudur. Bu kusurlar çoğunlukla iki gözde mevcut olur. Bazen bir göz normal diğeri kusurlu olur, bazen de iki gözde farklı kusurlar bulunabilir.

Kırılma kusurları yaşa göre farklı dağılım gösterir. Çocuklarda ve küçük yaşlarda hipermetropi ön planda iken ileri yaşlarda miyop ve astigmatizma sıklığı artar. 40 yaşından sonra ise presbiyopi dediğimiz ve hipermetrop gibi tashihi yapılan yakın görme bozukluğu meydana gelir.

Kusurların farklı yaşlardaki tashih ve tedavisi de farklılık gösterir. Örneğin okula başlamadan önceki dönemlerde görülen kusurlar çok yüksek olmadığı ve iki göz arasında fazla fark olmadığı sürece tedavi edilmezler. Numara çok yüksek olduğunda veya iki göz arasındaki fark fazla olduğunda ileri yaşlarda tedavisi mümkün olmayan göz tembelliğinin ortaya çıkmasının engellenmesi amacıyla tedavi yapılır. Böyle durumlarda gözlük veya kontakt lens kullandırılabildiği gibi bazen cerrahi veya lazer tedavilerine de müracaat etmek gerekebilir.

Okul döneminde hipermetropi azalır, miyopi artarken astigmatizmada çok az değişiklik meydana gelir. Değişikliklerin tespiti için çocukların en az yılda bir defa kontrolden geçirilmeleri gerekir. Uygun olmayan gözlük veya kontakt lensler çocukların performansını etkiler.

İleri yaşlardaki göz kusurları yüksek numaralarda görme bozukluğuna yol açarken düşük numaralarda görme bozukluğu yanısıra başağrısı, göz ağrısı, gözde yorgunluk gibi şikayetlere de neden olurlar.

Bazen normal muayene sonrası da hastaların şikayetleri devam edebilir. Bu durumda gözlüğün kontrolü gerekir. Herşeyin yolunda görünmesine rağmen gizli bir kusur veya spazm gibi durumlar da bunun nedeni olabilir.
Unutulmaması gereken bir nokta da her hastaya her yöntemin aynı başarıyla uygulanamayacağıdır. Yapılan değerlendirmeler sadece kusurun tespitine yönelik olmamalı, aynı zamanda kişi için ideal seçeneğin gözlük mü, kontakt lens mi, ameliyat mı yoksa lazer mi olduğunu da belirlemelidir.

GÖZİÇİ BASINÇ (GÖZ TANSİYONU) ÖLÇÜMÜ
Hastaların önemli bir kısmı göz tansiyonunun belirtilerini merak eder. Diğer taraftan oldukça fazla sayıda kişi başı veya gözü ağrıdığında göz tansiyonunun yükseldiğini zanneder. Kişinin göz tansiyonunun belirtilerini öğrenmek istemesi veya başı ve gözü ağrıdığında göz tansiyonundan şüphelenmesi yanlış şeyler değildir. Gerçekten göz tansiyonu baş ağrısı, göz ağrısı, gözde kızarıklık, görme bulanıklığı, ışığı karşı hassasiyet ve mide bulantısı gibi şikayetler meydana getirir. Ancak bu şikayetlerin meydana geldiği göz tansiyonu hasta sayısı toplam sayı içinde çok az bir yeri işgal eder.

Göz tansiyonunun normal değeri 10-21 mmHg arasındadır. Bu değerler 35-40 mmHg’yı geçmedikçe kolay kolay bulgu vermezler. Göz tansiyonu yüksekliğinin meydana getirdiği glokom isimli hastalık çoğunlukla sinsi seyreder ve hasta ancak merkezi görmesi etkilendiğinde bunun farkına varabilir. Bu ana kadar kaybedilen çevresel görme maalesef bundan sonra geri kazandırılamaz.

Öncelikle herkesin bu hastalık yönünden dikkatli olması ve düzenli kontrolden geçmesi gerekir. Fakat bazı kişiler normal topluma göre daha yüksek risk altındadırlar:
45 yaşını geçenler,
Akrabalarında glokom bulunanlar,
GİB anormal şekilde yüksek seyredenler,
Şeker hastalığı,
Yüksek miyopi,
Uzun süreli kortizon kullanımı,
Göz yaralanması,
Yüksek kan basıncı,
Şiddetli kansızlık ve şok geçirilmiş olması.
Bu risk grubunda olanların daha titiz davranmaları gerekir.

MİKROSKOBİK MUAYENE
Mikroskobik muayenede ek bir araç kullanılmıyorsa gözün ön kısmındaki kapaklar, kirpikler, konjunktiva, kornea, sklera, iris, göz bebeği, lens ve vitreus gibi yapıların değerlendirmesi yapılır. Bu yapıların hastalık veya bozuklukları genellikle bazı şikayetler meydana getirir. Bu şikayetleri bazı kişiler fazlaca değer verirken bazıları da önemsemez. Gerçekten gözde hiçbir sorun yokken kişinin bünyesine ait faktörler ve çevreye ait faktörler nedeniyle bazı şikayetler meydana gelebilir. Ancak aynı şikayetleri gözde bulunan bir hastalık da meydana getirebilir.

Örneğin gözde yanma ve batma hissi uzun süreli ve yoğun bir çalışmanın ardından meydana gelebilir. Ama aynı şikayetler göz kuruluğu, göz kapağı iltihabı, göz yüzeyinin iltihabi durumları, göze yabancı cisim kaçması gibi durumlarda da meydana gelebilir. Heriki durumda da dinlenmekle bir miktar rahatlanma sağlanır. Ancak şikayetler bir hastalığa bağlı ise giderek artış gösterir.

Kısacası gözdeki şikayet ne olursa olsun önemsiz görülmemelidir. Erken müdahale ile ileride meydana gelebilecek sorunlardan korunmak mümkündür.

GÖZYAŞI TESTLERİ
İnsanın gözyaşı 3 katmandan oluşur. Bunlar dıştan içe doğru yağ, su ve musin katmanlarıdır. Bu katmanların herbiri ayrı ayrı hücre veya bezlerden salgılanır. Gözyaşı gözümüze kayganlık vererek rahat hareket etmesini sağlar, gözümüzü mikroplara karşı korur, gözün önündeki belli hücrelerin beslenmesine katkıda bulunur ve en önemlisi cisimleri net olarak görmemizi sağlar. Gözyaşındaki herhangi bir bozukluk yanma, batma, kaşıntı, kuruluk, kızarıklık ve bulanık görme gibi şikayetler meydana getirir.
Gözyaşı bozuklukları kendi başlarına bir salgı bozukluğu olabildiği gibi bazen göz yüzeyi ve çevresini tutan hastalıkların meydana getirdiği düzensizlik şeklinde de olabilir. Klinikte gözyaşı incelemeleri biyomikroskop yardımıyla yapılır. Ayrıca Schirmer kağıdı denilen özel kağıtlarla gözyaşı yeterliliği tespit edilebilir.

