Alzheimer
lahana hapı

Alzheimer Hastasının Bakımı Nasıl Yapılır?

Alzheimer Hastasının Bakımı Nasıl Yapılır?

Hastalığı tümüyle ortadan kaldıran bir tedavi ortaya çıkana kadar Alzheimer hastalarının bakım gereksinimleri devam edecektir. Mevcut verilere göre, yaklaşık her 10 aileden birinin Alzheimer hastası olan bir akrabası bulunmaktadır. Büyük çoğunluğu evde yaşayan Alzheimer hastalarının bakımı genellikle tam gün ya da kısmi olarak aile üyeleri tarafından yapılmaktadır.

Hasta bakımı birçok zorluğu birlikte getirir. On yıldan uzun sürebilen yavaş ve önceden kestirilemeyen kötüleşme hızı hasta yakınının sabırlı, anlayışlı, sevecen ve çoğunlukla da yaratıcı olmasını gerektirir. Bakımın en önemli yönlerinden biri Alzheimer hastasının halen hoşlanmakta olduğu şeylere odaklanmaktır. Yeti kayıpları ve davranış problemlerinin etkilerini azaltmaya yönelik yolların öğrenilmesi hastalığın güçlükler yaratan bazı yönlerinden kaçınılmasına yardımcı olabilir.

Alzheimer hastaları arasında belirtiler ve hastalığın ilerleme hızı farklılık gösterir. Bu nedenle, bakım teknikleri her hastanın durumuna göre uyarlanmalıdır. Hasta bakımı konusunda, uyarlanabilecek bazı ipuçları şunlardır:

• Hatırlatıcı araçların kullanılması:
Hatırlatıcı araçların kullanılması hastanın bağımsızlığını sürdürmesine yardımcı olabilir. Günlük etkinliklerin, aranabilecek telefon numaralarının ve bir fincan çay yapmak ya da telefon etmek gibi basit işlerin nasıl yapılabileceğine ilişkin talimatların yazıldığı bir liste hazırlanabilir.

• Düzen kurulması:
Huzurlu ve istikrarlı bir ev ortamının oluşturulması davranışsal sorunları azaltır. Yeni durumlar, gürültü, kalabalık, hatırlamaya zorlanmak ya da zor bir işin yapılmasının istenmesi hastada huzursuzluk yaratabilir. Hastanın huzursuzluğu arttıkça, açıkça düşünebilme yetisi de bozulacaktır.

• Ev dışında amaçsızca gezinmenin izlenmesi:
Amaçsızca gezinme sık karşılaşılan bir sorundur. Telefon numarasının da yer aldığı “Evi Ara” yazan bir cep kartı yararlı olabilir. “Hafıza Bozukluğu”, telefon numarası ve hasta ismi yazan bir bileklik takılması da iyi bir yaklaşım olabilir. Bazı uzmanlar hastanın, bakımı üstlenen kişiler tarafından uzun günlük yürüyüşlere çıkarılmasının amaçsızca gezinmeyi azalttığına inanmaktadır.

• Gece yatma düzeni oluşturulması:
Davranışlar genellikle geceleri kötüleşir. Sakinleştirici ve televizyon, bulaşık ve konuşma gürültülerinden uzak bir yatma düzeni oluşturulması önemlidir. Yön bulma bozukluklarını önlemek için gece lambası yakılması yararlıdır. Gün içinde kafein alımının sınırlanması, şekerlemelerin azaltılması ve egzersiz yapılması gece ortaya çıkan huzursuzlukları azaltabilir.

• İletişimin geliştirilmesi:
Alzheimer hastasıyla konuşurken görebileceği bir yerde durmak ve dikkatini çekmek için koluna ya da omuzuna dokunmak yararlı olacaktır. Hastayla basit cümleler kullanarak yavaş bir tempoda konuşulmalıdır ve hasta yanıt vermeye zorlanmamalıdır. Bir seferde tek bir şey söylenmelidir. Bir şey söylerken jestler ve nesneleri göstermek gibi ipuçları kullanılmalıdır. Sorular sormaktan ve zor seçimler yapmaya zorlamaktan kaçınılmalıdır.