Gözyaşı eksiklik veya düzensizliklerinin erken tedavisi ileride meydana gelebilecek olan göz yüzeyi düzensizlikleri, kornea ödemi ve sonuçta görme kaybı gibi şikayetlerin en aza indirilmesine yardımcı olur.

GÖZYAŞI KANALININ TEST EDİLMESİ
Göz sulanması da toplumda sık rastlanan bir şikayettir. Gözde sulanma yapan nedenin ne olduğunun ortaya çıkarılması gerekir. Göz enfeksiyonları, yabancı cisimler, allerjiler, pinguekula ve pterjium denilen et büyümeleri ve çevresel faktörler gözde sulanma meydana getirebilir. Bebeklerde göz sulanması yapan önemli bir hastalık göz tansiyonu yüksekliği yani glokomdur.

Gözde sulanma olan hastanın bu gibi durumlara yönelik değerlendirmesinin yapılması gerekir. Ancak gözyaşı kanalı test edilmezse muayene eksik kalmış demektir. İnsanın gözyaşı salgı bezlerinden salındıktan sonra göz yüzeyini ıslatarak burun kökündeki pınarcık denilen bölüme gelir ve oradaki iki adet delikten ince kanallar vasıtasıyla buruna aktarılır. Bu sistemin incelenmesinde bazı özel boyalar kullanılabilir ya da film çektirilebilir. Ama en pratik olan ve kliniklerde en çok kullanılan yöntem ince bir kanül ile sıvı verilerek kanalın açık mı yoksa kapalı mı olduğuna bakılmasıdır.

GÖZ HAREKETLERİNİN İNCELENMESİ
Göz hareketlerinin incelenmesi özellikle bebek ve çocuklara yönelik check-up’larda daha fazla önem taşır. Çocuklarda mevcut olan şaşılık veya diğer göz hareket bozuklukları kolayca yakınlarının gözünden kaçabildiği gibi bazen de herhangi bir anormallik olmadığı halde çocuğun gözünde bir kayma olduğundan şüphelenilebilir. Çocuğun gözünde bir kayma mı, yalancı bir şaşılık mı olduğuna yoksa normal mi olduğuna objektif testlerle karar verilmelidir.

Şaşılık muayenelerinde açma-kapama testleri, prizma testleri, özel lenslerle muayene, sinoptofor veya Hess perdesi gibi değişik yöntemler kullanılır.

Şaşılığın riskleri konusunda en çok korkulacak konu göz tembelliği geliştirmesidir. Bazen ileri derecedeki kaymalar herhangi bir göz tembelliği meydana getirmezken bazen de gözden kaçabilecek düzeydeki basit bir kayma görmeyi bozabilir. Göz tembelliği ancak erken yaşlarda tedavi edildiği takdirde iyi sonuç alınabilir.

Gözdeki kaymalar çoğunlukla kasların çalışmasındaki bir dengesizlikten meydana gelir. Hastaların bir kısmında ise göz görmediği için kayar. Görmeyi bozan faktör bir doğumsal anomali, bir katarakt, bir glokom, bir tümör veya göz siniriyle ilgili bir hastalık olabilir. Kaymaya neden olan faktörün erken tespiti görmenin kazandırılması ve kaymanın tedavisinde yardımcı olduğu gibi bazen hayati önem bile taşıyabilir.

SİNİR TABAKASI VE GÖZ SİNİRİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Sinir tabakası ve göz siniri hastanın şikayetleriyle ilişkili olmadıkça detaylı bir incelemeye tabi tutulmayabilir. Ancak bazı sinsi hastalıklar ve risk faktörleri bu bölümlerin detaylı incelenmesiyle tespit edilebilir.

Örneğin belirti vermeyen bir sinir tabakası yırtığı ilerleyerek dekolman denilen duruma dönüşüp görme kaybına neden olabilir. Bu hastalık yönünden risk taşıyan insanlar vardır. Bunlar yüksek miyop ve miyop astigmatlar, yakınlarında böyle bir hastalık geçirmiş olanlar, darbeli sporlar yapanlar, göz yaralanması geçirmiş olanlar, göz ameliyatı geçirmiş olanlar, diğer gözünden böyle bir hastalık geçirmiş olanlardır. Bir diğer risk grubu sinir tabakasının çevresel kısımlarında dejenerasyon denilen bozuklukları olanlardır. Bu bozukluk ilgili bölümlerin özel muayene yöntemleri ile incelenmesi sonucunda ortaya çıkarılabilir.
Bazen göz sinirinin muayenesi tedavi yönünden önem arzeden glokom hastalığını ortaya çıkarabilir. Yüksek seyreden göziçi basıncı göz sinirinin başında çukurluk oluşturarak görme kaybı meydana getirir. Göziçi basınç ölçümleri ile glokom hastalığı çoğunlukla tespit edilir. Bazı glokom hastalarında ise göziçi basıncının normal sınırlar içinde olmasına rağmen göz sinirinde hasar mevcuttur. Bu kişilere normal veya düşük tansiyonlu glokom hastası denir.
Göz önünde sinekler uçuşması, çizgiler görünmesi, noktalar görünmesi, nesnelerin farklı renk ve şekillerde görünmesi, düz bir zeminde bazı cisimlerin görünmesi, gözde şimşek çakmaları, göz önünde kurum yağması, perde inmesi gibi şikayetler yaygın görülen ancak az önemsenen şikayetlerdir. Bu şikayetlerin tedavi gerektirmeyen basit durumlara bağlı olması olasılığı çok yüksektir. Ancak tedavi gerektiren bir durum varsa bu ciddi bir durumdur ve derhal tedavisi gerekir.

KORNEA EĞRİLİKLERİNİN BELİRLENMESİ VE KORNEA HARİTASI
Bazı hastalar görme bozukluğu nedeniyle muayeneye gider, doktorun titiz gayretlerine rağmen verilen gözlük veya başka tedavi aracından memnun kalmaz. Normal muayene çerçevesinde korneaya ait bazı düzensizlikler ve hastalıklar tespit edilemeyebilir. Bunların başında düzensiz astigmatizma ve keratokonus gelir. Bu bozuklukların tespiti hastanın tedavi ve rehabilitasyonunda farklılık meydana getirir.

Keratometre denilen cihazla kornea eğriliğinin ölçümü ya da daha ileri bir yöntem olarak korneal topografi cihazıyla korneanın kırıcılık haritasının çıkarılması böyle durumları ortaya çıkarır. Kontakt lens kullanmak veya lazerle gözlerini tedavi ettirmek isteyenlerin de bu incelemelerden geçmesinde fayda vardır.

KORNEA KALINLIĞININ BELİRLENMESİ
Kornea kalınlığının belirlenmesi klinikte en çok lazerle gözlükten kurtulmak isteyenler açısından önem arzeder. Bunun dışında tanısal amaçlı olarak da kornea kalınlığının ölçümü yapılabilir.

Check-up’ta kornea kalınlığının ölçümü en çok göziçi basıncı yüksekliği olanlarda mana ifade eder. Göziçi basınç yüksekliği herhangi bir görme bozukluğu meydana getirmiyorsa, görme alanında bozukluk yapmıyorsa, göz sinirinde hasar meydana getirmiyorsa glokom hastalığı var dememiz zorlaşır. Bu durumdaki hastalar yakın takibe alınır ya da bazı doktorlar tedavi vermeyi uygun görürler. Glokom hastalığı olmadığı halde böyle bir tedavinin başlanması hastaya hem ekonomik külfet hem de psikolojik sıkıntı getirir. Son zamanlarda yapılan çalışmalarda kornea kalınlığının fazla olduğu kişilerde göziçi basıncının yüksek ölçülebildiği vurgulanmaktadır. Kornea kalınlık ölçümü şüpheli hastalarda glokom tanısından uzaklaştırabileceği gibi önceden yanlış glokom tanısı almış kişilerin de ortaya çıkarılmasını sağlar.

GÖZ YAPILARININ ÖLÇÜMÜ
Normal cetveller kullanılarak gözün ön kısmından görülen kapaklar, kapak aralığı, kornea genişlik ve yüksekliği, iki göz arasındaki mesafe gibi ölçümler yapılabilir. Hertel ek-zoftalmometre denilen özel bir aletle gözün öne doğru çıkkınlığı ölçülebilir. Ultrason dalgalarıyla da gözün ön-arka uzunluğu, lensin kalınlığı ve ön kamara derinliği gibi ölçümler gerçekleştirilebilir.

Bu ölçümler ile göz kapaklarının normal pozisyonda olup olmadığı, kapaklarda herhangi bir düşüklük olup olmadığı, korneanın normal boyutta olup olmadığı, gözlerin ileri doğru çıkkınlığının normal olup olmadığı ve göz içine ait ölçümlerin normal olup olmadığı anlaşılabilir.

Bu kriterlerin herbirinin belli hastalıkların tanısında ve klinik uygulamalarda yeri vardır.

RENK GÖRMENİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Renk görme muayenesi İshihara denilen ve renkli noktalardan oluşan harflerin okutulduğu bir kitap ile yapılır. Daha ileri renk görme testleri olduğu gibi renk yumakları tarzında basit testler de mevcuttur.

Renk görme bozukluğu ya da renk körlüğü sık görülen bir durum olup anne-babadan çocuklarına geçiş gösterir. Bu bozukluk yönünden kız çocukları çoğunlukla taşıyıcı olarak kaldıkları için erkeklerde daha sık görülür.

Renk görme muayenesi de bazı hastalıkların tanı ve tedavisinde kullanılır. Ancak en büyük önemi ileride muvazzaf asker, pilot, güvenlik görevlisi veya polis olmak isteyenlerde belirir. Ayrıca sürücü belgesi alabilmek için de renk körlüğünün olmaması gerekir. Önceden belirlenecek renk körlüğü çocuklarımıza yön verme konusunda bize yardım olacak, beklentilerimizi ona göre ayarlayacak ve sahip olamayacağımız fırsatların kapısına vardığımızda böyle bir kusurun tespiti ile daha fazla hayal kırıklığına uğramaktan kendimizi muhafaza etmiş olacağız.

GENİŞ KAPSAMLI CHECK-UP
Geniş kapsamlı check-up denilince gözle ilgili bilgi verebilecek pekçok tetkik dahil edilebilir. Ancak bu kapsamda kısaca bahsedeceğimiz bu tetkikler gerek külfetli olması, gerekse bazı yan tesirlerinin bulunması nedeniyle doktorun lüzum görmesi halinde teklif edilir ve hasta da isterse yapılabilir.

Göz ultrasonografisi muayeneye rağmen gözün arka kısmının görülemediği veya göz küresi çevresindeki dokuların değerlendirilmesi gerektiği durumlarda kullanılır. Bazen gözün arka kısmında görülen bir kitlenin de ultrasonla değerlendirmesi yapılabilir.

Görme olayı gözle başlar ve başımızın tam arkasında bulunan beyin kısmının görüntüyü algılaması ile sona erer. Ayrıca değişik refleksler ve göz hareketleri beynimizin belli bölümlerince kontrol edilir. Bu sistemlerle ilgili gerek gördüğümüz gerekse göremediğimiz bölümlerin değerlendirilmesi açısından klasik röntgen filmleri, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme, karotid arter ultrasonografisi ve ilaçlı tetkikleri yaptırabiliriz.

Gözün sinir ve damar tabakasının hastalıklarının tanısının konulmasında koldan ilaç verilerek çektirilen fundus floresein anjiografi ve indosyanin yeşili anjiografi gibi tetkikler yaptırılabilir.

Sinir tabakası ve görme sinirinin değerlendirilmesi için çok ileri yöntemler kullanılabilir.
Görme alanı tetkiki yaptırılarak glokom ve görme yollarının hastalıkları konusunda fikir sahibi olunabilir.

Teknolojik gelişmeler hergün yeni yeni imkanlar sunmakta ve hastalıkların tanısı daha da kolaylaşmaktadır. Geri dönüşü olmayan bir yola girilmeden önce çocuklarımızı en azından 3 yaşından önce bir defa muayeneden geçirelim. Daha ileri yaşlarda da yılda bir defa check-up amaçlı göz muayenesini ihmal etmeyelim.

Şeker Hastalığı ve Göz Ağrısı

Glokom
Göz, ön ve arka segment olarak iki bölümden oluşur. Bu iki bölümü birbirinden ayıran yapı lenstir. Ön segment de yine ön ve arka kamara olarak iki bölümden oluşur. Bu iki bölümü ise iris dediğimiz gözün renkli tabakası ayırır. Ön kamarayı önde kornea sınırlar. Bu bölüm aköz denilen bir sıvı ile doludur. Aköz sıvısı lensin bağlantı noktalarının yakınındaki silier cisimden salgılanır, lensin ön yüzeyinden akarak ön kamaraya gelir. Burada lens ve korneanın beslenmesini sağlar. Ayrıca gözün şeklini oluşturacak basıncı meydana getirir. Bu basınca göz içi basıncı (GİB) denir. Görmenin korunması için bu basıncın belli sınırlar içinde korunması şarttır.