• Güvenli bir ortam yaratılması:
Ev ortamı güvenli ve bildik bir hale getirilmelidir. Düzensizlikten kaçınmak ve düşmeleri önlemek için, mobilyalar hep aynı yerde tutulmalıdır. İlaçlar, alkollü içecekler, silahlar, zehirli maddeler, tehlikeli araçların durduğu dolaplar kilitli tutulmalıdır. Elektrik çarpmasını önlemek için elektrikli aletler banyoda tutulmamalı, yanıkları engellemek için su ısıtıcıları 50 °C’nin üzerine çıkarılmamalı ve düşmeleri önlemek için pencerelere parmaklık taktırılmalıdır.

• Egzersize teşvik edilmesi:
Alzheimer hastalarında egzersiz birçok yarar sağlar. Egzersiz, olağan yararlarının yanı sıra hasta ve hasta yakınını bir araya getirmek açısından da çok önemlidir. Egzersizin başlıca yararları arasında kas gücünün artırılması ve kalp-damar sağlığı yer almaktadır. Ayrıca, depresyon belirtilerinin azaltılması, hareket becerilerinin korunması ve sakinleştirici bir etki yaratması açısından da yararlı olabilir. Bunun ötesinde, egzersiz gücün, esnekliğin ve dengenin korunmasını sağlayarak düşmeye bağlı ciddi yaralanmaların azaltılmasına da yardımcı olabilir.

Alzheimer Hastalığının Tedavisi Mümkün mü?

Alzheimer Hastalığının Tedavisi Mümkün mü?

İnsanda bunama yapan hastalıkların başında Alzheimer Hastalığı geliyor.Bütün dünyada artık ciddi bir sağlık problemi olarak algılanan bu hastalığın her iki cinsten yaşlanmakta olan bireyleri ayrımsız ilgilendirmekte oluşu bu problemi aynı zamanda popüler hale getiriyor.

Yakın bir gelecekte yaşlanmakta olan bireylerin ve ailelerinin bu konuyla ilgili daha fazla soru sormaları ve tıp üzerinde pozitif bir baskı unsuru olarak belirmeleri kaçınılmaz. Bu nedenle bu konuyla ilgili uzmanların sadece hastalığı tanımaları ve tedavi etmeye çalışmaları dışında toplumun bilgi isteğiyle ilgilenmeleri ve bilgilerini mümkün olduğunca açık biçimde aktarmaları gerekiyor.

Alzheimer Hastalığıyla ilgili olarak merak edilenlerin içinde tedavi imkanlarıyla ilgili sorular başta gelenler arasında.

- Uygun ilaçlar var mı?
- Bu ilaçlar ne zaman ve nasıl başlanmalı?
- Ne tür etki ve yan etkileri var?
- İlaçların etkisi hemen mi yoksa belirli bir süreden sonra mı başlıyor?
- İlaç dışı tedavi yaklaşımları var mı?

Bütün bu sorular sıkça soruluyor. Şimdi bu sorularla ilgili düşüncelerimizi sırasıyla aktaralım.

Alzheimer Hastalığının tedavisinde özelleşmiş ilaçlar var mı? Evet. Hastalığın belleğe ve davranışlara yönelik bulguları için özel amaçlı ilaçlar kullanılıyor. Özel amaçlı olmalarının nedeni bellek ve davranış bozukluklarına neden olan beyindeki özel kimyasal eksikliklere yönelik olmaları. Bu ilaçların başarısı, her şeyden önce hastalığın erken dönemlerinde başlanmasına bağlı. Hastalığın evrelerini ölçen çeşitli ölçekler var. Bunlardan bir tanesi olan Global Kötüleşme Ölçeğinde belirlenmiş hafiften ağıra doğru 7 evre var. Bu evrelerden 1.si normal durumu belirliyor. İkinci evreden sonra kişide problem olarak ortaya çıkan bellek yakınmaları başlıyor. Bu evrelerde davranışları ve gündelik yaşam aktivitelerini (GYA) etkileyen başka bozukluklar yok. Bu evrelere erken evre gözüyle bakılıyor. Daha sonraki evrelerde davranış ve GYA bozuklukları başlıyor. Yedinci evre ise kişinin her türlü iletişiminin koptuğu evre. Tedavinin başarısı erken evrelerde başlamasına sıkı sıkıya bağlı.