İnsanların çoğunda GİB 14-16 mmHg civarındadır, 10-21 mmHg değerleri normal kabul edilir, 22 ve üzerindeki değerler şüpheli veya anormaldir.
Silier cisimden salınan aköz sıvısı göz bebeğinden ön tarafa gelip iris ile korneanın birleşim yerindeki açıda trabeküler ağ denilen yapıdan süzülür. Devamlı bir döngüsü vardır. Bu döngü, göz bebeğinden geçiş esnasında ya da trabeküler ağ ve sonrasında engellenecek olursa GİB yükselmeye başlar. Artan basınç sağlam yapıya sahip gözü bir balon gibi patlatamaz. Bunun yerine en zayıf noktası olan görme sinirinin göze giriş yerine basınç yaparak sinir liflerini öldürür. Böylece kalıcı bir görme kaybı meydana gelir. Bu nedenle erken tanı ve tedavi önemlidir.

Kimler glokom riski taşır?
Öncelikle herkesin bu hastalık yönünden dikkatli olması ve düzenli kontrolden geçmesi gerekir. Fakat bazı kişiler normal topluma göre daha yüksek risk altındadırlar:

* 40 yaşını geçenler,
* Akrabalarında glokom bulunanlar,
* GİB anormal şekilde yüksek seyredenler,
* Şeker hastalığı,
* Yüksek miyopi,
* Uzun süreli kortizon kullanımı,
* Göz yaralanması,
* Yüksek kan basıncı,
* Şiddetli kansızlık ve şok geçirilmiş olması.

Baş Ağrısı ve Göz

Uzun süreli gözlerin kullanımı her türlü baş ağrısını artırır, fakat göz yorgunluğuna bağlı baş ağrısı ancak gözlerin çok uzun süre kullanımından sonra ortaya çıkar. Baş ağrıları sıklıkla gözde problem var gibi belirti verdiği için kronik baş ağrısı çeken kişiler bir göz muayenesinden geçmeyi tercih ederler. Göz ağrılarının nadiren göz hastalığı veya gözlüğe ihtiyaçtan kaynaklanmasına rağmen göz doktoru da baş ağrısının sebebini bulma konusunda yardımcı olabilir.

Göz hastalığı varsa tanısı konur ve göz doktorunuz tarafından tedavisi planlanır. Baş ağrısının sık olmayan bir sebebi varsa daha ileri tetkik ve uygun uzmana sevk gerekebilir.

Baş ağrısı yaygın bir problem olduğu için, kronik ve tekrarlayan baş ağrısı olduğunda detaylı bir muayeneden geçirilmeniz önerilir. Bazı olgularda göz muayenesi olmak da gerekebilir. Baş ağrısı olduğunda glokomdan fazla şüphelenilmez, çünkü ani yükselen göz içi basıncı daha çok gözde ağrı yapar

Gece Körlüğü nedir, nedenleri ve belirtileri nelerdir, tedavisi nasıl yapılır?

Gece Körlüğü nedir, nedenleri ve belirtileri nelerdir, tedavisi nasıl yapılır?

Halk arasında Tavuk Karası diye anılan hastalıkA vitamini eksikliğinin sebep olduğu bir göz hastalığıdır. A vi­tamini balık, süt ve süt ürünleri, yumurta ve yeşil sebzelerde bol miktarda bulunur.
Bu yiyeceklerin çok az alınması ve hele hiç yenmemesi durumunda gözün retina tabakası için çok gerekli olan “rodopsin” maddesi üretilemez. Bir adı da “görme moru” olan bu madde zamanla ışığın etkisiyle tamamen solar ve gece körlüğü dediğimiz hastalık ortaya çıkar. Gözün loş ışığa hemen uyum sağlayamaması anlamına gelen gece körlüğü, özellikle gece sürücüleri için sorun yaratır. Ender görülen bu rahatsızlık, genellikle kötü beslenmeden kaynaklandığından, kolaylıkla tedavi edilebilir. Gece körlüğü kavramı, bu hastalıkta geceleyin görme bütünüyle yitirilmediği için biraz yanıltıcıdır. Gece körlüğünde, ışık azaldığında, sağlıklı insanlara göre görüş de azalır.

Nedenleri
Gece körlüğünün en sık rastlanan nedeni A vitamini yetersizliğidir. A vitamini, gözün parlak ışıktan loş ışığa geçişe uyum sağlaması için gereklidir. Gözün ağtabakasında (gözün gerisindeki, ışığa duyarlı alan) koni ve çomak biçimli, iki tür alıcı hücre vardır: Koni biçimli hücreler ağtabaka merkezinde yoğunlaşmıştır ve yalnızca parlak ışıkla uyarılırlar. İşlevleri rengin ve ayrıntıların algılanmasıdır. Çomak biçimli hücreler ise, bu alanın çevresinde bulunurlar ve gün ışığnıda neredeyse hiç işlev göremezler. Çok düşük şiddette ışık düzeylerine yanıt verirler ve ışık zayıfken bile nesnelerin görülmesini sağlarlar. Çomak biçimli hücreler, gece görmeyi sağlamak için harekete geçirilmesi gereken, ışığa duyarlı “rodopsin” adlı pigmenti içerirler. Rodopsinin loş ışıkta görme için etkileşmesi gerekir. Bu işlemse A vitamini gerektirir. Bu nedenle A vitamini olmadığında loş ışığa uyumda azalma olur.

Belirtiler
Çoğu kişide çomak hücrelerle görmeye geçiş yarım saati bulan süreler alır. Gece körlüğü olanlar hem normalden daha az uzaklığı ve daha az ayrıntıyı görürler hem de gece görüşüne uyum sağlamaları daha uzun zaman alır. Bu durum, özellikle gece araç kullananlarda önem kazanır. Gece körlüğü olan kişi, yaklaşan bir arabanın farlarını normal biri gibi seçer ama araba geçtiğinde karanlığa uyum göstermesi daha uzun sürer ve bir süre için yalnızca önündeki kısa bir uzaklığı seçebilir.

Tedavi
Gece körlüğü genellikle doktor kontrolünde A ve D vitamini haplarıyla tedavi edilir.

Şaşılık nedir, nedenleri nelerdir, tedavisi nasıl yapılır?

Şaşılık nedir, nedenleri nelerdir, tedavisi nasıl yapılır?

Gözlerde herhangi bir sebepten dolayı ortaya çıkan her türlü kayma, şaşılık olarak adlandırılır. Görme sorunu açısından bazen sebep, bazen de sonuçtur.

Bebeklerde bazen değişik bir durum daha mevcuttur: Yalancı Şaşılık! Aslında kayma mevcut değilken, sanki varmış gibi algılanmasıdır. Burun kökü gelişimi daha tamamlanmadığı için görülen bir durumdur ve sık görülür.