Son 5 yıl içinde Memory Center’da yaptığımız takipler erken evre tedavilerinin yüz güldürücü olduğunu gösteriyor. Bu hastalarda zaman içinde hastalık ilerleyebiliyor ama en azından hızı kesilebiliyor. Geç evrelerde ise tedavinin başarısı bir hayli sınırlı. İlaçların içlerinde taşıdıkları maddelerin sistemik ve nörolojik yan etkileri olabiliyor. Unutkanlıkla ilgili kolinesteraz inhibitörleri denilen ilaçlar kişiye göre değişmekle birlikte kalp, tansiyon ve sindirim sistemi üzerinde olumsuz etkileri olabiliyor. Ancak tedavi beklentilerinin fazla olduğu hastalarda ilacın kesilmesi için acele etmemek gerekiyor. Unutkanlıkla ilgili tedavinin yanı sıra yan etkileri denetim altına alınmış ya da sınırlanmış antidepresanların ve antipsikotiklerin de yararlı etkileri olabiliyor.

Son yıllarda ilaç dışı yaklaşımlar da gösteriliyor. Bu yaklaşımlar içinde Transkranyal Manyetik Stimülasyonun(TMS) etkileri araştırılıyor.

Sonuç olarak, geçmişten beri hakkında çok olumsuz önyargıların bulunduğu ve geri dönülmez bir süreç olarak kabul edilen demansların, özellikle de Alzheimer Hastalığın tedavisindeki başarıda erken tanı ve düzenli izlem öne çıkıyor.

Alzheimer Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Alzheimer Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Alzheimer Hastalığı yavaş başlar. En sık olarak ilk belirti, aileler tarafından yaşlanmanın sonucu olarak yorumlanabilecek bellek değişiklikleri ve hafif unutkanlıklardır. Ancak hafif unutkanlık görülen kişilerin çoğunda Alzheimer Hastalığı’nın olmadığını bilmek önemlidir. Herkes zaman zaman bellek sorunları yaşayabilir; örneğin, sık görülmeyen kişilerin adlarının unutulması çok normaldir. Ama yakın tanıdıkların ya da iyi bilinen nesnelerin adlarının unutulması, aynı soruyu tekrar tekrar sormak, yakın geçmişte olan olayları unutmak yaşlanmanın normal bir parçası değildir.

Alzheimer Hastalığı’nın erken evrelerinde, hastalar yakın zamandaki olayları, etkinlikleri ya da tanıdık kişilerin ya da bilinen nesnelerin adlarını hatırlamakta zorluk çekebilirler. Çok basit matematik problemlerini çözemeyebilirler. Yaşanan bu tür güçlükler sıkıntı verebilir, ancak alarm verecek kadar ciddi boyutlara ulaşmaz.

Alzheimer Hastalığına Nasıl Tanı Konur?

Alzheimer Hastalığına Nasıl Tanı Konur?

Alzheimer hastalığı konabilmesi için önce diğer birçok durumun dışlanması gerektiğinden, doğru tanıyı koymak zordur. Bu, yanlış tanıya götürebilir ve sonuçta hasta ve ailenin akılları iyice karışır. Sözü edilen diğer durumlar arasında depresyon, metabolik hastalıklar ve beyin tümörleri sayılabilir.

Alzheimer hastalığının tanısı hastanın tıbbi öyküsü, belirtileri, nöropsikolojik testlerin1 sonuçları ve beyin taramasının yanı sıra, demans semptomlarına yol açabilecek diğer durumların yokluğunun doğrulanmasıyla konur.

Kan ve İdrar Testleri

Demansın olası diğer nedenlerini dışlamak üzere kan ve idrar testleri yapılır. Bazı olgularda omurilik sıvısı da incelenebilir.

Beyin taramaları

BT (Bilgisayarlı Tomografi) ve MRG (Manyetik Rezonans Görüntüleme) beyin tümörleri gibi, demansın olası diğer nedenlerini dışlamak için kullanılan yapısal taramalardır. PET (Pozitron Emisyon Tomografisi) ve SPECT (Tek Foton Emisyonlu Bilgisayarlı Tomografi) beynin farklı bölgelerindeki aktiviteyi (kan akımı veya glukoz metabolizması) ölçen işlevsel taramalardır.
Alzheimer hastalığı olan kişilerde elektroensefalografide (EEG) (beyin aktivitesinin elektriksel örüntüsü) yavaş dalga aktivitesinde hastalık ilerledikçe daha da belirginleşen bir artış görülebilir.

Kişide Alzheimer hastalığı olup olmadığını anlamak ve hastalığın evresini ve progresyonunu değerlendirmek üzere kullanılan bir dizi test vardır. Bu testler Alzheimer hastalığının dört ana alanında beynin ne kadar iyi işlediğini ölçer: bilişsel (kognitif düşünme ve bellek), işlevsel, davranışsal ve global (bütünde düzelme). Bu testlerden bazıları Şekil 9’da özetlendi ve izleyen sayfalarda daha ayrıntılı biçimde sıralandı.

Mini-Mental Durum Muayenesi (Mini-Mental State Examination -MMSE)

B u herhalde bütün dünyada en yaygın kullanılan bilişsel testtir ve genellikle bilişsel işlevlerin “altın standart” testi olarak görülür. Yönelim, kayıt, dikkat, hesaplama, anımsama, dil ve kopyalama ve çizim yetilerini ölçer.

Alzheimer hastalığı Değerlendirme Ölçeği –bilişsel alt ölçek (ADAS-cog)

Bellek, kopyalama, çizim ve dil yetilerini değerlendirir. Hafif ila orta şiddette Alzheimer hastalığı için yeni tedavilerin klinik denemelerinde yaygın olarak kullanılır. Testlerin yapılması en az bir saat sürer, testi yapan kişi deneyimli olmalıdır. Daha ağır demanslı hastalar işbirliğine giremezler.

Ağır Bozukluk Bataryası (Severe Impairment Battery –SIB)

Alzheimer hastalığının daha ileri evrelerindeki hastalardaki bilişsel işlevler için bir testtir. Sözsüz ipuçlarıyla birlikte verilen tek adımlı komutları yerine getirmek gibi basit ödevlere dayanır.

Alzheimer hastalığı için İşlevsel Ölçekler
Alzheimer Hastalığında İşbirliği Çalışması - Gündelik Yaşam Etkinlikleri (Alzheimer’s Disease Cooperative Study Activities of Daily Living –ADCS-ADL) 8
42 maddeden oluşan, Alzheimer hastalığının bütün evrelerinde işlevsel yetileri ölçen kapsamlı bir testtir.
Alzheimer hastalığı için davranışsal ölçekler
Davranışsal ölçekler ajitasyon, saldırganlık, depresyon, sanrılar ve varsanıları değerlendirir.
Geriatrik Hastalar için davranışsal değerlendirme (BGP) ‘Bakım için bağımlılık’ alt ölçeği
Bu test geriatrik hastaların davranışlarını ölçer. 23 maddeyi değerlendirir ve güvenilirliği iyidir.
Nöropsikiyatrik Envanter (NPI)

Bu test davranışsal belirtilerin sıklığını, şiddetini ve yarattığı sıkıntıyı değerlendirir: sanrılar, varsanılar, ajitasyon, depresyon, anksiyete, öfori, apati, disinhibisyon, iritabilite, anormal motor davranışlar, geceleri çıkan davranışlar ve iştah ile yeme bozuklukları.

Alzheimer hastalığı için global ölçekler

Global ölçekler hekimin son muayeneden bu yana Alzheimer hastalığı olan kişideki genel değişikliği değerlendirmesini temel alır ve bilişsel, işlevsel, ve davranışsal alanları içerirler. Genellikle yeni tedavilerin klinik denemelerinde kullanılırlar. Global ölçeklerin ardındaki fikir şudur, eğer bir doktor görüşme temelinde bir değişiklik algılıyorsa, büyük olasılıkla o değişiklik klinik olarak anlamlıdır.