Şaşılık bazen hayati bir sorunun habercisi de olabilmektedir: Bunlardan en sık görüleni Retinoblastom denilen bir çeşit göziçi kanseridir. Bir diğer durum ise beyin tümörü sebebiyle göz kaslarının düzgün çalışamaması sebebiyle kayma ortaya çıkmasıdır.

Görüldüğü gibi şaşılık, sadece kozmetik ve görsel bir sorun değil, bazen çok daha önemli ve hayatı riske atan hastalıkların uyarıcısı olmaktadır.

Şaşılık, doğuştan da olsa sonradan da ortaya çıksa halk arasında bilinen görüşün aksine zaman geçmesiyle kendiliğinden iyileşen bir hastalık değildir. Şüpheli bir durumda bile en kısa zamanda bir göz doktoruna başvurulmalı ve ön muayenesi yaptırılmalıdır çünkü kısa süren bir muayene bazen sadece hastanın gözünü değil, hayatını da kurtaracaktır.

Şaşılık şikayeti ile başvuran hastanın öncelikle gözlük muayenesi yapılır. Hastaların önemli bir kısmı gözlükten fayda görmektedir. Bir grup hastanın şaşılığı sadece bu şekilde düzelebilmekte iken diğer grup hastada cerrahi de gerekli olmaktadır. Tedavi yöntemleri bunlarla sınırlı değildir. Bu kısa yazıya sığdırılamayacak kadar çok sayıda teşhis ve tedavi yöntemleri vardır.

Kaç çeşit Şaşılık vardır ?
Bir kaç çeşit sınıflama mevcut olmasına karşın, burada en sık rastlanılanlardan kısaca bahsedilecektir.
- Küçük Yaşta Kaymalar :
Nedenleri :
- Zor Doğum, - Zor hamilelik dönemi veya Hamilelikte geçirilen ağır hastalıklar - Annenin hamilelik sırasında bazı ilaçları kullanması - Anne - baba’ nın Akraba olması ( Kan Bağı çoook uzaktan bile olsa !! ) - Küçük yaşta geçirilen ağır ve ateşli hastalıklar - Küçük yaşta geçirilen havaleler - Şiddetli Düşme - Görme bozukluğu olanlar - Ailede gözü kayan veya göz bozukluğu olanlar
Çeşitleri :
- Tek Gözde devamlı Kayma : En sık rastlanan türdür. Genelde içe kayma şeklindedir ve kaymaya sıklıkla Hipermetropi / Hipermetropik Astigmatizma eşlik eder. Bazen de dışa kayma şeklindedir ve buna genellikle Miyopi / Miyopik astigmatizma eşlik eder.
- İki Gözde Kayma: Bu çeşit kaymalarda anne-baba daha üzgündürler; halbuki iki gözün kayması daha kolay tedavi edilir.
- İki Gözde Arada Kayma - Tek Gözde Arada Kayma
Bu son iki tür genelde daha kolay tedavi edilirler.
Tedavi : Nedene yöneliktir; ama burada en sık rastladığımız Tek Gözde Devamlı Kayma’ nın tedavisi üzerinde duracağız.
- En önemlisi çocuğun Göz Doktoruna erken götürülmesidir: çünkü 1 yaşında 2 ayda düzeltilebilecek kayma, 4 yaşında 2 senede, 7 yaşında 3 senede, 10 yaşında 4 senede belki düzelebilir !!!
- Önce varsa görme kusuru düzeltilmeli ve gerekli gözlükler verilmelidir.
- Sonra gerekirse kapama yapılmalıdır.
- Eğer kapama yapılamazsa, göz bebeğini büyütücü ilaçlarla kapama etkisi sağlanmalıdır.
- Gerekirse özel aletlerle pleoptik tedavi uygulanmalıdır.
- Yeterli olmayan durumlarda cerrahi müdahale yapılmalıdır:

İleri Yaşlarda Göz Kaymaları:
Genelde trafik kazası, darbe gibi travmalardan sonra veya Diabet, Beyin veya Göz tümörleri gibi nedenlerden oluşurlar:
Tedavileri nedene yöneliktir

Yalancı Şaşılık

Çocuğundaki kaymaları, ‘Yalancı şaşılık’ olarak kabul eden birçok aile doktora başvurmuyor. Ancak uzmanlar kayma sorunlarının doktor tarafından incelenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Çünkü, kayan göz tembelleşiyor. Tedaviye geç kalındığında ise göz tembelliği düzelmiyor

Şaşılık, doğuştan ya da sonradan ortaya çıkabiliyor. Uzmanlar, aileleri ‘Çocuğunuzun gözünde kayma varsa beklemeden göz hastalıkları uzmanına başvurun’ diye uyarıyor. Çünkü kayan göz tembelleşiyor. Göz tembelliği tedavisi ise 6-7 yaşına kadar yapılabiliyor. Geç kalındığında kayma düzeltiliyor ancak göz tembelliği düzelmiyor. Dünya Göz Hastanesi’nden Doç. Dr. Kemal Dikici, şaşılık hakkında şöyle bilgi veriyor: ‘Çocukluk döneminde görülen göz kaymaları, doğumdan itibaren ortaya çıkan kaymalar ve ileriki yaşlarda ortaya çıkan kaymalar olarak iki ana grup altında ele alınıyor. Özelikle doğumdan sonraki ilk birkaç ay içinde ortaya çıkan kaymalar genellikle her iki gözde içe kayma şeklinde ortaya çıkan ve ailenin de fark ettiği belirgin kaymalardır. Bu tür kaymanın bebeklerde burun kökü geniş olduğu için görülen ‘Yalancı şaşılık’ diye tarif ettiğimiz tablodan ayırt edilmesi büyük önem taşıyor. ‘

İhmal etmeyin

Özellikle çocuk hekimlerinin şaşılık konusunda titiz davranması gerektiğini kaydeden Dikici, ”Bebek büyüsün kendiliğinden düzelir’ diye yapılan ertelemeler ileride belki de düzeltilmesi mümkün olmayacak göz tembelliği gibi ciddi sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir’ diyor. Gözde bir kırma kusuru varsa okul çağına gelmeden mücadele edilmesi gerektiğini vurgulayan Kemal Dikici, şöyle konuşuyor: ‘Kaymanın düzeltimesi için aileye çok fazla görev düşüyor. Gözlük düzgün olarak taktırılmalı. Klasik yöntem olarak sağlam gözün kapatılması az gören gözün çalıştırılmasıyla uygulanan tedavi var. Gözün kapatılma süresini göz tembeliğinin derinliği belirliyor.’

Doç. Dr. Kemal Dikici, göz kusuru tespit edilen bebeklere üç-dört aydan itibaren takabileceği gözlükler verdiklerini belirterek gözlük seçimi hakkında şöyle konuşuyor: ‘Bu gözlüklerin seçiminde uygun çerçeve ya da camların seçimi oldukça önemli. Bunlardan herhangi birisindeki rahatsızlık özellikle çerçevenin uygun olmaması, bebeğin camların ortasından bakmaması bebeğin huysuzlanmasına ve sonuç olarak ailenin bu gözlüğü taktırmadaki başarısızlığı ile sonlanacaktır.’ Bazı hastalarda sadece gözlük vermekle tedavinin bitmediğine dikkat çeken Dikici, ameliyat hakkında bilgi veriyor: ‘Belirli periyodlarda takip edilen bebekteki kayma miktarı verilen camlarla tam olarak bazen düzelmemektedir. Böyle bir durumda bebeğin büyümesini beklemeden en kısa süre içinde göz eksenlerini paralel duruma getirmek için ameliyat planlanmalı. Genelde bir yaşından önce ameliyat yapıyoruz. Tabii ki herhangi bir kırma kusuru tespit etmediğimiz durumlarda ise özellikle ameliyatı planlamadan önce bu kaymayı izah edecek herhangi başka bir sebep olup olmadığı oldukça önemli. Burada göz muayenesi çok dikkatle yapılmalı.’

Ani kaymalara dikkat!

Ailenin birden fark ettiği aniden ortaya çıkan şaşılığın tümörü işaret edebileciğini belirten Kemal Dikici, ‘Böyle bir tablonun altında basit bir kayma olgusu olabileceği gibi çocukluk çağının kafa içi tümörlerini nadir de olsa gözardı etmemeliyiz.

Böyle bir şüpheyi ortadan kaldırmak için özellikle çocukta göz dibi muayenesi dikkatli bir şekilde yapılmalı. Görme sinirinin rengi, şekli ve yapısında herhangi bir anormal görüntü varsa bu tabloyu izah etmek için gerek nörolojik muayenenin yanı sıra radyolojik tetkiklerden özellikle MR (manyetik resonans) ve bilgisayarlı beyin tomografisi (BBT) istenmeli.’

Bu şikayetlere dİkkat!

Aşağıdaki şikayetlerin görüldüğü çocuk ve bebeklerin göz hastalıkları uzmanı tarafından muayene edilmesi gerekir

#

Baş ve göz ağrısı

#

Bulantı ve baş dönmeleri

#

Çift görme şikayeti varsa

#

Bir şeye bakmak istediğinde başını çeviriyor ve eğik tutuyorsa

#

Başı sık olarak bir yana doğru eğik duruyorsa veya bir omuz yukarı kalkık duruyorsa

#

Yürürken çok sık takılıp düşüyorsa

#

Gözün birini sık sık kapatıyorsa

#

Çok sık göz kırpması varsa

Adım adım tedavİ

#

Bebekte yapılacak damlalı göz muayenesi her hangi bir kırma kusurunun olup olmadığı yönünde önemli bir bilgi veriyor.

#

Kırma kusurunun olup olmaması gözde tedavi yaklaşımını değiştiriyor

#

Özel testlerle kayma nedeni belirleniyor

#

Nedene bağlı tedavi yapılıyor

#

Tümör ise tümörün tedavisi sağlanıyor

#

Gözlükle düzeleceğine inanılıyorsa hemen gözlük veriliyor

#

Göz kusuruna bağlı olanlar gözlüğü takınca şaşılık düzeliyor. Bir de göz kusuru yok ama kaymanın görüldüğü durum var. Kesin tedavisi ameliyat.

Tümör tespit edildiğinde…

Doç. Dr. Kemal Dikici, tümör tespit edildiğinde tedavide izlenen yolu anlattı: ‘Bu durumda beyin cerrahisinin devreye girmesi kaçınılmazdır. Şaşılık ameliyatından önce hayati tehdit eden diğer tablonun düzeltilmesi gereklidir.

Ailenin tabii ki her kayması olan bebek veya çocukta aklına hemen tümörü getirmesi doğru değildir. Ama en azından ailenin ilgili olması zamanında tespit edilen tabloların daha kolay ve erken zamanda tedavi edilmesini kolaylaştırır.’

Kayma nedenleri

#

Miyop

#

Yüksek derecede hipermetrop

#

Doğuma ait felç

#

Tümör

#

Kaza

#

Doğuştan katarakt

Katarakt nedir, Oluşum nedenleri, Tedavisi nasıl yapılır?

Katarakt nedir, Oluşum nedenleri, Tedavisi nasıl yapılır?

Halk dilinde PERDE veye AKSU’’da denilen katarakt göz merceğinde oluşan bulanık yada kesif bölgelerdir.Göz merceği İRİS’in ve GÖZBEBEĞİ’nin arkasındadır.Görevi,gözün arka bölümünün iç yüzünü kaplayan ve ışığa duyarlı olan RETİNA üzerinde görüntü oluşumunu sağlamaktır.Mercek bulanıklaşmaya başlarsa ışınların geçişi engelleneceğinden görüş bozulabilir.

KATARAKT OLUŞMASININ NEDENLERİ?

Katarakt oluştuğunda merceğin kimyasal bileşiminde de değişiklik meydana gelir.Ancak bu kimyasal değişimin nedenleri henüz tam olarak bilinememektedir.Yaşlılıkta oluşan katarakt en çok bilinenidir.Fakat bu tip katarağa elli hatta daha genç yaşlarda da rastlanılmaktadır.Ayrıca şeker,diğer sistem hastalıkları,uyuşturucular ve göz yaralanmaları ile birlikte de katarakt oluşabilmektedir.Bebekler kalıtımsal olarak kataraklı doğabildikleri gibi yaşamlarının ilk yıllarında da kataraklı oluşabilmektedir.

KATARAKTIN SEMPTOMLARI NELERDİR?

Kataraktlar genellikle yavaş oluşurlar.Ağrı,sulanma,kızarma yoktur.Bazı kataraktlar,görüşü ciddi şekilde azaltacak bir düzeye ulaşmazlarken,bazıları da görüşü bütünüyle önlerler.Bir kataraktın görüşü etkilemesi:
1) Büyüklüğüne 2)yoğunluğuna,3)mercekte oluştuğu yere bağlıdır.