En yaygın kullanılan global ölçekler Değişikliğe dair Klinik Global İzlenim (Clinical Global Impression of Change -CGI-C) ve Hekim Görüşmesine-Dayalı Değişiklik İzlenimidir (Clinician’s Interview-Based Impression of Change-CIBIC); bakımverenin görüşü de dahil ediliyorsa ölçeğe CIBIC+ denir.

Alzheimer hastalığının şiddetini ölçen testler

Alzheimer hastalığının evrelerini ölçen birkaç ölçek vardır. Bu ölçekler, olağan yaşamı bağlamında hastanın performansını yorumlar. Evreleme ölçekleri arasında şunlar sayılabilir:

Klinik Demans Derecelendirmesi (Clinical Dementia Rating –CDR)

Bu test bellek, yönelim, yargılama, problem çözme, toplum içi ilişkiler, ev ve hobiler ve özbakımı değerlendirir. Ölçümler hastaye test verilmesi ve hasta ve bakımverenle görüşülmesine dayanır. Demansı beş ana evreye böler –yok, kuşkulu, hafif, orta ve şiddetli.

Alzheimer Hastalığı Değerlendirme Ölçeği (Alzheimer’s Disease Assessment Scale -ADAS)

Bilişsel ve bilişsel-olmayan birer alt ölçekten oluşur. Bilişsel alt ölçekten bilişsel testler bölümünde söz edilmektedir. Bilişsel-olmayan bölüm duygudurum, ajitasyon, sanrılar ve varsanıları inceler. Test ağır demanslı hastalarda kullanılamayacak kadar uzun ve karmaşıktır.

Global Kötüleşme Ölçeği (Global Deterioration Scale –GDS)

Yedi puanlı bu derecelendirme ölçeği Alzheimer hastalığı olan kişilerin klinik değerlendirmesi için en yaygın kullanılan testlerden biridir ve genellikle araştırma amaçlı kullanılır. Evreler 1 (bilişsel gerileme yok –hiç bellek kaybı yok) ile 7 (çok ağır bilişsel gerileme –bütün sözel yetiler kaybedilmiş, idrar inkontinansı, yürüme yetisi kaybolmuş) arasındadır.

Alzheimer Hastalığı’nın Tanısı Nasıl Koyulur?

Alzheimer Hastalığı’nın Tanısı Nasıl Koyulur?

Alzheimer Hastalığı’nın erken ve doğru tanısı hastaya ve ailesine geleceği planlamak konusunda yardımcı olur. Böylece, hastanın verilecek kararlarla ilgili sürece katılması mümkün olur. Ayrıca erken tanı, hastalığın belirtilerinin tedavisi açısından hastaya en iyi şansı da sağlayacaktır.

Günümüzde Alzheimer Hastalığının tanısının %100 kesinlikle konabilmesinin tek yolu beyin dokusunda plaklar ve nörofibriler yumakların gösterilmesidir. Ancak bu inceleme sadece otopsi sırasında yapılabilir.

Bununla birlikte, bu alanda deneyimli bir doktor klinik muayene sonucunda %90 kesinlikle Alzheimer Hastalığı tanısı koyabilir. Bu hastalık için tek bir tanı testi bulunmadığı için tanıda genellikle hasta yakınlarından alınan kapsamlı bir tıbbi öykünün (unutkanlık ve diğer zihinsel değişikliklerin ne zaman, ne şekilde ortaya çıktığı, nasıl ilerlediği gibi bilgiler) yanı sıra belleği ve diğer zihinsel işlevleri değerlerdirmeye yönelik testler kullanılır.

Genel olarak doktorların tanı için kullandığı yöntemler arasında şunlar yer almaktadır:

• Bireyin daha önceki genel sağlığına, zihinsel ve işlevsel kapasitesine, kişilik yapısına, bunların ne zaman ve nasıl değişmeye başladığına, şu anki belirti ve işlev bozukluklarına, günlük yaşam işlevlerini yapıp yapamadığına ilişkin sorular

• Bellek, problem çözme, dikkat, sayı sayma ve dil ile ilgili zihinsel testler

• Kan, idrar ya da beyin-omurilik sıvısı testleri gibi tıbbi testler

• Beyin görüntüleme yöntemleri

Kimi zaman Alzheimer Hastalığı ile benzer hastalıkların ayırt edilmesi zor olabilir. Alzheimer Hastalığı demansın başlıca nedenidir. Ancak bunun yanında bunamaya başka birçok hastalık sebep olabilir: beyin damar tıkanmalarına bağlı olarak beyindeki sinir hücrelerine giden kan akımındaki azalmaya bağlı vasküler demans, Alzheimer Hastalığı ve vasküler demansın birlikte görüldüğü mikst demans ve seçici beyin hücresi ölümüne sebep olan frontotemporal demans, Lewy cisimcikli demans ve Parkinson Hastalığı demansı gibi. Depresyon, ilaç yan etkileri, bazı tiroid hastalıkları, aşırı alkol kullanımı ve beslenme dengesizlikleri de bellek ya da diğer zihinsel işlevlerde bozukluğa yol açabilen diğer durumlardır.

Alzheimer Hastalığı’nın Belirtisi Olabilecek 10 Faktör Nedir?

Alzheimer Hastalığı’nın Belirtisi Olabilecek 10 Faktör Nedir?ü

1- Bellek kaybı:
Yakın geçmişteki bilgileri ve olayları unutmak demansın (halk arasında bunama olarak adlandırılır) en sık karşılaşılan sebebi olan Alzheimer Hastalığı’nın en önemli bulgularından birisidir. Hasta giderek daha sık unutmaya başlar ve daha sonra bunları hatırlayamaz.

2- Günlük yaşam işlevlerini yerine getirmede güçlük çekme:
Hastalar çoğunlukla günlük işlerini planlamada ve tamamlamada zorluk çekerler. Yemek pişirme, telefonla konuşma ya da giysi seçme gibi belirli basamakları olan işlerde giderek sorunlar yaşamaya başlarlar.

3- Konuşma güçlükleri:
Alzheimer hastaları kelime bulmakta zorluk çekebilirler, konuşurken takılabilirler, kelimeler yerine tanımlar kullanabilirler, örneğin diş fırçasının adını hatırlayamayıp, yerine “ağzım için kullandığım şu şey” diyebilirler. Bunun sonucunda söylediklerini ya da yazdıklarını anlamak güçleşir.

4- Zamanı ve mekanları karıştırma:
Alzheimer hastaları günü, ayı, mevsimi karıştırabilir, evinin çevresi gibi bildik tanıdık yerlerde kaybolabilir, nerede olduğunu unutabilir veya orada ne işi olduğunu hatırlayamayabilirler.

5- Değerlendirme ve karar vermede güçlük çekme:
Alzheimer hastaları uygunsuz şekilde giyinebilirler, örneğin, sıcak bir havada kat kat elbise giyme ya da soğukta ince bir kıyafetle dolaşma gibi. Para kavramı, paranın alım gücü, paraları tanıma bozulabilir, gereksiz alışverişler ortaya çıkabilir.

6- Soyut düşünme becerisinde güçlük çekme:
Alzheimer hastaları karmaşık zihinsel işleri gerçekleştirirken olağandışı güçlükler yaşayabilirler.

7- Eşyaları yanlış yerlere koyma:
Alzheimer hastaları eşyaları olağan dışı yerlere koyabilir: örneğin, ütüyü buzdolabına ya da saatini şeker kavanozuna. Ayrıca, sıklıkla da eşyalarını koydukları yeri unuturlar.

8- Ruh hali ya da davranış değişiklikleri:
Alzheimer hastalarının ruh halleri, görünürde geçerli bir neden yokken ani değişimler gösterebilir, örneğin aniden ve orantısız bir şekilde sinirlenebilirler, çabuk ağlama ya da içine kapanma, hayaller ya da yanlış algılamalar görülebilir.

9- Kişilik değişiklikleri:
Hastaların kişiliklerinde çarpıcı değişiklikler ortaya çıkabilir, aşırı derecede kuşkucu, korkak ya da bir aile bireyine bağımlı hale gelebilirler.

10- Sorumluluktan kaçınma:
Alzheimer hastaları çok pasif hale gelebilir, televizyonun karşısında saatlerce oturabilir, fazla uyuyabilir ya da olağan işlerini yapmak istemez hale gelebilirler.