KATARAKT OLUŞTUĞUNA DAİR BAZI İŞARETLER:

*Sisli,puslu,bulanık görme.Bazen çift görme de olur;ancak katarakt ilerledikçe bu durumda genellikle kaybolur.
*Gözlük camlarını sık sık değiştirme ihtiyacı doğar.Ancak Katarakt belli bir noktayı aşınca,cam değiştirme de görüşü iyileştiremez olur.
*Gözler üzerinde bir film varmış gibi hissetme,bir tülün veya bir çağlayanın ardından bakıyormuş gibi görme.Kataraktlı kimse,daha iyi görmek için sık sık gözlerini kırpıştırır.
*Genelde kara olan göz bebeği renginin değişmesi.Göz incelenirken göz bebeği gri,sarı veya beyaz görülebilir,ancak bu değişiklikler her zaman farkedilmeyebilir.
*Işık problemleri örneğin gece araba kullanılması giderek güçleşir, çünkü merceğin puslu kısmı, karşıdan genel far ışınlarını dağıtır ve bunların çift görünmesine veya gözün kamaşmasına neden olur. Keza kataraktı olan kimse, okurken ya da yakın işler yaparken yeterli ışık bulamamaktan yakınır.
*“ikinci görüş”-bazı kişilerde katarakt belli bir düzeye varınca,geçici bir okuma rahatlığına kavuşurlar.Katarakt geliştikçe görüş tekrar bozulmaya başlar.Bu septomların hiç birisi,o kimsede katarakt olduğunu kanıtlamaz,ya da kataraktın alınması gerektiği anlamına gelmez.Ancak bu semptonlardan her hangi birisi olan kişi,bir göz hekimine mutlaka başvurmalıdır.

KATARAKT NE ZAMAN ALINMALIDIR?

Görme bozukluğu kişinin günlük yaşamını aksatacak kadar ilerlediğinde kataraktı ameliyatla alınmalıdır.Birincisi kadar genel olmayan ama daha acil olan ikinci durum ise tamamen buzlu cam gibi (opak) duruma gelip olgunlaştığında alınması durumudur.Olgunlaşmış bir kataraktın şişmesi ve hatta göz içinde dağılması bile mümkündür.Bu gibi değişimler,kalıcı görüş kaybı tehlikesi taşırlar.

Kalıtımsal kataraktlarda ise,eskiden standart uygulama,bebek altı aylık olana kadar beklemekti.Son zamanlarda yeni doğmuş bebeklerin katarakt ibe başarı alınmaya başlanmıştır.Çocuklardaki ileri kalıtımsal kataraktların erken alınması,tek veya iki gözün kullanılmaması yüzünden görüş kaybı riskini azalttığından önemli bir gelişmedir.

KATARAKTLAR NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Katarakt tedavisi gerçekte iki safhada olur.Göz oparatörü önce bulutlu merceği çıkarır.Bunun kanıtlanmış en etkin yolu ameliyattır.İkincisi ise doğal merceğin yerine uygun bir eşleniğini bulup koymaktır.Yapay mercek seçimine genellikle ameliyattan önce karar verilir. Bu da merceğin kapsülü ile veya kapsülsüz olarak alınmasıdır.Kapsüllü çıkarım metodu bazen ihtiyarlık kataraktları için uygulanır. Bunda kapsülü ile birlikte tüm mercek çıkarılır.

Kapsülsüz ameliyatta ise,mercek dokusunun çoğu alınmakla birlikte mercek kapsülünün arka tabakası yerinde bırakılır.

Bebekler ve ufak çocuklarda daha yumuşak olduğundan,mercek dokusu içi boş bir iğne ile emilerek alınabilir;buna emiş yöntemi denir.Muhtelif kapsülsüz çıkarma teknikleri,yetişkinlerin merceklerinin alınmasında da kullanılmaktadır.

Tekniğin birisine fakoemülsifikasyon denir. Bunda yüksek frekanslı sesle (ultrason) mercek yumuşatılıp sıvılaştırılır ve iğne ile emilir. Bu metod,diğer bir göz ameliyatı şekli olan fotokoagülasyon ile karıştırılmamalıdır. Bunda gözdeki katarakt dışındaki bazı bozuklukların tedavisi için ultrason yerine lazer ışını kullanılır. Lazer,ne kesifleşmiş merceği çıkarabilir,ne de tekrar berraklaştırabilir. Bununla beraber bazı hekimler ,mercek kapsülünün önünü lazerle açıp merceği almakta veya “katarakt-ertesi” oluşan hastalara yardım için lazer kullanmaktadırlar. (Ameliyattan sonra neler olur? cevabına bakınız.)

KATARAKT AMELİYATI NE KADAR GÜVENLİDİR?

Katarakt ameliyatı günümüzdeki en başarılı ameliyatlardan biri olup,bu ameliyatı geçiren hastaların yüzde 90’ı daha iyi görüşe kavuşmaktadırlar.Bazı komplikasyonlar olsa bile,çoğu tedavi edebilmektedir. Görüşü tehdit eden ciddi komplikasyonlara pek az rastlanılmaktadır.

Katarakt ameliyatından bazı kimseler pek fazla yararlanmayabilirler. Bunlara,katarakt oluşumu görüşü ciddi olarak eksiltmemiş olanlar ile görüş bozukluklarına başka nedenlerin de karıştığı kimseler dahildir.

Özet olarak her katarakt hastası,kazanabileceği potansiyel görme olanağı ile ameliyat riskini hekimi ile birlikte değerlendirmelidir.Aynı zamanda ameliyattan önce doktoru ile ne tip bir yapay mercek kullanmasının en uygun olacağını tartışmalıdır.Hastalar,ameliyat ve kullanılacak mercek hakkında ikinci bir öneride almak isteyebilirler.

NE GİBİ YAPAY MERCEKLER SEÇİLEBİLİR?

Katarakt ameliyatı ile alınan doğal merceğin yerine geçecek mercek için her birinin bazı avantaj ve sakıncaları olan üç seçenek vardır:1)gözlük camı, 2)kontakt lens,veya 3)göz içi mercek.

GÖZLÜK CAMI : Doğal merceksiz görme problemine karşı güvenli ve zamanla kanıtlanmış bir çözümdür.Ancak katarakt camlarının hoşa gitmeyen etkileri vardır.Bu camlar şekilleri 20-35 kez büyütürler;bundan ötürü hastanın,mesafeleri yeniden tahmin edebilmeyi öğrenene kadar, derinlik algıları alt üst olur ve yan görüşü de sınırlanır.
Katarakt ameliyatı sadece bir gözde gerekiyorsa, gözlük camı büyük problem yaratacaktır. Çünkü ameliyatlı ve ameliyatsız gözlerin algıladığı değişik boyutlardaki şekilleri hasta kaynaştıramayacaktır.Bu gibi hastalara ameliyattan önce, ya kontakt lens kullanması, ya da göz içi merceği taktımasının daha iyi olacağı önerilmelidir.