Bireyin kendisi ya da yakınları tarafından bu 10 belirtiden bir veya birkaçı fark edildiğinde, zaman geçirmeden bir nörolog veya psikiyatriste başvurulması, hastalığın erken tanısı açısından önemlidir.

Alzheimer Hastalığı ilerledikçe belirtiler giderek daha dikkat çekici hale gelerek tıbbi yardım istenmesine yol açacak kadar ciddi boyutlara ulaşır. Unutkanlık günlük işleri etkileyecek boyutlara ulaşır. Orta evrelerde diş fırçalama ya da saç tarama gibi basit işlerin nasıl yapıldığı unutulabilir. Hasta artık net olarak düşünemez duruma gelebilir. Yakından tanıdığı kişileri ya da yerleri tanıyamayabilir. Konuşma, anlama, okuma ve yazmada sorunlar çıkmaya başlar. Daha ileri evrelerde yoğun kaygılar ya da saldırganca davranışlar görülebilir. Hasta evden uzakta amaçsızca gezinebilir. Geç evrelerde hasta yardımsız giyinemez ya da banyo yapamaz, bıçak ve çatal kullanamaz. Hasta sonunda tümüyle bakıma muhtaç hale gelir.

Alzheimer hastalarında davranışsal bulgular ve belirtiler de görülür. Alzheimer hastalığında depresyon sıktır. Çeşitli çalışmalarda Alzheimer hastalarının %25-85′inde depresyon belirtileri geliştiği bildirilmiştir. Alzheimer hastalarının %10-30′unda hezeyanlar (sanrı) ortaya çıkar. Hasta birşeylerinin çalındığına ya da belirli bir kişinin kendisine karşı düşmanlık beslediğine inanabilir. Bu kişi yakın bir akraba ya da bakıcıysa, hastanın bakımında ciddi sorunlar çıkabilir. Halüsinasyonlar (olmayan şeyleri görme ya da duyma) da sık görülen belirtilerdendir.

Hasta yakınları bazen aile yakınlarından birinin (örneğin eşinin) yerine başka birinin geçtiği düşüncesine kapılabilirler.

Alzheimer Hastalığı ve Adli Psikiyatrik Uygulamaları

Alzheimer Hastalığı ve Adli Psikiyatrik Uygulamaları

Alzheimer ile ilgili olarak ortaya çıkabilecek hukuki sorunlar konusunda ön planda düşünülmesi gereken Medeni Kanunun vesayet ve müşavirlik ile ilgili maddeleridir.

Her vatandaş erişkin yaşa (18 yaş) geldikten sonra, oy kullanma, alıp satma, vasiyetname düzenleme, evlenme gibi medeni kanunla düzenlenmiş her türlü işleri bizzat kendi başına yapabilme hakkını kazanmış olur. Bir erişkinin medeni haklarını kullanabilmesi için mümeyyiz (temyiz edebilme kabiliyeti) olması gerekir. Bir kişinin mümeyyiz kabul edilmesi için sadece 18 yaşını bitirmiş olması yetmez. Aynı zamanda tam bir zihinsel ve ruhsal sağlamlık içinde olması gerekir.

Alzheimer gibi entelektüel ve ruhsal faaliyetleri etkileyen bir bozukluk, özellikle hastalığın ilerlemiş dönemlerinde kişinin temyiz edebilme kabiliyetini etkiler. Alzheimer hastalığına tutulmuş bir kişinin hafızası, olayları sağlıklı değerlendirme yeteneği, telkine dayanıklılığı gibi medeni hakları kullanmak için gereken türlü özelliklere herhangi bir insan kadar sahip olmayabileceğini unutmamak gerekir. Üstelik hasta olan kişi bu yeteneklerine artık sahip olmadığının ya da eskisi kadar sahip olmadığının tam olarak ayırdında olmayabilir. Bu durum, onu bazı hukuk işlemlerinde kendisi, ailesi ve yakınlarının menfaatlerini koruma konusunda yetersiz kılabilir. Özetle bir Alzheimer hastası, hastalığının derecesine bağlı olarak, türlü finansal konularda istismar edilmeye oldukça açık birisidir. Kendisinin finansal istismara açık olması gibi, aslında istismar etmek niyetinde olmadığı halde başkalarını da mağdur duruma düşürebilir. Hatalı finansal kararlar, vasiyetname düzenlemeleri gibi hukuki işlemlerle bir anlık kızgınlık ve mahkeme hataları sonucu aslında çok sevdiği yakınlarının ciddi boyutlarda mağduriyetlerine yol açabilir.