KONTAKT LENSLER : Bunlar genelde gözlük camından daha iyi görüş sağladıkları gibi, doğru şekilde kullanıldıkları takdirde yeteri kadar güvenlidirler. Bir gözde katarakt ameliyatı yapıldıktan sonra kontakt lens takılırsa, iki göz arasındaki şekillerin boyut farkı çok daha az olur. Katarakt hastaları için yumuşak kontakt lensler daha çok kullanılmaktadır.

Diğer bir seçenek de devamlı kullanılabilen kontakt lenslerdir. Bu mercekler daha uzun süre, hatta uyurken bile çıkarılmadan göz üstünde bırakılabilmektedirler. Bunlar özellikle camlarını takıp çıkarmayı beceremeyen kişilere uygun olup peryodik olarak göz bakım uzmanlarınca çıkarılıp temizlenirler.Ancak bu tip lenslerin bazı sakıncaları vardır:kolayca yırtılabilirler;bazı ciddi enfeksiyonlara neden olabilirler;uzun süreli güvenilirlikleri halen değerlendirilmektedir ve peryodik olan çıkarılıp temizlenmeleri ve tekrar takılmaları gerekir.

GÖZ İÇİ MERCEKLERİ : Bu aygıtlara bazen IOL denir(IntraOcularLens). Bunlar berrak pilastik mercekler olup katarakt ameliyatı esnasında gözün içine yerleştirilirler. Mercek emplantasyonunun bazı üstünlükleri vardır: Genelde katarakt gözlüğü takan kişilerin karşılaştıkları görüntü boyutları, yan görüş ve derinlik algılaması problemlerini ortadan kaldırır veya asgariye indirir. Ayrıca göz içine yerleştirildiğinden, çıkarılması, temizlenmesi ve tekrar yerleştirilmesi gerekmediğinden kontakt lenslerden çok daha uygundurlar. Fiziksel problemleri nedeni ile kontakt lens yöntemlerini yerine getirmede güçlük çekebilecek kimseler için özellikle çok daha uygundur.

Bu gibi üstünlüklerinden ötürü mercek emplantasyonu, son yıllarda artan oranla kullanılmaya başlanmıştır. Katarakt ameliyatı olan kişilerin dörtte üçü ameliyat sırasında IOL taktırmakta ve büyük çoğunluğu sonucundan memnun kalmaktadır. Göz hekimleri IOL ‘ler üzerinde emplantasyonun uzun vadeli etkileri ile birlikte kısa vadeli komplikasyonları çalışma ve çalışma ve değerlendirmelerini tamamlamışlardır.Günümüzde katarakt ameliyatı, pek az istisnalar dışında IOL ile yapılmaktadır.

AMELİYATTAN SONRA NELER OLUR?

Katarakt ameliyatına gelenlerin çoğu ayaktan tedavi hastası olarak kabul edilirler ve aynı gün evlerine dönebilirler. Bazıları ise ihtiyaca göre 1 ila 3 gün hastanede kalırlar. Her iki durumda da nekahatin başlangıcında ağır işlerden kaçınmaları için hastalara özel ihtimam gösterilmelidir. Kapsül dışı metodu ile katarakt ameliyatı geçirmiş bazı kimselerde “katarakt sonrası” tabir edilen bir problem oluşur. Ameliyattan sonra gözde bırakılan mercek kapsülünün arka kısmı donuklaşabilir ve ışınların retinaya geçmesini mani olur;bu durumda donuklaşan tabaka temizlenmeli ki tekrar tam görüş sağlanabilsin.Göz hekimleri katarakt sonrası’nı çoğunlukla “neodinyum-YAĞ” ya da “ soğuk” lazer denen oftalmik lazer ile tedavi ederler. Bu yöntem başarılı olursa, ilave bir ameliyata gerek kalmadan hastanın görüşü düzelir.

GÜNCEL KATARAKT AMELİYATLARI

Günümüzde katarakt ameliyatları küçük kesiden fakoemülsifikasyon yöntemi ile yapılmakta ve katlanır göziçi lensi yerleştirilerek hastada çok hızlı ve sakin bir ameliyat sonrası seyirle iyi görme kazandırılmaktadır. Bu teknikte topikal anestezi kullanılabilmektedir.Ameliyat aynı gün evde olabilecek olanak sağlamaktadır.

Göz içinde ışığı kırmak görevi yapan saydam lens,yaşa ve özel nedenlere bağlı olarak bulanıklaşır.Kristal parlaklığını kaybeder.Bu ortamdan geçen ışınlar zorlanmağa başladığında görme kalite olarak azalır.Günlük işler,okuma,dikiş,şeçme,araba kullanma,oyun oynama zorlaşır,hastayı etkiler.Bazı özel şartlarda hasta gözlüksüz çok yakını gördüğü halde gözlükle uzağı istediği şekilde net göremez,gece far ışığından çok etkilenir.

Saydamlığını yitirmiş lensin temizlenmesi ve yerine görev yapacak göz içi yapay lensin konulması ultrason teknolojisi sayesinde 3mm kesiden yapılabilmektedir.Normalde ECCE yöntemi ile 8-13 mm limbal kesiler yanında 3-3.5 mm kesiler göz küresinde astigmatik ve mekanik değişikliklere neden olmamaktadır.Ameliyat sonrası göz kısa sürede toparlamakta,görme hızla yükselmekte ve hastada haraket özgürlüğü kazanılmaktadır.

Küçük kesili katarakt cerrahisi için ‘fakoemülsifikasyon’ tekniğine başvurulur.Bu yöntem bilgisayar teknolojisi paralelinde gelişmiştir ve emniyeti artmıştır.Göze hazırlanan 3 mm kesiden sokulan prob için gerekli güç ana gövde tarafından sağlanır Göz içi lensinin kabuk dışında bütün içeriği küçük parçalara ayrılarak dışarı alınır Lensin sertliği işlemin süresini ve emniyetini etkiler.Sert ve eski kataraktlar için yüksek vakum ve enerji güçü sağlayabilen fako uniteleri uygundur..Bu ameliyat tekniğinde operator mikroskobla iki göz yanında iki elini ve pedallar için ayaklarını koordine şekilde kullanmak durumundadır.

Sonuç:

Küçük kesi- Fakoemülsifikasyon ameliyatları kataraktlı hastalarda pekçok üstünlük sağlamaktadır.Küçük kesiden yapılan bu işlemde yara ağzı sütürsüz bırakılabilir.Katlanır lens kullanılan hastalarda kesi 3.2 mm ile sınırlıdır. Olgularda çok çabuk iyileşme ve iyi görme-kısa sürede günlük yaşam ve çalışma ortamına dönüş ,astigmat olmayışına bağlı kalite görme- irritasyon ve reaksiyon şikayetlerinin olmaması göz önünde tutulduğunda tüm katarakt hastalar için güncel cerrahi olarak uygulanma durumu kuvvet kazanmaktadır

2 Sayfa: [1] 2 »