Finansal istismar riski kadar önemli bir yer tutmasa da, ülkemizin kültürel özellikleri nedeniyle seyrek rastlanmayan bir durum olarak evlenmeyi istemesi ayrı bir sorun olarak karşımıza çıkabilir. Unutmamalıdır ki evlenme de mendi kanunla korunmuş bir haktır ve mümeyyiz olmadığı düşünülen kişilerin evlilikleri ancak bilirkişi hekimlerin raporları sonrasında mümkün olabilir.

Türk Ceza Kanunu ile ilgili olarak, yakınları suçlama, bir şeylerin çalındığını iddia etme, kıskançlık fikirleri, kendisine kötülük yapılacağı gibi aşırı değerlendirmelerden varsanılara kadar giden boyuttaki muhakeme kusurları da Alzheimer hastalığına tutulmuş olan bir kişinin dava açabilme ehliyetini etkileyebileceğinden ve çeşitli tatsız sosyal sorunlara yol açabileceğinden dikkatli olunması gerekir. Yaşı ve fiziksel yetersizliği nedeniyle fiziksel şiddet içeren suçlara kalkışmaları çok kolay olmasa da, bilhassa düşünce bozuklukları ile seyreden durumlarda yine de tedbirli olunmasında fayda vardır. Delirium ya da diğer organik sebeplerle mekan oryantasyonu bozulmuş kişilerin evlerini, bulundukları ortamları karıştırmaları mümkün olabileceğinden (bu durumun yabancı ortamlarda ve geceleri daha sık olabileceği unutulmamalıdır) kayıp vakaları için çok dikkatli olunması gerekmektedir.

Alzheimer Hastalığı Nedir? Kaç Yaşında Başlar?

Alzheimer Hastalığı Nedir? Kaç Yaşında Başlar?

Alzheimer ilk kez Alman bir psikiyatrist olan Dr Alois Alzheimer tarafından 1906 yılında, ölümünden sonra bir kadın hastanın beyninde bulunan anormal topaklar ve yumaklar şeklinde tanımlandı.

Alzheimer Hastalığının Tanımı

Alzheimer hastalığı bellek, dil ve mantıklı düşünme de dahil olmak üzere bütün zihinsel yetilerde ilerleyici kötülemeye, gündelik etkinlikleri ve davranışları yerine getirme yetisinde değişikliklerin eşlik ettiği bir hastalıktır.

Alzheimer Hastalığı: Başlangıç Yaşı

30’lu yaşlarının sonlarında Alzheimer hastalığına tutulduğu bildirilen bireyler olmakla birlikte, hastalık genellikle 60 yaşından sonra ortaya çıkar.3 Araştırmalar beyindeki özgül bazı sinir hücrelerinin dejenere olduğunu ve beynin sözcük anlamında büzüştüğünü göstermiştir. Beynin tutulan alanlarına ait işlevler kademe kademe kötüler, ve bellekte (özellikle kısa süreli bellek), yoğunlaşmada, yönelimde, soyut düşünmede bozuklukların yanı sıra kişilik değişiklikleri ortaya çıkar ve önünde sonunda yıkanma ve giyinme gibi gündelik etkinlikleri yerine getirme yetisi kaybolur.4

Belirtiler ve Prognoz

Alzheimer hastalığının geniş biçimde tanımlanmış üç evresi vardır, ancak hastalar arasında büyük farklılıklar görülebilir. Bu üç evre yaklaşık bir hastalık takvimiyle Şekil 3’te özetlenmiştir. Alzheimer hastalığı olan kişilerde zaman içinde beyin işlevlerinde ilerleyici düşme gözlenir ve tanıdan sonra ortalama yaşam beklentisi 7-10 yıldır.